SÜNEN EBU DAVUD
ZEKAT BAHSİ
DEVAM: 5. Sâime (Merada Otlatılan Hayvanlar)Nin Zekatı
Müslim b. Sefine el-Yeşkurî’den… (Ebû Davud’un hocası) el-Hasen dedi ki: “Râvh ise (Müslim b. Sefine yerine) Müslim b. Şu’be, diyor.” dedi ki: Nâfi’ b. Alkame, babamı kavminin reisliğine tayin etti de onların zekâtlarını toplamasını emretti. Bunun üzerine babam beni onlardan bir gruba gön4erdi. Ben de Sa’r denen bir ihtiyara geldim: Babam beni sana zekâtını almam için gönderdi dedim. O’da: Yeğenim, (hangisini) nasıl alıyorsunuz? dedi. Ben: Koyunların memelerini araştırıp yokladıktan sonra iyisini seçer alırız, dedim. O’da: Yeğenim! Sana anlatayım! Ben Resûlullah (s.a.v.) zamanında şu vadilerden bir vadide koyunlarımın başında idim. Deve üzerinde iki adam geldi ve bana: Koyunlarının zekâtını ödemen için biz Resûlullah (s.a.v.)’in sana (gönderilmiş) elçileriyiz, dediler.
Ne vermem gerekir? dedim.
Bir koyun, dediler. Bunun üzerine, iyi süt ve yağ dolu olduğunu bildiğim bir koyuna yöneldim ve hemen onu (tutup) onlara getirdim.
Bu kuzusu olan bir koyundur. Halbuki Resûlullah (s.a.v.) kuzusu olan koyunu almamızı yasakladı, dediler. Peki nasıl-birşey alırsınız? dedim.
Takriben bir yaşındaki dişi oğlak veya bir yaşını bitirip iki yaşına basmış davar, dediler. Ben de Mu’tât bir dişi oğlağa yönelip -Mu’tât: Doğurma çağı geldiği halde doğurmayan hayvandır onu (tutarak) kendilerine getirdim. Ver dediler ve onu (alıp) yanlarına devenin üzerine koydular. Sonra da gittiler.
Ebu Davud dediki: Bu hadisi Ebu Asim, Zekeriyya’dan rivayet etti ve Ravh’ın dediği gibi o da “Müslim b. Şu’be” dedi.
İzah:
Nesâî, zekât
Hasan b. Ali, bu hadisi iki hocasından duymuştur. Biri Veki, b. el-Cerrâh diğerJ de Ravh b yjbâde’dir. Vekf den olan rivayetinde Müslim b. Sefine diye zikrettiği Ravîyi Ravh’tan olan rivayetinde Müslim b. Şu’be diye zikretmiştir. Doğrusu da ikincisidir. Ah-med, b. Hanbel’in dediği gibi bu hata Veki’den meydana gelmiştir, Dare-kutnî: “Bu vehim, Vekî’ tarafından meydana gelmiştir. Doğrusu Müslim b. Şu’be’dir.” Nesâî, de: “Vekî’e” İbn Sefine sözünde tabi olan bir kimse duymadım” demektedir. Buhârî “Veki’, “Müslim b. Sefine” demiştir ki, bu sahih değildir” der. Nitekim Ebû Dâvûd da Vekî’nin Müslim b. Sefine sözünün hatalı olduğuna işaret etmek için bu hadisi birkaç tarikten Müslim b. Şu’be diye rivayet etmiş.
cümlesinde geçen “şâfi” kelimesinin mânâsı; kuzusu olan koyundur. Bir başka görüşe göre kuzusu olan gebe koyundur.
sözünden murad cezae (bir yaşını doldurmuş veya doldurmak üzere) olan bir anâk (dişi oğlak)tır. Nihâye adlı eserde: “Ceza’a vasfı deve için kullanıldığında ondan dört yaşını bitirip beş yaşına basmış dişi deve kast edilir. Sığır ve keçi için kullanıldığında bir yaşını bitirip iki yaşına basmış olan dişi sığır ve keçi, koyun için kullanıldığında da bir yaşını doldurmuş veya doldurmak üzere olan koyun kast edilir” denilmektedir. Ceza’anın erkeğine cez’ denir.
kelimesi, kelimesine matuftur. Bu kelime davar için kullanıldığında ondan bir yaşını bitirip iki yaşına basmış olan koyun veya keçi; sığır veya manda için kullanıldığında, iki yaşını bitirip üç yaşına basmış olanı; deve için kullanıldığında da beş yaşım bitirip altı yaşına basmış olanı kast edilmektedir. İmam Ebû Hanife ve imam Ahmed bu görüştedirler. İmam Mâlik de sığır ve manda hariç, onlarla ittifak halindedir. O’na göre sığır ve mandadan olan seniy, üç yaşım bitirip dört yaşına basmış olanıdır. İmam Şafiî koyun ve keçi dışında, İmam Ebû Hanife ile İmam Ahmed’in görüşündedir. O’na göre koyun ve keçiden olan seniy, sığırda olduğu gibi iki yaşını bitirip üç yaşına basmış olanıdır. Anlaşıldığına göre bu kelimenin sözlük anlamı ihtilaflı olduğundan âlimler de belirli bir yaş üzerinde ittifak edememiş, ihtilâf etmişlerdir.
cümlesinin iki mânâya ihtimâli vardır:
a. Mu’tât: Doğurma çağı geldiği halde doğurmayan hayvandır.
b. Mu’tat: Gebelik çağı geldiği halde gebe olmayandır. Nihâye’de şöyle denilmektedir: “Mu’tât olan koyun veya keçi, semiz
ve fazla yağlı oluşundan dolayı gebe olmayandır.” Hadiste geçen “doğurma” sözü hamile kalma manasında kullanılmıştır. Anlaşılan bu hadiste geçen “doğurma” sözü mecâz-ı mürsel olarak gebe olma manasında kullanılmıştır.
Sa’r (b. Deysem) adındaki yaşlı zâtın, bu olayı anlatmaktan gayesi, iyi halli olan hayvanların zekât olarak verilmesinin vâcib olmadığını bildirmektir.
Hadis Ansiklopedisi Trke Hadis Kaynaklar