Sünen-i Ebu Davud – SÜNEN EBU DAVUD

SÜNEN EBU DAVUD

SÜNEN EBU DAVUD

ZEKAT BAHSİ

DEVAM: 2. Zekâta Tabi Mallar

Habîb el-Mâlikî’den; demiştir ki: Bir adam, İmrân b. Husayn’a; Ya Ebâ’n-Necîd! Siz bize bir takım hadisler rivayet ediyorsunuz. (Halbuki) biz onlara Kur’ân’dan asıl bulamıyoruz? dedi.

Bunun üzerine İmrân kızdı ve adama şöyle dedi: Her kırk dirhemde bir dirhem (zekât) olduğunu Kur’ân’da buldunuz mu? Her şu kadar koyundan bir koyun, her şu kadar deveden şu kadar deve (verileceğini) Kur’ân’da buldunuz mu? Adam:

Hayır, dedi. İmrân: Kimden öğrendiniz bunları? Bizden öğrendiniz, biz de Resulullah (s.a.v.)’den öğrendik; ve buna benzer (daha bazı) şeyler söyledi.

İzah:

Kütüb-i sitte müelliflerinden sadece Ebû Dâvûd rivayet etmiştir.

Habib el-Mâlikî’nin “bir adam” dediği kişinin adı bilinmemektedir. Ebu’n-Necîd ise, îmrân b. Husayn’ın künyesidir.

“Kur’anda onlar için asıl bulamıyoruz” sözüyle “Kur’anda aslı ol­mayan şeye nasıl itimad edilir?” demek istemiştir.

Adamın Kur’ân’da açıkça zikredilmeyen bir çok hükümleri inkâr et­mesinden ve “Resûlullah, size ne getirdiyse onu alın, sizi neden nehyettiyse ondan da sakının” âyetini nazar-ı itibara almadığından İmrân, ona kız­mış ve; “zekâtın hükmünü tafsilatıyle Kur’ân’da buldunuz mu?” diye sor­muştur.

Hükümlerin bir kısmı Kur’ân-ı Kerim’de açık bir şekilde zikredilmemiştir. Onları Hz. Peygamber açıklamıştır. Çünkü Kur’ân İslâm’da nasıl bir delil ise, Sünnet de o surette delildir. Bu sebeple Kur’ân-ı Kerim’de hük­münü bulamadığımız meseleleri sünnetten araştırmalıyız. Kur’ân’da yok diye inkâr etmemeliyiz.

Check Also

Sünen-i Ebu Davud – SÜNEN EBU DAVUD

SÜNEN EBU DAVUD