SÜNEN EBU DAVUD
SUNNE BAHSİ
DEVAM: 11. Ebu Bekir (R.A.)’İn Halife Seçilmesi
Ubeydullah b. Abdullah b. Atabe den (rivayet edildiğine göre) Abdullah b. Zem’a şu (bir önceki 4660.) hadisi rivayet etmiş ve (şöyle) demiştir: Nebi (s.a.v.) Ömer’in sesini duyunca (yatağından) çıkıp başını odasından dışarı çıkardı. Sonra: “Hayır, hayır, hayır, halk’a namazı Ebu Kuhafe’nin oğlu (Ebu Bekir) kıldırsın” dedi. (Hz. Nebi) bu sözü öfkeli olarak söyledi.
İzah:
Bu hadis-i şerif “İlk halifelik Hz. Ebu Bekir’in hakkı idj ve Hz.Ebu Bekir haklı olarak ilk halifeliğe seçildi” diyen ehl-i sünnetin lehine ve aksini iddia eden şiilerin de aleyhine bir delildir.
Çünkü “Bunu Allah da, müslümanlar da kabul etmez” sözüyle reddedilmek istenen, Hz. Ömer’in arkasında namaz kılmak değil, Hz. Ebu Bekir varken, Hz. Ömer’in öne geçmesidir.
“Her salih ve facir kişinin arkasında namaz kılınız.” hadisi şerifi buna açıkça delâlet etmektedir. Zira herkesin arkasında namaz kıhna-bildiğine göre mevzuumuzu teşkil eden hadis-i şerifte Allah ve müslümanlar tarafından kabul edilmeyen şeyin Hz. Ömer’in arkasında namaz kılmak değil, Hz. Ebu Bekir varken Hz. Ömer’in öne geçmiş olması olsa gerektir. Öyleyse Hz. Ebu Bekir hayatta iken, başka birisinin müslüman-lann önüne geçmesi bir başka ifadeyle halife olması caiz değildir.
Bu bakımdan, Hz. Ali, Hz. Ebu Bekir’e: “Rasûlullah (s.a.v.) seni din işlerimizde bizim Önümüze geçirdiğine göre senin dünya işlerimizde önümüze geçmene kim engel olabilir?” demiştir.
Her ne kadar (4660) numaralı hadisin sonunda bulunan “Ömer bu namazı kıldırdıktan sonra Ebu Bekir gelip halka namazı kıldırdı” mealindeki cümleden hadiste reddedilen hususun Hz. Ömer’in arkasında namaz kılmak olduğu ve bu sebeple onun arkasında kılınan namazın iade edildiği gibi bir mana sezilebilirse de cümleyi bu şekilde anlamak yanlış olur. Çünkü Hz. Ömer namazın tamamını kıldırdıktan sonra değil de bir kısmını kıldırdıktan sonra Hz. Nebiin, kendi imamlığına razı olmadığını anlayıp namazı bozmuş olması ve biraz sonra da Hz. Ebu Bekir’in gelip yarım kalan namazı tamamlamış olması mümkündür. Kaldı ki bu cümle hadisin diğer yollardan gelen rivayetlerinde bulunmamaktadır. Esasen bu cümleyi rivayet eden ravilerden Muhammed İbn İshak, her bakımdan güvenilir bir ravi değildir.
Hadis Ansiklopedisi Trke Hadis Kaynaklar