SÜNEN EBU DAVUD
CENAİZ BAHSİ
22-23. Sabır (Felaketin İlk) Darbe(Sin)De (Olmalıdır)
Enes’den demiştir ki: Nebi (s.a.v.) çocuğu(nun ölümü) üzerine ağlamakta olan bir kadın’a rastladı (ve ona): “Allah’tan kork, sabret” buyurdu. Bunun Üzerine kadın: (Elbette): “Sen benim felaketime önem vermezsin” karşılığını verince kendisine “Bu Nebi (s.a.v.) denildi (kadın) hemen (yol’a düşüp) Nebi (s.a.v.)’e vardı. Kapısında (birtakım) kapıcılar (aradı fakat) bulamadı (Çünkü Rasûl-ü ekrem kapısında kapıcı bulundurmuyordu. Rasûl-ü Ekrem dışarı çıkınca (kadın) “Ey Allah’ın Rasûlü ben seni tanı(ya)mamıştım” dedi. (Rasûl-ü Zişan Efendimiz de) “Kâmil sabır (felaket’in) ilk darbe(sin) de -Yahut da darbenin başında- olur” buyurdu.
İzah:
Buhârî, cenaiz, ahkâm; Müslim, cenaiz; Tirmizî, cenaiz; Nesâİ, cenaiz; Ahmed b. Hanbel III-130, 143, 217.
Sabr: Sözlükte, sıkıntılara tahammül etmek, sızlanmamak, dayanmak, kendini tutmak anlamlarına gelir. Tasavvuf erbabına göre, sabır: Nefsi, iyi olmayan işlerden alakoyan, nefsin salahı ve kıvamı kendisiyle mümkün olan bir huydur. Said b. Cübeyr (r.a) sabrı “kulun kendisine gelen musibetlerin Allah’dan geldiğini itiraf edip, ecir ve sevabını Allah’dan beklemesidir” diye tarif etmiştir. Sabır
1. Musibetlere karşı sabır,
2. Taatm yüklediği zorluklara karşı sabır,
3. Günah işleme arzusuna karşı gösterilecek sabır olmak üzere üç kısma ayrılır.
Rasûl-ü Zişan Efendimizin sözü geçen kadına, Allah’dan korkup sabretmesini tavsiye etme lüzumunu hissetmesi, kadının yüksek sesle feryadü figan ederek ağlamasından ileri gelmiş olabilir. Aslında, bu kadına sabır tavsiye etmek istediği halde, birdenbire sabırdan söz etmemiş önce “Allah’dan kork” diyerek onu sabra hazırlamış, ondan sonra “sabret” diyerek sabır tavsiyesinde bulunmuştur. Yahya İbn Kesir’in mürsel olarak rivayet ettiği “Rasû-lullah (s.a.v.) hoşuna gitmeyen bir ağıt işitti ve “ey kadın, Allah’ın gazabından kork. Feryad ü figanı bırak, sabırsızlık yapma ki ecre nail olasın.” buyurdu. Mealindeki hadis-i şerifte Hz. Nebiin kadını yüksek sesle ağlarken gördüğünden dolayı, bu tavsiyede bulunmuş olabileceği ihtimalini kuvvetlendirmektedir. Sözü geçen kadın Hz. Nebiin bu tavsiyesine “Sen benim felaketime önem vermezsin” dedikten sonra, kendisine bu tavsiyeyi yapan kimsenin Rasûlullah (s.a.v.) olduğunu öğrenince “içine ölüm sancısı gibi bir şey çökmüş bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v.)’in kapısına gelmişse de orada kapıcı falan bulamamış.[Müslim, cenaiz] Çünkü fahr-i kâinat Efendimiz maddi imkanı müsaid olduğu halde kapısında kapıcı bulundurmazdı.
Kadın, kendisini tanıyamadığını söyleyerek Hz. Nebie sarfettiği sözden dolayı Özür dilemek isteyince Hz. Nebi kadına öfkelenmediğini, Allah rızası sözkonusu olmadan hiç bir şeye kızmadığını bildirmek ve kâmil manada ecir ve sevabı olan sabrın felaketin ilk başa geldiği anda gösterilecek sabır olduğunu, felaketin üzerinden bir süre geçtikten sonra, insan biraz teselli bulacağı için bundan gösterilecek sabrın, ecir ve sevabının az olduğunu açıklamak için üslubu hakim tarzıyla “Sabır musibetin ilk başa geldiği andadır” buyurmuştur.
Hadis Ansiklopedisi Trke Hadis Kaynaklar