SÜNEN EBU DAVUD
VİTR BAHSİ
DEVAM: 23. Dua’nın Fazileti Ve Âdabı
İbn Abbâs (r.a.)’dan; demiştir ki: “(Duada bir şey) isteme(nin edebi) ellerini omuzlarının hizasına veya onlara yakın bir şekilde kaldırman; istiğfar(ın edebi) bir parmağınla işaret etmen; (azabı defetmek için) yalvarıp yakarma(nın edebi) de ellerini iyice uzatmandır.”
İzah:
Sadece Ebu Davud rivayet etmiştir.
İbn Abbas (r.anhuma) bu haberde Allah’a dua eden kimsenin ellerini nasıl tutması gerektiğini tarif etmiştir. Bu tür şeylerin akıl yoluyla bilinmesi mümkün olmadığı için haber Hz. Peygamberin hadisi hükmündedir. İbn Abbas’ın bu söylediklerini Resulüllah’tan duyduğuna hükmedilir. 1491 nolu hadisde de bu hadisin bir benzerinin rivayet edildiği belirtilir. Münziri o rivayet için Hz. Peygamber’den nakledildiğine işaret olmak üzere “merfu olarak” kaydını koymuştur.
Bu habere göre, dua eden bir kimsenin Allah’tan birşey isterken ellerini omuzları hizasına kaldırması duanın adabındandır. Ancak kaldırılan ellerin ne şekilde tutulması gerektiğine, aralarının açık mı yoksa kapalı mı olacağına dair bir işaret yoktur. Taberânî’nin İbn Abbas’tan rivayet ettiği bir haberde Hz. Peygamber’in ellerini yüzüne doğru tutup yumduğu belirtilmekte ise de, Irakî İhya’nın hadislerini tahkik ederken bu habere “zayıf” demektedir.[bk. Ihya’ü UlÛmi’d-Din, I, 398.]
Hanefi fıkıh kitaplarının bazılarında duanın adabı anlatılırken, ellerin birbiri üzerine konulmayıp aralarında bir açıklığın bulunması gerektiği ifâde edilmekte, bazılarında ise elleri birleştirmenin efdal olduğuna dâir nakiller yapılmaktadır. Fetevâ-yi Hindiye’de aynen şöyle denilmektedir: “Duada efdal olan, elleri yaymak ve az da olsa aralarında bir açıklık bulundurmaktır. Birini diğeri üzerine koyamaz…”[Fetevayi Hindiye, s. 318.]
Merâki’l-Felah haşiyesi Tahtavî’de Nehr’den naklen; “az da olsa eller arasında bir aralığın bulunması duanın müstehap olan keyfiyetlerindendir” denilmiş, sonra da Hısnü’l-Hasîn şerhinde “elleri birleştirip parmakları kıbleye doğru tutmak âdâbdandır” sözleri nakledilmiştir. Tahtavî devamla Mişkat şerhinde “Hz. Peygamber (s.a.v.)’in arafe günü dua ederken ellerini birleştirdi” denildiğini söyledikten sonra, “bu farklı rivayetleri şu şekilde te’lif etmiştir: “Bu birleştirmeden maksat, elleri aynı seviyede tutmak, elleri birleştirmenin daha iyi olduğunu söyleyenlerin muradı, elleri aralarında az da olsa biraz açıklık kalması kaydıyla birbirine yaklaştırmaktır” der.[Tahtavî Haşiye ala Meraki’I-Felah s. 257.]
Görüldüğü gibi Tahtavî de ellerin arasında bir açıklığın bulunması gerektiği görüşünü benimsemektedir. Ancak ellerin arasını birleştirmeyi daha iyi sayanlar da tamamen mesnetsiz değildirler. Ne var ki dua esnasında ellerin şekli ne farz ne vacip ne de sünneti ir. Yalnız bunu bahane ederek tefrika çıkarmak veya bir tarzı bir gruba alâmet yapıp öyle yapmayanları günaha nisbet etmek hatadır. Gelen haberlerin hepsi sahih ise, Hz. Peygamberdin ellerini bazan açtığı bazan da birleştirdiği olmuştur. Bir art niyet taşımamak ve fitne ve ayrılığa sebeb olmamak şartıyla ellerini birleştirenler de açanlar da sünnete uygun davranmış olurlar.
Avuç içlerini istikameti konusunda da farklı rivayetler göze çarpmaktadır. Meraki’1-felah’da “eller göğüs hizasında ve yönü yüze gelecek şekilde tutulur” denildiği halde, Hısnü’l-Hasin’de ve şerhinde ellerin omuz hizasında ve avuçlann semâya doğru açılacağı, çünkü du&nın kıblesinin gökyüzü olduğu söylenmektedir.
Üzerinde durduğumuz haberde istiğfar edenlerin parmağıyla işaret etmesinin de âdâbtan olduğu belirtiliyor. Sarihlerin ifâdesine göre söz konusu parmak işaret parmağıdır. Çünkü “Sebbâbe” de denilen bu parmak, hakaret ve sövme için de kullanılırdı. İstiğfar eden kişi bu parmağı kaldırınca kendisini günaha düşüren nefis ve şeytanı kötülemiş onlara hakeret etmiş olur.
Yine haberde azaptan korunmak içir tazarru ve niyazda bulunan kişinin ellerini daha fazla kaldırmasının efdâl olduğu belirtilmektedir. Bundan sonraki rivayet bunu daha açık olarak ortaya koymaktadır.
Hadis Ansiklopedisi Trke Hadis Kaynaklar