SÜNEN EBU DAVUD
VİTR BAHSİ
DEVAM: 29. Kişiye Ğıyabında Dua Etmek
Ebû Hureyre (r.a.)’den rivayet edildiğine göre, Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Kesinlikle kabul edilen üç dua vardır: Babanın duası, müsafirin duası ve mazlumun duası”
İzah:
Tirmizî, birr; İbn Mâce, dua; Ahmed b. Hanbel, II, 258, 305, 343, 348, 367, 434, 445, 478, 517, 523.
Nebi (s.a.v.) metinde belirtilen üç sınıfın dualarının mutlaka kabul edileceğim bildirmiştir.
Buna sebep, onların duadaki samimiyetleri ve Allah’a sığınmadaki ilerilikleridir. Buradaki üç sınıf, duası mutlaka kabul edilenlerin sayısını sınırlandırmak için sayılmış değildir. Bunlardan başka da duası makbul olanlar vardır. Tirmizî’nin Ebu Hüreyre’den rivayet ettiği başka bir hadis-i şerifte Hz. Peygamber adaletli devlet başkanının, oruçlunun iftar ettiği zamanki ve mazlumun dualarının geri çevrilmeyeceğim haber vermiştir.
Hadis-i şeriflerde mutlaka kabul edileceği bildirilen duaların hayırla mı, yoksa şerle mi ilgili olduğuna dair bir açıklık olmadığı için hükmün hem dua, hem de beddua için aynı olduğu söylenmektedir. Buna göre sayılan sınıfların hem duaları hem de bedduaları makbuldür.
Burada baba, duası makbul olanlar arasında sayıldığı halde, anadan söz edilmemiştir. Çünkü ananın duası, babaya nisbetle öncelikle kabule şayandır. Zira ananın, evlâdı için katlandığı sıkıntılar, babanın katlandıklarından daha çoktur.
Şu mealdeki âyet-i kerime bu hakikati ortaya koyar: “Biz insana, ana ve babasına karşı iyi davranmasını tavsiye etmişizdir. Annesi onu, güçsüzlükten, güçsüzlüğe uğrayarak karnında taşımıştı. Çocuğun sütten kesilmesi iki yıl içinde olur. Bana ve ana-babana şükret diye tavsiyede bulunmuşuzdur. Dönüş banadır.”[Lokman 14.]
Annenin evlâdına şefkati daha fazla olduğu için ona karşı olan bedduası makbul değildir. Çünkü ana, evladı için ne kadar beddua ederse etsin, bu gönülden olmaz. Hadis-i şerifte ananın zikredilmemesine bu da bir sebeb olabilir.
Müsâfirin kendisine iyilik yapana duası ya da kötülük yapana bedduasının kabulü, onun aczi ve tevâzuundan dolayıdır. Çünkü bir yerin yabancısı garibtir. Garibin yüreği yufka olur.
Duası makbul üçüncü kişi de mazlumdur. Mazlum, haksızlığa uğratılan kişidir. Bunun duasının kabule şâyân oluşuna sebep de onun acz ve düşkünlüğüdür. Şüphesiz mazlumun makbul olan duası, kendisine zulmedene yaptığı beddua ve iyilik yapana ettiği duadır.
Buhârî ve Müslim’in îbn Abbas (r.anhuma)’dan rivayet ettiklerine göre, Resûlullah (s.a.v.) Muaz b. Cebel (r.a.)’i Yemen’e gönderirken “- mazlumun bedduasından sakın, çünkü onunla Allah k’.c.) arasında örtü yoktur,” buyurmuştur.
Mazlumun duasının makbul olması için onun müslüman ve muttaki olması şart değildir. Mazlum kâfir veya günahkâr bile olsa, duası makbuldür. Ebû Dâvûd el-Tay âlisi’nin Ebu Hüreyre vasıtasıyla Resulüllah’tan rivayet ettiği şu hadis, bunu açık olarak ortaya koymaktadır: “Fâcir bile olsa, mazlumun duası kabul edilir. Onun fiskı kendisini ilgilendirir.” Aynı hadisin Bez-zâr, İbn Hibbân ve Ahmed’deki rivayetinde “Kâfir bile olsa” ilâvesi de vardır.
Hadis Ansiklopedisi Trke Hadis Kaynaklar