Sünen-i Ebu Davud – SÜNEN EBU DAVUD

SÜNEN EBU DAVUD

SÜNEN EBU DAVUD

TALAK BAHSİ

37. Boşanıp da İddet Beklemekten İstisna Edilen Kadınlarla İlgili İstisna Hükmünün Sonradan Nesh Yada Tahsis Edilmesi

İbn Abbas (r.a.)’dan; demiştir ki: “Boşanmış kadınlar kendi kendilerine üç kur (üç adet veya üç temizlik süresi) beklerler.”[Bakara 228] ve “Yaşlılıklarından dolayı âdetten kesilen kadınlarınızın bekleme sürelerinden şüphe ederseniz, (bilin ki) onların bekleme süresi üç aydır.”[Talak 4] Bunların hükmünden şu buyrukta belirtilenler neshedildi; “Eğer onları nikahlayıp da, henüz onlara dokunmadan boşarsanız, onların üzerinde sayacağınız bir iddet hakkınız yoktur.”[Ahzab 49.]

İzah:

Nesâî, talak

“el-Mutallakât” kelimesinin başında bulunan “el” harf-i tarifi, ulemânın bazılarına göre, cins ifâde ettiğinden bu âyet-i kerîmenin hükmüne sadece normal olarak hayız görmüş olup da kocası ile cinsî münâsebette bulunan fakat hâmile olmadan boşanan ka­dınlar girmektedir. Bu görüşte olan ulemaya göre, âyet-i kerîmede nesh veya tahsîs yoktur. Nitekim âyet-i kerîme de geçen “…kendilerini gözet­lerler…” sözü de bu görüşü teyîd etmektedir.

Hazreti İbn Abbas’a göre ise, “el-Mutallakât” kelimesinin başında bulunan “el” harf-i tarifi, istiğrak ifâde eder. Bir başka ifadeyle yukarıda sözü geçen kadınlarla birlikte, kocasından boşanmış olan diğer kadınlar da bu kelimenin şümulü içerisine girer. Binaenaleyh “el-Mutallekât” keli­mesinin kapsamına normal olarak hayız görmüş olup da kocasıyla birleş­tikten sonra veya birleşmeden önce boşanan kadınlar girdiği gibi hayız çağına girmeden Önce veya hayızdan kesildikten sonra boşanan kadınlar da girerler. Bu görüşe göre yukarıda mealini sunduğumuz Bakara sûresi-, nin 228. âyet-i kerimesi, “âdetten kesilen kadınlarınızın bekleme sürelerin­den şüphe ederseniz bilin ki onların bekleme süresi üç aydır. Henüz adet görmeyenler de böyledir. Gebe olanların bekleme süresi yüklerini bırak­malarına kadardır.”[Talak 4.] âyet-i kerimesiyle tahsîs edilerek henüz hayız çağı­na gelmeden kocasından boşanan kadınlarla, hayızdan kesilmiş olan ka­dınlar bu âyetin hükmü dışında bırakılmış, bunların boşandıktan sonra üç ay iddet beklemeleri gerektiği bildirilmiştir. Bu âyetin devamında da; “İçinizden vefat edenlerin geride bıraktıkları kadınlar dört ay on gün id­det beklerler.”[Talak 4.] buyurularak, hâmile iken kocasından boşanan kadınla­rın dört ay on gün iddet beklemeleri gerektiği belirtilmiştir. Ayrıca, “Ey inananlar, inanan kadınları nikahlayıp da henüz onlara dokunmadan bosarsanız, onların üzerinde sayacağınız bir iddet hakkınız yoktur.”[Ahzab 49.] âyet-i kerimesiyle de kocasıyla cinsî münâsebette bulunmaksızın boşanan ka­dınların iddet beklemeleri gerekmediği hükmünü getirmiştir.

Cumhuru ulemâya göre, “el-Mutallakât” kelimesinin başındaki “el”, istiğrak ifâde eder. Daha sonra bu mevzuda nazil olan mealini sunduğu­muz âyet-i kerimeler, “el-Mutallakât: boş anmış kadınlar” kelimesinin hük­münü tahsis etmiştir. İbn Abbas (r.a.)’a göre ise, Talâk Sûresinin dördün­cü âyeti daha hayız çağına gelmeden, kocasından boşanan kadınlarla ha-yızdan kesildikten sonra ya da hâmile kaldıktan sonra boşanan kadınları “el-Mutallakât” kelimesinin şûmûlü dışında bırakmış, Ahzâb sûresinin 49. âyeti de bu hükmü neshedip kocasıyla cinsî münâsebette bulunmadan bo­şanan kadınlar hâriç, kocasından boşanan bütün kadınları yine “mütallakât” kelimesinin kapsamı içine sokmuştur.

Check Also

Sünen-i Ebu Davud – SÜNEN EBU DAVUD

SÜNEN EBU DAVUD