SÜNEN EBU DAVUD
MENASİK BAHSİ
DEVAM: 42. Fidye
Ka’b b. Ucre’den rivayet olunduğuna göre), Hudeybiye (seferi) sırasında Ka’b (başındaki rahatsızlıkla ilgili bu) olayı yanına gelen Rasûlullah (S.A.V.)’e anlatmış bunun üzerine (Hz. Nebi) “Yanında kurban var mı?” diye sormuş. O da; “Hayır, cevabını vermiş. (Resul-i Ekrem de:) “O halde üç gün oruç tut yahutta her iki fakire bir sâ’ olmak üzere altı fakire üç sâ’ hurma tasadduk et” buyurmuştur.
İzah:
bk. İbn Hazm, el-Muhallâ, VII, 209 (Mes’ele 874).
Hudeybiye seferi esnasında Resul-i Ekrem (S.A.V.) Hz. Ka’b’ın yanına vardığı bir sırada Ka’b ona başındaki rahatsızlığı anlatmış, bunun üzerine Resûl-i Ekrem saçlarını kesmesini ve bunun fidyesi olarak metinde ifâde edildiği şekilde üç yoldan birini uygulamasını emir buyurmuştur. Her ne kadar burada Resul-i Ekrem’in Hz. Ka’b’in yanına uğradığı ifade ediliyorsa da Buhârî’nin bir rivayetinde Resûl-i Ekrem’in Hz. Ka’b’ı yanına çağırttığı ve Hz. Ka’b geldikten sonra başındaki ağrıyla ilgili olarak onunla konuştuğunun belirtilmesi durumu iki hadis arasında bir çelişki bulunduğunu göstermez. Çünkü önce Resul-i Ekrem’in Hz. Ka’b’ın yanına uğrayıp onun rahatsızlığını öğrenmesi daha sonra da O’nu yanına çağırıp saçlarını kesmesini ve fidye ödemesini emretmesi mümkündür. Metinde Kurban kesmesinin üç günlük oruçtan ve üç ölçek-lik hurma tasadduk etmekten önce zikredilmesine bakarak bazı ilim adamları, yanında kurban bulunan bir kimsenin fidye olarak üç gün oruç tutmasının veya altı fakire üç ölçek hurma tasadduk etmesinin, efdali terk olduğu kanaatine varmışlardır. Said b. Cubeyr ile İbn Abdilbefr bu görüştedirler. Gerçekten metinde kurbanın daha önce zikredilmiş oiması bu tertibe uymanın vâcib olduğuna değil, fakat daha faziletli oldğuna işarettir. 1856 ve 1857 numaralı hadis-i şeriflerde bu üç çeşit fidye ödeme yollarından her hangi birini uygulamakta muhayyerlik ifâdesi bulunduğu halde bu hadiste kurbana öncelik tanınması bu hadîsle sözü geçen iki hadis arasında bir çelişki olduğunu göstermez. Çünkü Resûl-i Ekrem bu hadiste önce kurban kesmeyi zikretmekle öncelikle kurban kesmenin vâcib olmadığına fakat daha faziletli olduğuna dikkati çekmek istemiş olabilir. Nitekim Atâ’nın Ka’b’dan rivayet etmiş olduğu şu hadis de bu görüşü te’yîd etmektedir: Rasûlullah (S.A.V.) beni çağırdı.
“Yanında altı fakire taksim edebileceğin bir farak (üç sa’) hurma veyahut kurbanlık bir koyun var mı? Veya üç günlük oruç tutabilir misin?” diye sordu Ben de,
Ya rasûlullah! Benim için bu üçünden birini tercih et? dedim. Bunun üzerine;
“Altı fakire yedir?” buyurdu.[Mecmeu’z-zevâid, IV, 235.]
Ayrıca Resul-i Ekrem’in Hz. Ka’b’a; “Yanında kurbanlık var mı?” diye sormaktan maksadı, öncelikle kurban kesmenin vacib olduğunu vurgulamak değil, onu bu üç yol arasında muhayyer bırakmak olabilir. Ya-hutta Resûl-i Ekrem kendi içtihadıyla Hz. Ka’b’a önce kurban kesmesini tavsiye etmişken sonra bu üçyol arasında muhayyerlik bulunduğunu ifâde eden âyetin inmesiyle ve Hz. Ka’b’m yanında kurban olmadığını da bildiği için ona oruçla ifam arasında muhayyer olduğunu bildirmiş olabilir. Gerçekten Abdullah b. Ma’kıl’ın şu rivayeti de bu ihtimâli kuvvetlendirmektedir:
Ka’b (r.a.) mescidde iken yanına oturdum da şt âyeti sordum:
“Oruçtan, yahut sadakadan, yahut kurbandan bir fidye lâzımdır.” Ka’b (r.a.);
O benim hakkımda nazil olmuştur. Başımdan rahatsızdım. Bu sebeple bitler yüzüme saçıla do küle Rasûlullah (S.A.V.)’e götürdüldüm de:
“Meşakkatin bu gördüğüm dereceyi bulacağını zannetmezdim. Bir koyun bulabilecek misin?” buyurdu. Ben:
Hayır, cevabını verdim. Bunun üzerine şu: “Oruçtan yahut sadakadan yahut kurbandan bir fidye lâzım gelir.” âyet-i kerimesi nazil oldu. Üç gün oruç yahut her fakire yarım sa’ yiyecek vermek suretiyle altı fakir doyurmak hassaten benim hakkımda nazil olmuştur. Ama o sizin umûmunuza şâmildir, dedi.[Müslim, hac]
Hadis Ansiklopedisi Trke Hadis Kaynaklar