SÜNEN EBU DAVUD
MENASİK BAHSİ
59. (Mina’dan) Arafat’a Hareket
İbn Ömer’den; demiştir ki: Resûlullah (S.A.V.) Arafe günü sabahı sabah namazını kılınca Minâ’dan (Arafat’a) hareket etti. Nemire’de konakladı. Burası Arafat (yakının)da imamın konakladığı yerdir. Resûlullah (S.A.V.) öğle namazı vakti olunca öğle sıcağında gidip öğle ve ikindiyi birleştirdi. Sonra halka hutbe okudu, sonra gidip Arafat’ta vakfe yerinde vakfe yaptı.
İzah:
Ahmed b. Hanbel, II, 129.
1905 numaralı hadis-i şerifte de açıklandığı gibi Zilhiccenin 8. günü Minâ’ya varan Resûl-i Ekrem Efendimiz ertesi günü sabah namazım kıldıktan sonra güneşin doğmasına kadar bekleyip güneşin doğmasıyla Arafat’a hareket etmiştir. Arafat’a yaklaşınca “Nemire” denilen yere inmiştir. Burası hac imamının inmesi sünnet olan yerdir. Resul-i Ekrem Efendimiz burada öğle namazı vakti girinceye kadar beklemiş vakit gelince öğle sıcağında devesine binerek Urane vadisine gelmiş ve öğle ile ikindiyi birleştirerek bir ezan ve iki kametle ikişer rekat olarak küdırmıştır. 1905 numaralı hadis-i şerifte de açıklandığı gibi bu iki namaz arasında nafile cinsinden her hangi bir namaz kılmamıştır. Namaz bittikten sonra halka bir hutbe okumuştur.
Her ne kadar hadisin zahirinden Resûl-i Ekrem’in hutbeyi namazdan sonra okuduğu anlaşılıyorsa da 1905 numaralı hadis-i şerifte hutbeyi namazdan evvel okuduğu ifâde ediliyor. Diğer bir hadis-i şerifte ise, bu konunun ayrıntılarına da temas eden şu ifâdeler yer alıyor: “Resûlullah (S.A.V.) yürüdü, Arafat’a vardı ve Nemire denilen yerde çadırının kurulduğunu görerek oraya indi. Güneş batıya dönünce Kasvâ adındaki devesinin hazırlanmasını emretti ve hayvana semer vuruldu. Nihayet Batnu’l-Vâdi’ye (Urane vadisine) gelince orada bir hitabede bulunduktan sonra Hz. Bilâl ezan okudu ve kaamet etti. Öğleyi kılınca tekrar kamet etti. İkindi namazım kıldı. Bu iki vaktin namazı arasında başka bir namaz kılmadı.”[Nesâî, mevâkît]
Zikredilen iki farklı ifadenin aralarını şu şekilde uzlaştırmak mümkündür: Aslında Fahr-i Kainat Efendimiz mezkûr hutbeyi, namazdan önce okumuştur. Fakat namaz bittikten sonra da halka bazı tavsiyelerde bulunmuş ve va’z-u nasihat etmiştir. Râvîlerden bazıları Resûl-i Ekrem’in hutbesini kasd ederek, “Resul-i Ekrem halka namazdan önce bir hutba irad etti” derken diğer bir kısmı da Resul-i Ekrem’in namazdan sonraki va’z-u nasihatini kast ederek “Resul-i Ekrem namazdan sonra halka hitab etti” demişlerdir. Bu iki hadisin arasım bu şekilde uzlaştırmanın doğru olmadığı farz edilecek olursa, o zaman 1905 numaralı hadisin konumuzu teşkil eden hadise tercih edileceğimi söylemek mümkündür. Çünkü ilim erbabının tümü 1905 numaralı hadisle amel edegelmişlerdir. Hz. Nebi’in vakfe yaptığı yer ise, Cebel-i Rahme ismi verilen dağın eteğinde bulunan kayalardır. Burada vakfesine güneş batıncaya kadar devam etmiştir.
Hadis Ansiklopedisi Trke Hadis Kaynaklar