SÜNEN EBU DAVUD
HARAC – İMARA – FEY’ BAHSİ
DEVAM: 35-37. Ölü Araziyi İhya Etme
Hz. Nebi’in hanımı Zeyneb’den (rivayet olunduğuna göre) Kendisi (bir gün) Rasûlullah (s.a.v.)’in başını tararken (Hz. Peygamber’in) yanında Osman b. Affan’ın hanımı ile muhacirlerden bazı kadınlarda varmış. Bunlar, (Hz. Nebi’e, varislerin çokluğundan dolayı) evlerinin kendilerine dar gelmeye başladığından ve (yakında) oradan çıkarılacaklarından şikayet etmişler.
Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v.) muhacirlerin evlerine (onların) hanımlarının) mirasçı kılınmasını emretmiş (derken) Abdullah b. Mesud vefat etmiş karısı da Medine’de (ona ait olan) bir ev’e mirasçı olmuş.
İzah:
Bu hadis-i şerifi açıklarken Hattâbî (r.a) şu görüşlere yer vermektedir: “Bazı hadislerde Nebi (s.a.v.)’in, Medine’ye göç eden muhacirlere, Medine’deki bazı evleri bağışladığı rivayet edilmektedir.
Hz. Nebiin bu evleri muhacirlere bağışlaması iki şekilde te’vil edilmiştir.
1. Aslında Hz. Nebi’in muhacirlere bağışladığı ev değil arsadır. Bu arsaları onlara ev yapıp oturmaları için vermiştir. Bu şekilde onlar önce arsaya sonra da arsa içerisine yaptıkları eve sahip olmuşlardır. Dolayısıyla onlar vefat ettikten sonra da bu evler hanımlarına kalmıştır.
2. Hz. Nebiin onlara verdiği evdir. Fakat bu evleri onlara mülk olarak değil, ödünç olarak vermiştir. Ebu İshak el-Mervezî’nin görüşü budur.
Meseleye bu açıdan bakınca Hz. Nebiin Medine’deki muhacirlere verdiği evlerin, onların mülkü olmaması ve dolayısıyla miras olarak hanımlarına kalmaması gerekir. Bu durumda hadiste geçen bu evlere muhacirlerin hanımlarının mirasçı olmaları izaha muhtaçtır.
Ebû’Dâvud, Hz. Nebiin, muhacirlere bağışlamış olduğu bu yerlerle ilgili hadisleri *’ihyâ-ül-mevat = ölü arazilerin ihya edilmesi” başlıklı baba koyarken buraların daha önce kimsenin mülkiyetinde olmayan ölü arazi olduğunu, muhacirler, Hz. Nebiin izniyle içerisine ev yapmak suretiyle buraları ihya ederek mülkiyetlerine sahip olduklarını ifade etmek istemiştir.
Meseleye musannif Ebû Davud’un açısından bakınca, muhacirlerin bu evlerinin hanımlarına miras olarak kalmasında kapalı bir taraf görülmez.
Bu evlerin muhacirlerin diğer varislerine verilmeyip te sadece hanımlarına verilmesinin sebebini açıklarken de Hattâbî şöyle diyor. “Medine’de bulunan muhacirlerin hanımları, kocalarının vefatından sonra evsiz barksız kalınca çok perişan duruma düşecekleri bilindiği için Hz. Nebi, varisler arasında paylaştırılacak olan mallardan eylerin hanımlara evin dışındaki malların da diğer mirasçılara verilmesini uygun görmüş ve miras esasları çerçevesinde evler kadınlara diğer mallarda öteki varislere verilmiştir.
Bir başka izah şekline göre de, Hz. Nebi muhacirlerin hanımları na bu evlerin mülkiyetini değil ölünceye kadar bu evlerden oturarak faydalanma hakkını vermiştir. Hz. Nebiin de muhacirlerden olduğu düşünülürse Hz. Nebiin evlerinin de hanımlarına kalacağı tabiidir.
Bu mevzuda Süfyân b. Uyeyne, Hz. Nebiin hanımları hakkında diğer muhacirlerin hanımlarından, farklı bir izah şekli getirmektedir. O’na göre, Hz. Nebiin vefatından sonra, O’nun hanımlarının başka biriyle evlenmesi haram olduğundan, bu hanımlar hayatlarının sonuna kadar iddet bekleyen kadınlar durumundadırlar. İddet bekleyen bir kadınınsa kocasının evinde mülkiyetine sahip olmadan oturması hakkıdır.
Bu bakımdan Hz. Nebiin hanımları hayatlarının sonuna kadar Hz. Nebiin evlerinde mülkiyetlerine sahip olmadan oturmuşlardır.
Hadis Ansiklopedisi Trke Hadis Kaynaklar