SÜNEN EBU DAVUD
MENASİK BAHSİ
DEVAM: 23. İfrad Haccı (Umresiz Hac)
Câbir b. Abdillah’dan demiştir ki: Biz Resûlullah (s.a.v.) ile birlikte sadece hac yapmak için ihrama girmiştik. Ona başka bir-şey karışmayacaktı. Dört gecede, Zilhiccenin dördünde Mekke’ye vardık. Biz tavaf ve sa’yi yaptıktan sonra Resûlullah (s.a.v.) ihramdan çıkmamızı emretti ve; “Eğer (yanımda) kurban(lar)ım olmasaydı bende ihramdan çıkardım ” buyurdu. Sonra Süraka b. Mâlik ayağa kalkarak:
Ey Allah’ın Resulü, bizim bu ihramdan çıkışımız sadece bu seneye mi mahsûsdur, yoksa edebiyete kadar (devam edecek) midir, ne dersin? dedi. Bunun üzerine Resûlullah (s.a.v.) de; “Bilâkis o ebediyyen devam edecektir” buyurdu.
Evzaî dedi ki: Ben bu hadisi, Atâ b. Ebî Rebâh rivayet ederken işittim (fakat) iyi ezberleyemedim. Nihayet İbn Cüreyc’le karşılaştım da o bunu bana yeniden hatırlattı, (sağlam bir şekilde ezberledim).
İzah:
Buhârî, umre; Müslim, hac; Nesâî, menâsik
1779 numaralı hadis-i şerifte ifade edildiği üzere Veda Haccında, Ashâb-ı kiramın bir kısmı sadece umreye bir kısmı sadece hacca, bir kısmı da hem umreye hem de hacca birlikte niyet etmişken burada Hz. Âişe’nin “sadece hac yapmak için ihrama girmiştik” demesi, mecazi bir sözdür. Ashâb-ı kiramın çoğunluğu sadece hac için ihrama girmiş olduğundan tağlib yoluyla böyle mecazî bir ifade kullanılmıştır. 1778 no’lu hadis-i şerifte de belirtildiği gibi o sene Hz. Âişe sadece umreye niyet edenler arasında idi.
“Biz tavaf ve sa’yı yaptıktan sonra Resûlullah (s.a.v.) ihramdan çıkmamızı emretti” cümlesinde takdim ve te’hir vardır. Cümlenin aslı “Sonra Resûlullah (s.a.v.); “yanında kurbanlık bulunmayanlar(ımız)ın haclarını umreye tebdil etmelerini emretti. Bunun üzerine tavafı ve sa’yı yapıp ihramdan çıktık,” şeklindedir. Nitekim Atâ’nın Câbir’den rivayet etmiş olduğu şu hadis-i şerif bunu te’yid etmektedir: “Câbir’in haber verdiğine göre: Kendisi Resûl-i Ekrem’in Beyt-i Şerife kurbanlık gönderdiği sene O’nunla birlikte hacca gitmişti. (Ashâb-ı kiramın hepsi de) ifrâd haccına niyet etmişlerdi. Mekke’ye vardıkları zaman Resûl-i Ekrem (s.a.v.); “(Hac yapmak için girdiğiniz) ihramınızdan çıkınız, hemen Beyt-i Şerifi ve Safa ile Mer-ve arasını tavaf ediniz ve tıraş olarak tekrar ihramdan çıkınız. Nihayet terviye günü gelince hac için yeniden ihrama giriniz” diye emretmiştir.”[Buhârî, hac; Müslim, hac]
Buharı ve Müslim’in rivayet ettiği bu hadis de açıkça gösteriyor ki Veda Haccı senesinde Ashâb-ı kiram Mekke’ye vardıktan sonra Resûlul-Iah’ın emri üzerine önce tavaf sonra sa’y yapıp daha sonra da tıraş olarak ihramdan çıkmışlar ve terviye günü denilen Zilhicce’nin 8. günü hac için yeniden ihrama girmişlerdir. Ancak konumuzu teşkil eden Ebû Dâvûd ha-, disindeki “Mekke’ye vardık… Resûlullah (s.a.v.) ihramdan çıkmamızı emretti” cümlelerine bakıp da bu hadisle Hz. Nebi’in bu emri, Şerifte verdiğini ifade eden hadisler arasında bir çelişki bulunduğunu zannetmemek lâzımdır. Çünkü Resûl-i Ekrem’in bu emri hem Şerifte hem de Harem-i şerifte vermiş olması mümkündür.
Bilindiği gibi kurbanlığı yanında olan bir kimsenin kurban bayramı günü kurbanlığını kesinceye kadar ihramdan çıkması caiz değildir. Resûl-i Ekrem (s.a.v.) Efendimiz, “Eğer (yanımda) kurban(lar)ım olmasaydı ben de ihramdan çıkardım” buyurmakla, bu hükmü ifade etmek istemiştir. Ashâb-ı kiramın Resûl-i Ekrem’e; “Ey Allah’ın Resûİü bizim bu ihramdan çıkışımız sadece bu seneye mi mahsûstur, yoksa ebediyete kadar devam edecek midir?” diye sormaları, o güne kadar hac mevsiminde umre yapılamayacağı kanaatinde olmalarındandır.
Müellif Ebû Davud’un metnin sonunda Evzâî’nin sözünü nakletmekten maksadı, bu hadisin muhtelif kimseler tarafından nakledildiğini, binâenaleyh sağlam bir hadis olduğunu ifâde etmektedir.
Bu hadis temettü’ haccının kıran haccından daha faziletli olduğunu söyleyen Hanbelî ulemâsının delilidir. Hanefîlerin bu mevzûdaki görüş ve delilleri 1778 numaralı hadisin şerhinde açıklanmıştır.
Hadis Ansiklopedisi Trke Hadis Kaynaklar