SÜNEN EBU DAVUD
CENAİZ BAHSİ
11-12. Öleceği Anlaşılan Hastanın Tırnakları Kesilir Ve Eteği Tıraş Edilir[126]
Ebû Hureyre’den demiştir ki: el-Haris b. Amir b. Nevfel oğulları Hubeyb’i Kureyşlilere köle olarak sattılar. (Çünkü) Hubeyb Bedir (savaşı) günü (Mekkeli müşriklerden) el-Haris b. Amir’i öldürmüştü. (O vakit) Hubeyb Kureyşlilerin yanında esir olarak kaldı. (Kureyşliler, saygı gösterdikleri haram aylar çıkınca) o’nu öldürmeye karar verdiler. (Bunu anlayan Hubeyb) kasık kıllarını kazımak için Haris’in (Zeyneb ismindeki) kızından Ödünç olarak bir ustura istedi (Zeyneb de) o’na ödünç olarak (bir ustura) verdi. Derken (Zeyneb’in) gafil bulunduğu bir sırada küçük oğlu (Ebu Huseyn b. el-Haris b. Nevfel b. Abdi Menaf, Hubeyb’in yanına) gitti (ve Zeyneb) onu elinde ustura olduğu halde yalnız başına (Hubeyb’in) dizinde (otururken) buldu ve (Hubeyb’in çocuğu öldürerek intikam almasından) korktu. (Hubeyb) ondaki bu korkuyu anlayıp (kadın’a)
“Çocuğu öldürürüm diye mi korkuyorsun? (korkma) ben bunu yapmam” dedi.
Ebû Dâvud der ki: Bu hadiseyi Şuayb b. Ebû Hamza Zühri’den rivayet etti. Dedi ki: Bana Ubeydullah b. lyaz’ın) haber verdifğine göre), “Haris’in kızı fZeyneb) Kureyşlilerin Hubeyb’i Öldürmeye karar verdikleri sırada (Hubeyb’in) kendisinden ödünç olarak bir ustura istediğini Ubeydullah’a haber vermiş.”
Diğer tahric: Buhârî, meğazi
AÇIKLAMA:
Harisoğullannın Hz. Hubeyb’i köle olarak satın almalarının sebebi şudur: (Uhud muharebesinden sonra Adal ve Kare kabileleri Nebi Efendimize adamlar göndererek müslümanlığı kabul ettiklerini ve binaenaleyh İslâm mürşitlerine muhtaç olduklarını bildirmeleri üzerine) Rasûl-i Ekrem Efendimiz (onlara) on zat gönderip bunların üzerine (Medineli) Asım b. Sabit (r.a)*i memur etti. Bunlar Mekke ile Usafa arasındaki Hudal mahalline vardıkları zaman, müşrikler tarafından Beni lihyan denilen Huzeyl kabilesine haber verilmişti. Lihyaniler de yüze yakın tîr-endaz asker gönderdiler. Bunlar müslümanları takibe koyuldular. Asım ile maiy-yetindekiler, bunları hissedince yüksek bir yere sığındılarsa da tîr-endazlar onların etrafını çevirdiler ve: Bize itaat edip teslim olun, hiçbirinizi öldürmeyeceğimize söz veriyoruz, dediler. Bunun üzerine Asım:
Ey Kavm! Ben müşriklerin zimmetine iltica edemem dedi ve:
“İlahi! Halimizden Nebiin (s.a.v.)’i haberdar et…, diye dua etti. Müşrikler Müslümanlar üzerine ok yağdırdılar. Asım’ı (ve maiyetindekilerden altı zatı) öldürdüler. Bunlardan Hubeyb, Zeyd b. ed-Desine, Abdullah b. Tarık müşriklerin sözlerine inanarak teslim oldular. Bu suretle bunları ele geçirdikten sonra, yay telleriyle ellerini sımsıkı bağlamaya kalkışınca üçüncü zat (Abdullah b. Tarık): tşte bize birinci gadr budur. Vallahi size teslim olmam, bu şehidler benim için bir numunedir, dedi. Bunun üzerine onu sürükleyip tazyik ettilerse de onlarla gitmekten imtina ettiği için onu da şehid ettiler. Hubeyb ile Zeyd b. ed-Desine’yi Mekke’ye götürüp Bedir vak’asın-dan sonra onları Mekke’de sattılar. Bedir gazvesinde Hubeyb tarafından babası öldürülmüş bulunan Haris b. Amir b. Nevfel b. Abdi Menaf oğulları Hubeyb’i satın aldılar.
O vakit Hubeyb, Haris’in oğulları yanında esir kalmıştı. (Kureyşîlerce riâyeti lazım gelen eşhür-u hurum çıkınca) Hubeyb’i öldürmeye karar verdiler. O vakit Hubeyb, kasık kıllarını kazımak için Haris’in kızlarından (Uk-be’nin hemşiresi) Zeyneb’den emanet bir ustura aldı. Zeyneb’in gafil bulunduğu bir zamanda çocuğu, Hubeyb’in yanına yaklaştı. Zeynep Hubeyb’i çocuğunu dizinin üstüne oturtmuş, usturada elinde olduğu halde görünce (intikam almak için çocuğu boğazlar diye) telaş etmiş, çok korkmuştu. Kadının telaşını sezen Hubeyb ona: “Çocuğu öldürürüm diye mi korkuyorsun? Korkma ben bunu yapmam.” dedi.
Kadın şöyle anlatıyor: Vallahi (ömrümde) Hubeyb’den daha hayırlı bir esir görmedim. Hatta zincir ile bağlı olduğu halde bir salkım üzüm yediğini gördüm. O esnada ise Mekke’de zaten üzüm yoktu. Bu da Hubeyb’e Allah tarafından verilmiş bir rızk idi.
Öldürmek için, onu Harem-i şerifin haricindeki Hıll (tenim)e çıkardıklarında Hubeyb: İki rek’at namaz kılmak için bana müsaade ediniz, dedi. Bıraktılar, iki rek’at namaz kıldı ve sonra: Vallahi eğer hakkımda ölümden korktu da namazım onun için uzatıyor, diye zannetmeyecek olsaydınız, namazımı daha ziyade uzatırdım, dedi ve: “İlahi! Bunların hepsini mahvet, birer birer bunların canını al da hiç birini sağ bırakma.” diye dua ettikten sonra şu iki beyti okudu:
“Müslüman olarak öldürüldükten sonra, ne suretle ölürsem öleyim, ehemmiyet vermem. Bunların hepsi zat-ı kibriya uğrundadır. O isterse bu tarumar olan vücudumu feyzine eriştirir.”
O zamandan beri idam olunacak her müslümanın iki rek’at namaz kılması müstahsen bir adet olmuştur.
Rasul-i Ekrem Efendimiz Vahy-i ilahi ile Hubeyb’in uğradığı musibeti günü gününe Ashabına haber vermişti.
Asım b. Sabit Hazretlerinin katlolunduğunu haber alan Kureyş’den bazıları cesedinden onu tanıtacak bir parça getirtmek üzere, şehidin yanına adam gönderdiler. Çünkü Asım b. Sabit hazretleri Bedir’de Kureyş’in ileri gelenlerinden birini (Ukbe b. Ebî Muayt’ı katletmişti. Cenabı Hak’kın Asım’ı hıfzu himaye için arı nev’inden kara bir bulut halinde gönderdiği mahlukların müdafaaları karşısında yanına bile sokulmadıklarından onun naşından bir şey kesip götürmeye kadir olamadılar.”[Erdem Hasan Hüsnü, Riyazü’s-Salih’in tercümesi, 111,99,101.]
Hadis Ansiklopedisi Trke Hadis Kaynaklar