SÜNEN EBU DAVUD
ZEKAT BAHSİ
21. “Buğday’dan Yarım Sâ’ ” Diye Rivayet Edenler
Abdullah b. Sa’lebe veya Sa’lebe b. Abdullah b. Ebî Suayr, babasının şöyle dediğini rivayet etmiştir. Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “(Fıtır sadakası) küçük veya büyük, hür veya köle, erkek veya kadın her iki kişiye buğdaydan bir sâ’dır. (Fıtır sadakası veren) zengininizi Allah (günahlardan arıtıp malını) temizler. Fakirinize gelince de (fıtır sadakası olarak) verdiğinden Allah, ona daha fazlasını verir.”
Süleyman (b. Dâvûd) hadisinde, “zengin veya fakır” sözünü ilâve etmiştir.
İzah:
Ahmed b. Hanbel, V, 432, Darekutnî, es-Sünen, II, 148, 150.
Değişik tariklerle rivâye tedilen bu hadisin râvisi Müsedded, rivayetinde, “Sa’lebe b. Ebî Suayr, o da babasından rivayet etti” şeklinde geçerken, Süleyman b. Dâvûd rivayetinde ise “Abdullah b. Sa’lebe -veya Sa’lebe b. Abdillah- b. Ebi Suayr, o da babasından rivayet etti.” diye geçmektedir. Müsedded’in rivayeti bazı nüshalarda “Sa’lebe b. Abdillah b. Ebi Suayr” şeklinde geçmektedir. Buna göre Müsedded ile Süleyman b. Dâvûd, “Sa’lebe b. Abdullah b. Ebi Suayr” rivayetinde ittifak ediyorlar.
Darekutnî’ye göre bunların doğrusu, Süleyman b. Davud’un “Abdullah b. Sa’lebe b. Ebi Suayr” şeklindeki rivayetidir.
Buharı de Tarih adlı eserinde onun “Abdullah b. Sa’lebe b. Suayr” şeklinde olduğunu ve Peygamber (s.a.v.)’den vasıtasız yaptığı rivayetlerinin mürsel olduğunu, ancak babası Sa’lebe’den yaptığı rivayetin mürsel olmadığını söyler.
Anlaşıldığına göre râvi’nin adının Abdullah, babasını da Sa’lebe olduğu rivayeti, daha doğrudur. Ancak tercemede, Ebû Davud’un işaret ettiği şekli de belirttik.
Sözündeki “sâ” kelimesi mahzûf bir mübtedanın haberidir. Takdiri “Fıtır sadakası” şeklindedir. Bunun için bu söz, tercemede parantez içinde gösterilmiştir.
“Bürr” ile “kamh” eş anlamlı kelimelerdir. Râvi Hammaâd b. Zeyd, ikisinden hangisinin kendisine söylendiğim hatırlamayıp da tereddüt ettiği için ikisinide zikretmiştir.
“Fakirinize gelince de (fıtır sadakası olarak) verdiğinden Allah, ona daha fazlasını verir” sözüyle Peygamber (s.a.v.) fakiri fıtır sadakası vermeye teşvik etmiş ve Allah’ın ona daha fazlasını vereceğini vâ’d buyurmuştur. Burdaki “fakir” kelimesinden ya çok zengin olana nisbetle az malı olan ya da bayram gününde kendisi ve aile efradına yetecek kadar yiyecekten başka fıtır sadakasına mâlik olan hakiki fakir kast edilmiştir.
Süleyman b. Dâvûd, rivayetinde “erkek veya kadın” sözünden sonra “zengin veya fakir” sözünü zikretmiştir. Bu söz az önce tarifi yapılan hakiki fakirin de fıtır sadakası vermesinin gerektiğine delâlet eder. Mâlik, Şafiî, Ahmed b. Hanbel, Atâ, İshâk ve âlimelerin çoğu bu görüştedirler.
Ha ne filer ise, fıtır sadakası havâic-i asliyyeden başka zekât nisâbına mâlik olana vâcibtir. “Nisaba mâlik olmayana fıtır sadakası vâcib değildir” demişlerdir. Delilleri Ebû Hüreyre’nin Peygamber (s.a)’den rivâyet ettiği şu hadistir:
Havâic-i asliyye: Ev, ev eşyası, hizmetçi, binit, kışlık ve yazlık elbiseleri gibi zaruri olan hayatî ihtiyaçlarla, kitap, silâh ve zena’at (alet çantası gibi) âletleri gibi meslekî ihtiyaçlardır.
“Zengin olmadıkça zekât vermek yoktur.” Açıklamaya çalıştığımız Sa’lebe hadisi onlara göre zayıftır. Öyle olmasa bile, fakir kelimesi, çok zengine göre malı az olana hamledilmiştir. Binaenaleyh hadiste yalnız zenginler kastedilmiştir.
Cumhur bu görüşü reddederek, Ebû Hüreyre’nin rivayet ettiği hadi-sin.meşhur rivayetinin, “En hayırlı sadaka, zenginlik halinde verilendir,” şeklinde olduğunu söylemiş ve 39. babtaki hadislerle benzerlerini delil getirmişlerdir.
Hadis Ansiklopedisi Trke Hadis Kaynaklar