SÜNEN EBU DAVUD
MENASİK BAHSİ
DEVAM: 23. İfrad Haccı (Umresiz Hac)
Basra halkından olan Ebû Şeyh tarîkiyle Ebû Mûsâ el-Eş’arî’den nakledildiğine göre: Mu’âviye b. Ebî Süfyân, Peygamber (s.a.v.)’in ashabına (şunları) söylemiştir: Siz Resûlullah (s.a.v.)’in pek çok şeylerle birlikte kaplan derisinden yapılmış eğer üzeri)ne binmekten de nehyettiğini biliyor musunuz?
Evet (biliyoruz), dediler. (Bunun üzerine Hz. Mu’âviye), Hac ile umrenin arasını birleştirmeyi yasakladığını da biliyor musunuz? dedi. (Ashâb-ı kiram da),
Buna gelince hayır, diye cevâb verdiler. (Hz. Mu’âviye de), İyi biliniz ki, bu da o (yasak) olanlardandır, fakat siz unutmuşsunuz, dedi.
İzah:
Metinde geçen “an keza ve keza = şunlardan şunlardan” tabiri “bir çok şeyleden” anlamına gelen bir kinayedir. Resûl-i Ekrem’in pek çok şeyleri yasak ettiğini kısaca ifâde etmek maksadıyla kullanılmıştır.
Kaplan derisinden yapılan eyere ve benzeri şeylerin üzerne oturmanın yasaklanmasının hikmeti insana kibir ve gurur vermesi ve yabancılara âit bir kıyafet olmasıdır.
Bu hadis-i şerif kıran haccı yapmanın mekruh olduğunu söyleyen kimselerin delilidir. Hz. Mu’âviye de kıran haccının yasak olduğu görüşünde idi. Fakat sahâbe-i kiramdan hiç bir kimse Hz. Mu’âviye’nin bu görüşünü kabul etmemiştir.Öyle görünüyor ki, Hz. Nebi, câhiliyye devrinden kalan “hac mevsiminde umre yapılamayacağı” görüşünü yıkmak maksadıyla veda haccında hac için ihrama giren kimselere “hac için girdikleri ihramı umreye tebdil etmelerini” emredip de, bu emrin onlara ağır geldiğini görünce; “Arkamda bıraktığım şu iş, bir daha önüme çıksaydı yanımda kurbanlık getirmezdim” buyurmasından Hz. Mu’âviye, Hz. Peygamberin kıran haccını yasakladığı manâsım çıkarmıştır-. Çünkü Hz. Peygamber o sene kıran haccı yapmakta idi. Bu sebeble O’nun “arkamda bıraktığım şu iş bir daha önüme çıksaydı bir daha yanımda kurbanlık getirmezdim”[bk. 1789 numaralı hadis] sözünü Hz. Mu’âviye; “bundan sonra kıran haccını yasaklıyorum” şeklinde anlamıştır. Halbuki Hz. Nebi (s.a.v.), bu sözü, kendisinin haccını bozup umreye niyet etmediğini gören ashabın, duydukları üzüntüyü gidermek ve aslında bu mevsimde umre yapmanın faziletli bir ibâdet olduğuna onları inandırmak ve yanında kurbanlık bulunmamış olsaydı, kendisinin de onlar gibi umre yapacak olduğunu ifâde etmek için söylemiştir. Şayet Hz. Muâviye’nin dediği gibi Resûl-i Ekrem’in bu hadisinin kıran haccını yasakladığı kabul edilse bile, bu yasağın hükmü kerâhet-i tenzihiyyeden öte gidemez. Çünkü kıran haccının caiz olduğuna dâir icmâ’ vardır. Nitekim Şafiî ulemâsından Hattâbî bu konuda şunları söylemektedir: “Kıran haccının caiz olduğunda bu ümmetin icmâ’ı vardır. Oysa dinen yasak olan bir meselede icmâ’ın bulunması düşünülemez.” Nitekim ashâb-ı kiram da kıran haccının caiz olduğu görüşündedir. Bu yüzden Hz. Muâviye’nin bu konudaki görüşüne katılmamışlardır. Bazılarına göre Nebi (s.a.v.)’in bu sözü ifrâd haccı yapmanın diğer haclardan daha faziletli olduğuna delâlet eder. Çünkü başlıbaşına bir tek umre veya hac yapmak, o ibâdeti en mükemmel bir şekilde yapmayı ve Beyt-i Şerife defalarca gelmeyi gerektirir. Nitekim Ömer (r.a.) “hac ile umreyi birleştirmeyiniz, çünkü bu şekilde hareket etmeniz, sözkonusu ibâdetleri daha mükemmel yapmanızı sağlar” buyurmuştur. Hz. Osman da hac ile umrenin birlikte yapılmasının hükmü sorulunca “haccın ve umrenin mükemmel olması, hac meysiminde bir arada yapı Imâmalarında dır, hac mevsiminin dışında sadece umre yapıp da sonra hac için ikinci bir kere daha Beyt-i Şerife gelmeniz daha faziletlidir” diye cevâb vermiştir. Bazılarına göre bu hadiste nehyedilen şey, enaz bir şavtlık kudüm tavafı yapmadan önce ifrâd haccını umreye idhâl etmektir. Çünkü bu fiil, kuvvetli üzerine zayıfı bina etmek anlamına geldiği için Hanefîlerce mekruh görülmüştür. Mâlikîlerce ve Şâfiîlerce en sahih olan kavle göre batıldır. Bu konu bir sonraki bâbda daha ayrıntılı bir şekilde ele alınacaktır.
Hadis Ansiklopedisi Trke Hadis Kaynaklar