SÜNEN EBU DAVUD
SALAT BAHSİ
28. Ezanın Nasıl Okunacağı
Abdullah b. Zeyd şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) halkı namaz’a toplamak maksadıyla çalınmak üzere bir çan yapılmasını emrettiği sıralarda idi. Ben uyurken (rü’yamda) yanıma elinde çan taşıyan bir adam çıkageldi. Ben ona: Ey Allah’ın kulu! Bu çanı bana satmaz mısın? dedim. Onu ne yapacaksın? dedi. Onunla (halkı) namaza çağıracağız, dedim. Sana bundan daha hayırlısını göstereyim mi? dedi. Ben de ona: Evet (göster), dedim. Dedi ki: “Şöyle dersin:
ALLAHU EKBER. ALLAHU EKBER.
ALLAHU EKBER. ALLAHU EKBER.
EŞHEDU EN LA İLAHE İLLALLAH= Ben, Allah’dan başka ilah olmadığına şehadet ederim. EŞHEDU EN LA İLAHE İLLALLAH=Ben,Allah’dan başka ilah olmadığına şehadet ederim.
EŞHEDU ENNE MUHAMMEDEN RESULULLAH=Ben.Muhammed’in Allah’ın elçisi olduğuna şahitlik ederim. EŞHEDU ENNE MUHAMMEDEN RESULULLAH=Ben, Muhammed’in Allah’ın elçisi olduğuna şahitlik ederim.
HAYYA ALE’S-SELAH=Haydin namaza, HAYYA ALE’S-SELAH=haydin namaza.
HAYYA ALE’L-FELAH=Haydin kurtuluşa, HAYYA ALE’L-FELAH=Haydin kurtuluşa.
ALLAHU EKBER. ALLAHU EKBER.
LA İLAHE İLLALLAH=Allah’tan başka ilah yoktur.”
Sonra benden biraz uzaklaştı ve (şöyle) dedi; “Namaza kalktığın vakitte de (şöyle) dersin:
ALLAHU EKBER. ALLAHU EKBER.
EŞHEDU EN LA İLAHE İLLALLAH
EŞHEDU ENNE MUHAMMEDEN RESULULLAH
HAYYA ALE’S-SELAH
HAYYA ALE’L-FELAH
KED KAMETU’S-SALAT=Namaz başladı. KED KAMETU’S-SALATNamaz başladı.
ALLAHU EKBER. ALLAHU EKBER
LA İLAHE İLLALLAH.”
Sabah olunca Resul-i Ekrem’e gelip gördüklerimi haber verdim.
“İnşallah hak rü’yadır. Bilal ile beraber kalk gördüklerini O’na öğret de ezanı o okusun. Çünkü onun sesi seninkinden daha gür ve tatlıdır” buyurdu. Bilal ile beraber kalktık. Ben O’na öğretmeye başladım, o da okumaya (başladı). Abdullah b. Zeyd (devamla) dedi ki: Bu ezanı evinde işiten Ömer b. el-Hattab (r.a.) sür’atle dışarı çıktı ve, “Ya Rasulullah, seni hak Nebi olarak gönderen Allah’a yemin ederim ki O’nun gördüğünü ben de gördüm” diyordu. (Bunun üzerine) Resul-i Ekrem (Sallallahu aleyhi ve Sellem) de: “Allah’a hamd olsun” buyurdu.
Ebu Davud dedi ki: Zührî’nin, Said b. el-Müseyyeb vasıtasıyla Abdullah b. Zeyd’den rivayet ettiği (hadis) de aynen yukarıdaki hadis gibidir. Ancak îbn İshak, ZührVden rivayetinde: -ALLAHU EKBER-“Allah en büyüktür, Allah en büyüktür, Allah en büyüktür. Allah en büyüktür” (lafızlarını dört defa) söylemişse de Ma’mer ve Yunus Zühri’den yaptıkları rivayetlerinde (iki defa) “Allah en büyüktür, Allah en büyüktür” demişler. Bir daha tekrarlamamışlardır.
Diğer tahric: Tirmizî, mevakît; ibn Mace, ezan; Darimî, salat; Ahmed b. Hanbel, IV, 43.
AÇIKLAMA: Bir numara önce geçen hadis-i şerifle beraber üzerinde durduğumuz bu hadis-i şeriften anlaşılıyor ki, cemaatle namaza yetişememek korkusu ile, sahabe-i kiram namaz vaktini müslümanlara kolayca ilanledecek bir çare arıyorlardı.Resul-i Ekrem’in başkanlığında bir istişare kurulu teşekkül ettirilerek müzakereler yapılmıştı. Neticede çaresiz kalınarak, bir çan çalıp namaz vaktinin girdiğini halka ilan etmeye karar verildi. Her ne kadar çan çalmak hıristiyanların adeti idiyse de Resul-i Ekrem (s.a.v.) bunu Yahudilerin adeti olan boru sesiyle ilan etmeye tercih etmişti. Çünkü Hıristiyanlar Resul-i Ekrem (s.a.v.)’e karşı Yahudilere nisbetle daha yumuşak ve ılımlı idiler. Nitekim Cenab-ı Hak Hıristiyanların bu halini Kur’an-ı Kerim’inde şöyle beyan buyurmuştur: “Andolsun ki, insanlardan iman edenlere en şiddetli düşman olarak Yahudileri ve Allah’a şirk koşanları bulacaksın. And olsun ki onlardan iman edenlere sevgice en yakını da “Biz Hıristiyanlarız” diyenleri bulacaksın. Bunun sebebi, onların içinde keşişler ve rahibler bulunmasından ve onların gerçekten büyüklük taslamamasındandır”[Maide 82]
Ancak daha sonra Abdullah b. Zeyd (r.a.) ile Ömer b, el-Hattab’ın vahy ile tasdiklenmiş rü’yaları neticesinde, ısmarlanmış olan çandan vazgeçilerek İslam’ın bir şiarı olmak üzere ezan-ı Muhammedi meşru kılınmıştır.
Ezan-ı Muhammedi’nin ihtiva ettiği zengin manalara bir evvelki hadis-i şerifte temas edilmiştir. Bu mübarek lafızlar arzın her noktasında değişen namaz vakitlerine göre fasılasız olarak okunarak hakimiyeti sürdürecektir. Hayat onunla sabahleyin başlayıp yine onunla yatsı vaktinde sükunete erecektir. Kıyamete kadar arzın dört tarafında bu kelimelerin hakimiyetini sürdüreceğinin bir remzi olarak AIlahu Ekber lafızları dört kere tekrarlanır. Yine her yüksek mekana çıkıldığında da bu kelimeleri okayarak Allah’ın büyüklüğü hatıra getirilir.
Ezan, ehl-i tasavvufun da dediği gibi, malının, mülkünün büyüklüğüne kapılıp, ona güvenip büyüklenenlere lisan-ı hal ile, “Hayır, en büyük Allahtır; ne malınız, ne canınız, ne de sultanınız!” diyerek uyarır.
Hadis-i şerifte geçen “sonra benden biraz geriye çekildi” sözlerinde ulema ikametin ezan okunan yerden ayrı bir yerde yapılması gerektiğine hükmetmişler ve ezanla ikametin birbirine eklenmeyip fasılalı yapılmalarına işaret edildiği manasını çıkarmışlardır. Yine bu hadis-i şeriften, Resulullah (s.a.v.)’ın sesinin gür ve tatlı olması sebebiyle Hz. Bilal’e ezan okumasını emretmesinden dolayı müezzinlikte sesi gür olan kişilerin gür sesli olmayanlara tercih edileceği hükmünü çıkarmışlardır.
Yine bu hadiste geçen ezan lafızlarına bakarak tekbirlerin dört kere tekrarlanacağı hükmüne varılmıştır. İmam Ahmed, Şafiî ve Ebu Hanife bu görüştedirler. Bu görüş aynı zamanda ulemanın büyük çoğunluğu tarafından da benimsenmiştir, delilleri ise, bu üzerinde durduğumuz hadis ile, ileride gelecek olan (501) numaralı Ebu Mahzure hadisi ve bütün müslümanların toplandığı bir merkez olan Mekke halkının tatbikatıdır. Çünkü Mekke’lilerin bu uygulamasına hiç bir sahabi veya ilm adamı itiraz etmemiştir.
İmam Malik, Ebu Yusuf, Zeyd b. Ali, Sadık, Hadi, Kasım ise Abdullah b. Zeyd’in bazı rivayetlerine, Ebu Davud’un Ma’mer ve Yunus kanalıyle Zührî’den rivayet ettikleri, tekbirin dörtlenemeyeceği hadîsine, sünneti en iyi bilen Medînelilerin uygulamasına, Ebu Mahzure’nin İbrahim b. İsmail ve Ziyad b. Yunus tarikiyle rivayet ettikleri tekbirin sadece iki kere okunacağını ifade eden Hadîse ve yine aynı mevzudaki Müslim hadisine bakarak ezanın evvelinde tekbirin sadece iki kere okunması lazım geldiğine hükmetmişlerdir. Şevkanî de tekbirin dörtlenmesi görüşünü tercih etmiştir.
Ezanda bir de terci’ meselesi vardır. Dinî bir terim olarak terci’ iki şehadeti alçak sesle okuduktan sonra dönüp bir de yüksek sesle okumaktır.
İmam Şafiî, Malik ve Ahmed b. Hanbel’e göre ezanda terci’ meşrudur. Tercî’in hükmü ise Malikîlere göre mendup, Hanbelî ve Şafiilere göre ise, sünnettir. Şayet bile bile terk edilirse, ezan sahih olursa da fazileti kaybolur.[el-Menhel, III, 133; Mezahibi erbaa, I, 312.] Hanbelî mezhebinde terci’ yoktur, deniyorsa da Menhel sahibi gerçekte Hanbelilere göre de terciin sünnet olduğunu Nevevî’den naklediyor.
Ebu Hanife (r.a.) ile Küfe ulemasına göre ise ezanda tercî’ yapılması caizdir. Yani terci’ ne sünnettir, ne de mekruhtur.[ibn Nuceym, el-Bahr, I, 370.]
Tercî’in nasıl yapılacağı meselesi için (500) nolu hadisin şerhine müracaat edilmelidir.
Netice: Resul-i Ekrem (S.A.V.)’in dört müezzini vardı:
1. Medine’de, Bilal b. Rebah (r.a.)
2. Medine’de, Amr b. Umm-i Mektum (r.a.)
3. Küba’da, Sa’d el-Karat (Sa’d b. Aiz) (r.a.)
4. Mekke’de, Ebu Mahzure el-Cumahî (r.a.)
Bunlardan Ebu Mahzure ezanda tercî’ yapardı. Bilal (r.a.) ise, tercî’ yapmazdı, fakat ikamette ise cümleleri tekrarlamak sızın sadece birer kere okurdu. İmam-i Şafiî ile Mekkeliler Ebu Mahzure’nin ezanı ile Hz. Bilal’in ikametini örnek almışlar, İmam Ebu Hanife ile Iraklılarsa, Bilal’ın ezanı ile Ebu Mahzure’nin ikametini esas almışlardır. İmam Ahmed ile Medineliler ise, Bilal’ın ezanı ile ikametini esas aldılar. İmam Malik ise, hem tekbirleri, hem de ikamet cümlelerini ikişer kere okudu.[Tecrid Tercemesi, II, 459.]
DEVAM
Hadis Ansiklopedisi Trke Hadis Kaynaklar