SÜNEN EBU DAVUD
SALAT BAHSİ
35. Ezanla İkamet Arasındaki Dua
Enes b. Malik r.a. demiştir ki: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Selem): “Ezan ile ikamet arasında (edilen) dua (geri) çevrilmez” buyurdu.
Diğer tahric: Tirmizi, salat; ve da’avat
AÇIKLAMA: Allahu Zül Celal Hazretleri, lütuf ve merhametinin eseri olarak isyan ve hata’dan beri olmayan kulları için tevbe kapısını ölünceye kadar açık bulundurduğu gibi, dünya ve ahiretle ilgili isteklerinin büyük-küçük her çeşidini sadece kendinden istemeleri, kullara boyun eğmemeleri için de dergah-ı izzetine el açıp ihlasla niyazda bulunmalarını emretmiş ve kulun duasının kabul olunduğuna dair bir takım alametler yaratmıştır. Duanın kabul olmasının başta gelen şartı, haramlardan kaçınmak ve ihlasla belli zaman ve mekanları değerlendirmektir.
İşte bu hadiste ezan ile ikamet arasında edilen duanın reddolunmayacağını ifade ve kulları bu zamanlarda duaya teşvik etmektedir. Hakim ve Ebu Ya’la’nın Ebu Ümame’den rivayet ettikleri bir hadis-i şerifte de Resul-i Ekrem (s.a.v.) Efendimiz şöyle buyurmaktadır: “Müezzin ezan okumaya başlayınca gök kapıları açılır ve dualar(ı) kabul edilir”[el-Mutteki, Kenzu’l-Ummal,II, 102.] Yine Enes b. Malik (r.a.)’in rivayet ettiği bir hadis-i şerifte Efendimiz şöyle buyuruyor: “Müezzin ezan okuduğu zaman yapılan dua kabul olur. İkamet edilince bir daha dua geri çevrilmez.” [el-Mutteki, Kenzu’l-Ummal, II, 103.]
İmam Malik ve Beyhakî, Ebu Hazim vasıtasıyla Sehl b. Sa’d’den şu hadis-i şerifi rivayet etmişlerdir: “İki vakit vardır ki, duası kabul olunmayan kişi pek azdır. Namaz için ezan okunduğu an, Allah yolunda mücahidlerin saf teşkil ettiği an” [el-Mutteki, Kenzu’l-Ummal, II, 101.]
Kelime olarak dua her türlü isteği ifade eder. Bu anlamda bir kimsenin rızık peşinde koşması da bir duadır. Rızık te’mini yolunda sebeblere sarılmak da şartlarına riayet edilerek yapılan bir dua hükmündedir. Bu manadaki dua bütün müslümanlar için yapıldığı zaman kabul edilme ümidi çok kuvvetlidir.
Ancak bu hadis-i şerifte kasd edilen dua, şartlarına sarılarak yapılan, kendisiyle bir günahın tahakkuku istenmeyen ve akraba ziyaretini kesmeyen bir kimsenin yaptığı duadır.
Kişi dua esnasında bütün varlığıyla Allah’a yönelmeli ve duasının mutlaka kabul olunacağına inanmalıdır. Çünkü Cenab-ı Hak kulunun zannına göre muamele eder: “Ben kuluma, bana olan zannına göre muamele ederim” [bk. el-Acluni, Keşfu’l-hafa, I, 202.]
Ancak dua kabul olmadı diye duadan vazgeçmemeli, devam etmelidir. Çünkü Cenab-ı Allah ya o dua ile kula isabet edecek bir belayı önlemiştir; yahutta bu duanın kabulü te’hir edilmiştir. Ya da onun karşılığı ahirette verilecektir.
Bazı duaların gerçekleşmesinin, kulun aleyhine olabileceğini de unutmamak lazımdır. Bu bakımdan duanın neticesini Allah’a bırakmak gerekir.
Bilindiği gibi Nebi s.a.v. zamanında Sa’lebe isminde bir fakir var idi. Allah’ın kendisine çok mal vermesi içinResulullah (S.A.V.)’dan dua etmesini istedi. Bu maksatla her gelişinde Resulullah (s.a.v.): ” Ya Sa’lebe, şükrünü eda edebileceğin az mal, hazmedemeyeceğin çok maldan daha hayırlıdır” derdi. Üçüncü defa gelişinde Resul-i Ekrem (s.a.v.): “Ey Sa’lebe, ben senin için bir örnek değil miyim? Vallahi dağların elimde gümüş veya altın olmasını isteseydim öyle olurdu” demişse de Sa’lebe: “Seni gönderen Allah’a yemin olsun ki, eğer beni zengin ederse, bu malın şükrünü hakkıyla eda edeceğim. Bu malda hakkı olan herkese de hakkını eksiksiz vereceğim” diye ısrar ediyordu. Sa’lebe o sıralarda hakikaten Resul-i Ekrem’den ayrılmıyor, cuma ve cemaate devam ediyordu. Nihayet Resul-i Ekrem (S.A.V.) Sa’lebe’nin ısrarı karşısında O’nun için “Ey Allahım Sa’lebe’-ye çok mal nasib eyle” diye dua etti. Bunun üzerine Sa’lebe gidip kendisine bir koyun aldı. Kısa zamanda davarları çoğaldı. Medine’ye sığmaz oldu. Medine’den uzak bir çiftliğe çekilerek davarlarının derdine düşen Sa’lebe, Allah’ı ve Resulünü unutup cami ve cemaat nedir bilmez oldu. Resulullah ona bir mektup gönderip davarlarının zekatını istediyse de o, “ben bunu veremem bu sizin istediğiniz cizye gibi bir şeydir” diye cevab verdi. Elçiler bu haberi Resül-ü Ekrem’e eriştirmeden önce Resul-i Ekrem (s.a.v.)’in mübarek ağzından şu kelimeler döküldü: “Vay yazık Sa’lebe’ye, yazık Sa’lebe’ye” sonra da şu ayet-i kerime nazil oldu: “Vaktaki Allah fadlından istediklerini verdi, cimrilik edip yüz çevirdiler” [bk. Hak Dini Kur’an Dili, IV, 2591]
Tirmizî’nin rivayet ettiğine göre Efendimiz: “Ezan ile ikamet arasında dua geri çevrilmez.” buyurunca sahabe-i Kiram; Ya Resulallah, nasıl dua edelim? diye sormuşlar. Resul-i Ekrem (s.a.v.) de; “Allah (c.c.)’ın affını, dünya ve ahirette afiyette kılmasını isteyiniz” buyurmuştur. [Tirmizi, salat; deavat]
Bazı Hükümler
Hadis Ansiklopedisi Trke Hadis Kaynaklar