SÜNEN EBU DAVUD
MENASİK BAHSİ
95-96. Medine’nin Harem Kılınması
Ali (r.a.)’den; demiştir ki: Biz Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem’den Kur’ân’da ve şu sahifede bulunanlardan başka bir şey yazmadık. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Medine Âir ile Sevr arası (olmak üzere) haremdir. Binaenaleyh kim (orada) bir bid’at ortaya koyar veya bid’atçıyı barındırırsa, Allah’ın, meleklerin ve bütün insanların laneti onun üzerinedir. (Kıyamet gününde) Allah onun farz veya nafile hiçbir ibadetini kabul etmez. Müslümanların zimmeti birdir. Bu zimmet uğrunda onların en aşağı olanı sa’y-u gayret gösterir. Kim bir müslüman’a vermiş olduğu ahdi bozarsa (Kıyamet gününde) Allah’ın, meleklerin ve bütün insanların laneti onun üzerinedir. (Hürriyetine kavuşturulmuş kölelerden) birisi (eski) efendilerinin izni olmadan bir başkasını efendi edinecek olursa (kıyamet gününde) Allah’ın, meleklerin ve bütün insanların laneti onun üzerinedir.”
İzah:
Buhârî, medine; Müslim, hac; Tirmizî, velâ; Ahmed b. Hanbel, I, 81, 126, 151, 187, 190, 309, 317, 318, 328, II, 398, 418, 450; III, 322; IV, 186, 187,239.
Bir kısım Rafizîlerin “Hz. Ali’nin yanında, Kur’an-ı Kerim’de olmayan pek çok ilim vardır. Bunların sayısı bin baba ulaşmaktadır” diyerek bir takım asılsız haberler yaymaları üzerine Hz. Ali’nin yakınları bu yaygarayı önlemek için hakikati bizzat Hz. Ali’nin dilinden dinlemek ve tesbit etmek istemişlerdir. Bu maksatla Hz. Ali’ye yanında Resûlullah’ın özel bir vasiyyeti bulunup bulunmadığını sormuşlar. Bunun üzerine Hz. Ali de Resûl-i Ekrem’in kendisine kılıcının kınında bulunan sayfadan başka özel olarak hiç bir sır vermediğini ifâde etmiştir. Bu sahifede neler yazıldığını açıklaması istenince onu açıklamıştı. Söz konusu sahifede neler bulunduğu muhtelif şekillerde rivayet olunmuştur. Bir rivayette bu sahifede şu anlama gelen bir metin bulunduğu ifade ediliyor: “Mü’minlerin kanları bir birlerine müsavidir. Zimmetleri için en aşağı mertebede olanlar bile kefildir. Onlar başkalarına karşı bir el gibidirler. Dikkat edin! Bir kâfire bedel hiçbir mü’min öldürülemez. Ahd-ü emân sahibi bile (kendisine verilen) emân (güvence) süresi içerisinde öldürülemez.”[Ahmed b. Hanbel, I, 122.]
Yine İmam Ahmed’in diğer bir rivayetinde de bu sâhifede şu mealde sözlerin de bulunduğu naklediliyor; “İbrahim (Mekke’yi) haram kılmıştır. Ben de Medine’nin iki taşlık arasını haram kılıyorum. Onun her yeri yasaktır. Otu koparılamaz, avı ürkiitülemez, yitiği yerden alınamaz. Oradan ağaç kesilemez. Ancak bir kimse devesini otlatabilir. Orada harb için silâh taşınamaz. Müslümanların kanı (kısas ve diyette) biribirine eşittir. Zimmetleri uğrunda onların en aşağı olanı bile gayret gösterir. Onlar düşmanlarına karşı tek bir el gibi yekvücutturlar. Kâfir bir cana karşı bir mü’min kısas olarak öldürülemez. Kendisine emân verilen kimse (emân suresi içerisinde) öldürülemez.”[Ahmed b. Hanbel, 1, 11^9; Nesaî, kasâme]
Diğer bir rivayette de bu sâhifede şu mealde sözlerin bulunduğu da ifade ediliyor: “Allah’dan başkasının adı ile hayvan kesene Allah lanet etsin! (Allah ve Resulünün çizdiği sınırlarım belirlediği) yolun işaretlerini çalana Allah lanet etsin! Babasına lanet okuyana Allah lanet etsin! Bid’alçıyı barındırana Allah lânel etsin.”[Müslim, edahi]
Âir ile Sevr, Medine.civarında bulunan iki dağdır. Âir Medine’nin güneyinde Medine’ye iki saatlik bir mesafededir. Sevr ise Uhud’un kuzeyinde kızıl renkte küçük bir dağdır. İşte bu iki dağ arası Medine’nin haremidir.
Ebu Ubeyd b. Sellâm ile diğer bazı kimselerin Medine’de Âir ve Sevr adında iki dağın bulunmadığım iddia etmeleri müttefikunaleyh olan bir hadise aykırıdır. Ne yazık ki büyük müelliflerden İbnu’i-esîr ile Yakut el-Hamevî bu konuda gerekli araştırmayı yapmadan onlara tâbi olmuşlardır.
Metinde geçen müslümanlarm zimmetinden maksat, gayr-i müslimlere verdikleri söz ve güvencedir. Bir müslüman bir kâfiri koruyacağına dâir söz verdi mi artık başkalarının bu söze riâyet etmeyerek ona dokunması haram olur. Çünkü müslümanlar yek vücuddur. Fakat şurasını unutmamak gerekir ki, verilen bu emân ve emniyet kâfirlerin belli kimseleri için geçerlidir; hepsi için verilen bir emân geçerli olamaz. O zaman cihâd mefhûmu ortadan kalkmış olur.
Konumuzu teşkil eden bu hadis-i şerifte hürriyetine kavuşturulmuş bir kölenin kendisini azâd eden eski efendisinin izni olmadan kendisini başka birine nisbet etmesi, Allah’ın, meleklerin ve bütün insanların lanetine sebeb olacak çirkin bir iş olarak gösterilmiştir. Her ne kadar metinde bu lanetin, eski efendisinin izni olmadan kendisini başkalarına nisbet eden kişilere ait olduğu ifâdesi varsa da, aslında eski efendisinin iznini almış olması onu bu lanetten koruyamaz. Metinde “izinsiz olarak” denilmesi bu nisbet işinin genellikle böyle olduğunu belirtmek içindir, yoksa eski efendinin izni onu bu lanetten kurtaracağını ifâde etmek için değildir. Çünkü hürriyetine kavuşmuş bir kölenin mirası kendisini nisbet ettiği kişiye kalacağından, kölenin yaptığı bu işte başkalarının hukukuna tecâvüz, küfrân-ı nimet, akrabadan ilgiyi kesmek gibi isyanlar vardır.
Hadis Ansiklopedisi Trke Hadis Kaynaklar