SÜNEN EBU DAVUD
ET’İME BAHSİ
35. (Suda Kendi Kendine Zahiren Sebepsiz Olarak Ö1üp) Suyun Yüzüne Çıkan Balıkları Yemenin Hükmü
Câbir b. Abdullah’ dan, Rasûlullah (s.a.v.)’in şöyle buyurduğu rivayet olunmuştur: “Denizin (sahile) attığı veya (deniz sularını) kendisinden geri çektiği (için açıkta kalan) şeyleri yeyiniz. (Fakat) denizde (kendiliğinden zahiri bir sebep olmaksızın ölüp de) su yüzüne çıkan şeyleri yemeyiniz.”
Ebû Dâvûd dedi ki: Süfyan es-Sevrî, Eyyub ve Hammâd da hadisi Ebu’z-Ziibeyr’den rivayet ettiler ve bunların üçü de rivayet zincirini) Câbir üzerinde durdurdular, (Hz. Nebi’e kadar uzandıramadılar). Bazen bu hadis (in rivayet zinciri) zayıf bir şekilde îbn Ebî Zi’b, Ebu’z-Zübeyr ve Câbir yoluyla Hz. Nebi (s.a.v.)’e dayandırılarak rivayet edilmiştir.
İzah:
Bu hadis-i şerif, “Suda kendi kendine, zahiren sebepsiz olarak olup de suyun yuzune çıkan balıklar yenmez diyen[Ö.N.Bilmen Büyük İsl.İlmihali, 418.] Hanefîlerin delilidir.
Bu görüş Câbir (r.a) ile İbn Abbas (r.a) dan da mevkuf olarak rivayet olunmuştur. Mîrkât yazarının da ifade ettiği gibi, haram ve helâl konularında sahabeden gelen mevkuf rivayetler merfû hadis hükmündedir.
Hidâye müellifinin dediği gibi, zahiren sebepsiz olarak kendi kendine ölen bir balığı yemek Hanefîlere göre mekruh; İmam Mâlik ile İmam Şafiî ve İmam Ahmed ve Zahirîlere göre böyle bir balığı yemek helâl olmakla beraber yememek evlâdır.
Bu görüşte olan fıkıh imamlarının ve taraftarlarının Kitap’tan delilleri;”Hem kendinize hem de yolculara bir geçimlik olmak üzere deniz avı ve onu yemek, size helâl kılındı”[Mâide 96] âyet-i kerimesidir. Çünkü bu âyet-i kerime deniz hayvanlarının insanlar tarafından avlanarak yakalananlarını İçerisine aldığı gibi kendiliğinden ölerek insanların eline geçeni de kapsamına almaktadır.
Sünnetten delilleri ise, “Bize iki ölü (hayvan) helâl kalındı: Birisi balık, diğeri çekirge”[İbn Mâce, sayd, el’ime; Muvatta, sıfatü’n-nebî; Ahmed b. Hanbel, II, 97.]
mealindeki hadis-i şerifle, “Denizin suyu temiz, ölüsü helâldir” mealindeki 83 numaralı hadis-i şeriftir. Çünkü bu hadis-i şeriflerde, zahiren sebepsiz olarak ölüp de su yüzüne çıkan balıkla, insanlar tarafından avlanarak veya zahirî bir sebeple öldükten sonra ele geçen balıklar arasında bir ayırım yapılmamaktadır.
Hanefî ulemasının delili ise mevzumuzu teşkil eden bu hadis-i şerifle Hz. Ali’nin, “Bizim çarşımızda kendiliğinden ölüp de su yüzüne çıkan balık alışverişi yapmayın” sözü ve İbn Abbas’ın, rivayet ettiği, “Deniz öldürdükten sonra su yüzünde sürüklenip dururken bulduğunuz deniz hayvanlarını yemeyiniz” mealindeki hadislerdir.
Aynî’nin de açıkladığı gibi, mevzumuzu teşkil eden Câbir hadisi çeşitli rivayetlerle te’yid edilmiştir.
Bu görüşte olan Hanefi âlimlerine göre, aksi görüşe sahip olan fıkıh âlimlerinin delil olarak sarıldıkları Mâide sûresi 96. âyetinde onların görüşlerini isbatlayan bir ifade mevcut değildir.
Hidâye yazarı Merginânî’nin açıkladığı üzere sahâbilerden bir topluluk da bu görüştedirler.[el-Aynî, el-Binâye, IX, 98-99.]
Hadis Ansiklopedisi Trke Hadis Kaynaklar