SÜNEN EBU DAVUD
HARAC – İMARA – FEY’ BAHSİ
DEVAM: 35-37. Ölü Araziyi İhya Etme
Urve’ (r.a)’den demiştir ki: “Ben, Rasûlullah (s.a.v.)’in -toprağın, Allah’ın toprağı, kulların da Allah’ın kulu olduğuna” ve “ölü bir toprağı imâr eden bir kimsenin ona (sahip olmaya herkes’ten) daha fazla müstehak olduğuna (dair) hükmettiğine şahitlik ederim. (Çünkü) bu hükmü bize Nebi (s.a.v.)’den (uygulamalarıyla, bilfiil) getiren(ler bize) ondan namazları getiren kimselerdir.
İzah:
Tabiîn’in başta gelenlerinden biri olan Hz. Urve b. Zübeyr b. Avvam (r.a) yukarıda mealim sunduğumuz sözleriyle Hz. Nebiin: “Kulların hepsi Allah’ın kuludur. Ve hukuki yönden aralarında hiç bir fark yoktur. Toprakta Allah’ın mülküdür. Kimsenin onun üzerine hakkı yoktur. Binaenaleyh ölü bir araziyi ihya eden, o araziye herkesten daha fazla müstehaktır. Bir başkası onun üzerinde hak iddia edemez” mealindeki sözlerini ifade etmek istiyor.
Hz. Nebiin bu sözünü pekçok sahabiden duyduğunu onların ismini saymanın uzun süreceğini ve esasen sahabilerin güvenilir, kişiler olduğu için isimlerini saymaya gerek olmadığını anlatabilmek için de şöyle diyor. “Hz. Nebiin bu hükümlerini bize nakledenler (öyle sıradan kişiler değillerdir. Onlar) Hz. Nebiden bize namazları nakleden kimselerdir” diyor.
Bu hadis-i şerifte ölü bir toprağı ihya eden bir kimsenin o toprağa sahip olacağı değil de sahip olmaya herkesten daha fazla müstehak olduğu ifade ediliyor.
Bu bakımdan mezheb imamları buradaki ihya kelimesinin toprağı tam
manasıyla ihya etmek anlamında değil de, etrafını taş, toprak, sel baskınına dayanamayacak kadar basit ve küçük bir duvarla çevirmek anlamında kullanıldığı görüşündedirler.
Bir toprağın etrafım bu şekilde çeviren kimse oraya tam manasıyla sahip olamaz. Fakat oraya sahip olmak hususunda kendinin öncelik hakkı olur. Dolayısıyla bir anda onunla birlikte bazı kimseler orayı ihya etmeye teşebbüs etseler, ihya hakkı ona tanınır. Nitekim 3073 numaralı hadisin şerhinde de açıklamıştık.
Hadis Ansiklopedisi Trke Hadis Kaynaklar