SÜNEN EBU DAVUD
VİTR BAHSİ
DEVAM: 20. Kur’an Okumada Tertil Müstehabtır
Muhammed b. Süleyman el-Enbârî, dedi ki; Vekî ve İbn Üyeyne teğannî’den maksadın, istiğna (ihtiyaç duymama, itibâr etmeme) olduğunu söylediler.
İzah:
Bu babın hadislerinde geçen “tegannf’den anlaşılabilecek mânâların bir kaçını 1469 nolu hadisin açıklamasında belirtmiştik. Bunlardan birisinin “Kur’an’la yetinip başka bir şeye ihtiyaç duymamak” olduğu, orada ifade edilmişti. Bundan evvelki rivayette Ebu Lübâbe’nin de bu son manayı anladığı belirtilmişti.
Üzerinde durduğumuz bu rivayet de Vekî b. el-Cerrah ve Süfyan b. Üyeyne’nin de aynı manayı anladığını göstermektedir. Zaten Ebu Davud’un bu rivayeti kitabına almaktaki maksadı, bu anlayışa işaret etmektir. Ancak bu anlayışa göre istiğna (ihtiyaç duymamak)dan maksad, gönlün zenginliğidir, fakirliğin karşılığı olan zenginlik değildir. Çünkü maddi zenginlik (ihtiyaç duymama) Allah’ın ikram edeceği sayılı vak’alar hariç, sadece Kur’an-t Ke-rim’le elde edilmez. Sonra bu hadis buradaki teğanniyi maddi zenginlik olarak anlamaya hiç de müsait değildir. Çünkü o zaman ifâdenin “Kur’an-ı Kerim okumak suretiyle dünya zenginliğini istemeyen bizden değildir” manasını verecek şekilde olması gerekir ki bu, mümkün değildir.
Ebu Ubeyd, Vekî’ ve Süfyan b. Uyeyne’nin tefsirlerini beğenip “tegan-nî’nin istiğna manasına kullanıldığını arab şiirinden misaller getirerek isbat etmiştir, İbn Mes’ud’un “Al-i İmrân suresini okuyan zengindir” manasına gelen sözü de Ebu Ubeyd’in şahitleri arasındadır.
Daha önce de işaret edildiği gibi bazı âlimler ise, hadisteki “teğannî” kelimesinin istiğna (zenginlik ihtiyaçsızlık) ile tefsirini kabul etmemektedirler. Taberi’nin naklettiğine göre Şafiî’ye İbn Uyeyne’nin yukarıda geçen te’vili sorulduğunda buna razı olmamış, eğer Resulüllah (s.a.v.) bu sözüyle istiğnayı kast etmiş olsaydı demez derdi. Efendimizin maksadı sadece sesi güzelleştirmektir” demiştir.
îbn Battal, îbn Ebî Müleyke, Abdullah b. el-Mübârek ve Nadr b. Şumeyl de Şafiî gibi tefsir etmişlerdir. “Allah (c.c.) Kur’an okurken nağme yapan bir peygamberi dinlediği gibi hiç bir peygamberi dinlememiştir” manasın-daki rivayet de bu anlayışı desteklemektedir…” der Taberi, terennümün ancak güzel ses ve makamla olabileceğini söyleyerek eğer teğannînin mânâsı istiğna olsaydı, o zaman hadislerde ne sesini ne de açıktan okumanın zikredilmesine lüzum kalmazdı” der. İbn Mâce’deki şu rivayet de Şafiî, Taberi ve îbn Battal’m anlayışlarına yardımcı olmaktadır. Resulullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
“Allah (c.c.) güzel sesle Kur’an okuyan adamı şarkıcı kadının sahibinin o kadım dinlediğinden çok daha fazla dinler.”
Netice olarak denilebilir ki, aslında arapçada tegannî kelimesi, hem Ve-kî ve Süfyan b. Uyeyne’nin dedikleri gibi “istiğna”, hem de Şafiî, Taberi ve İbn Battal’in dedikleri gibi, sesi güzelleştirmek, makam yapmak mânâlarına gelir. Ancak diğer rivayetler anılan kelimeyi sesi güzelleştirmek ve makam yapmak manalarına almanın daha uygun olacağını göstermektedir. Bu kelimenin ifade edebileceği tüm manaları birleştirerek “teğanniyi sesi güzelleştirip açıktan hüzün verici bir makamla başka bir habere ihtiyaç duymadan kendisi ile gönül zenginliği isteyip mal zenginliği umarak okumak şeklinde ifadelendirmek de mümkündür. Ancak metin tercemeye bütün bunların yansıtılması mümkün olmadığı için hadiste kelime tercüme edilmeden “tegannî yapmayan” ifadesi kullanılmıştır.
Hadis Ansiklopedisi Trke Hadis Kaynaklar