SÜNEN EBU DAVUD
TALAK BAHSİ
DEVAM: 26-27. Lian
Sehl îbn Sa’d’dan; demiştir ki: “Ben Rasülullah (s.a.v.) zamanında liân yapan bir karı-kocayı (liân yaparlarken) gördüm. Ben o zaman onbeş yaşımda idim. (Karı-koca liân yaptıktan) sonra (Rasûl-i Ekrem onları) birbirinden ayırdı.”
(Bu hadîsi Ebû Davud’a nakleden dört ayrı râvfden biri olan) Müsedded’in rivayeti (burada) sona erdi.
(Vehb b. Beyân, İbnûs-Sehr ve Amr b. Osman ismindeki) öbür râvîler (ise bu hadisi naklederken şunları da söylediler): “Sehl b. Sa’d, Nebi (s.a.v.)’in liân yapan eşleri birbirinden ayırdığına şâhid oldu: (Liân yapan)-erkek (liândan sonra) “Yâ Rasûlallah! Eğer ben bu kadını (nikâhım altında) tutacak olursam, onun hakkında yalan söylemiş olurum” dedi.”
Ebu Davud dedi ki: Ravilerden bazısı …… kelimesini zikretmedi.
Ebû Davûd dedi ki: (Bu hadîsi naklederken) hiçbir râvı, İbn Uyeyne’ye uyarak (onun şeyhi olan Zühri’den) “Nebi sallâllahu aleyhi ve sellem’in, liân yapan eşleri birbirinden ayırdığını rivayet etmemiştir.
İzah:
Beyhakî, es-Sünenü’l-kübra, VII, 401.
Musannif Ebû Davud’un bu hadîsin sonuna ilâve ettiği talık Rasul-ı Ekrem in lıandan sonra, han yapan karıkocayı biribirinden ayırmadığını ifâde etmektedir. Bu ise, İiân yapan eşlerin nikâhlarının devam ettiği anlamına geldiği gibi, onların nikâhlarının fesh edildiği veya aralarında bir baîn talâk vâki’ olduğu, dolayısıyla hâkimin hândan sonra onları ayırmak için ayrı bir karar vermesine lüzum kalmadığı anlamına da gelir. Her ne kadar Musannif Ebû Dâvud hadîsin sonuna ilâve ettiği ta’likte “Hiçbir râvî, İbn Uyeyne’ye uyarak, (onun şeyhi olan Zührî’den) Nebi (s.a.v.)m iiân yapan eşleri biribirinden ayırdığını rivayet etmemiştir” demişse de, aslında bu hadîsi İbn Uyeyne’ye uyarak onun şeyhi Zührî’den rivayet eden başka bir râvî yok değildir. Meselâ ez-Zubeydî de ibn Uyeyne’ye uyarak bu hadisin sonuna, “Rasûl-i Ekrem’in Hândan sonra eşleri biribirinden ayırıp “bunlar bir daha ebedîyyen birleşmezler” buyurdu” ziyadesini eklemiştir.[bk. Dârekutnî, Sünen, III, 275.]
Musannif Ebû Davud’un kendisine erişen hadîslere bakarak bu sözü söylemiş olması mümkündür. Biz ulemânın bu. hadîsle ilgili görüşlerini 2245 numaralı hadîsin ve onu ta’kib eden 2246-2250 numaralı hadîslerin şerhinde açıklamış bulunmaktayız.
Hadis Ansiklopedisi Trke Hadis Kaynaklar