Sahih-i Buhari – Tefsir Tevbe Suresi – 4. ANCAK KENDİLERİYLE ANTLAŞMA YAPTIĞINIZ MÜŞRİKL

4. “ANCAK KENDİLERİYLE ANTLAŞMA YAPTIĞINIZ MÜŞRİKLERDEN (ANTLAŞMA ŞARTLARINA UYAN BU HÜKMÜN) DIŞINDADIR, “(Tevbe 4) AYETİNİN TEFSİRİ

[ 4657 ] Ebu Hureyre’den rivayet edildiğine göre, Allah Resulü’nün Veda Haccından önce yapılan hacda kendisini emir tayin ettiği Hz. Ebu Bekir, bir grup içinde insanlara bu yıldan sonra hiçbir müşriğin kesinlikle hac yapamayacağını ve hiçbir çıplağın Ka’be’yi tavaf edemeyeceğini duyurmak için onu da göndermiştir.

Humeyd "Bayram günü, Ebu Hureyre’nin bu sözünden dolayı hacc-ı ekber günü / büyük hac günü olmuştur," derdi.

Alimler şöyle demiştir: Hz. Ebu Bekir’den sonra, Hz. Ali’nin gönderilmesinin hikmeti şudur: Arapların adeti gereği bir antlaşmayı ya o antlaşmayı yapan veya onunla akrabalık bağı bulunan kimse bozabilirdi. Bu yüzden Hz. Nebi s.a.v. de onlara karşı adetlerine göre muamele etmiştir. Yine bundan dolayı şöyle buyurmuştur: "Benim adıma ancak ben veya ehl-i beytimden biri [Berae suresini] duyurabilir."

Ahmed İbn Hanbel ve Nesai, oğlu Muharrir kanalıyla Ebu Hureyre’nin şöyle dediğini rivayet etmiştir: Allah Resulü (s.a.v.) Berae suresini insanlara duyurmak üzere kendisini gönderdiği zaman Hz. Ali ile birlikte idim. Birlikte şu duyuruyu yapıyorduk:

1- Cennete ancak mümin kimse girer.

2- Ka’be’yi çıplak olarak hiçkimse tavaf edemez.

3- Hz. Nebi ile antlaşması bulunanlara gelince; bunun süresi dört ay-

dır. Bu dört ay geçince, Allah ve O’nun elçisi müşriklerden uzaktır.

4- Bu yıldan sonra hiçbir müşrik hac yapamaz.

Sesim kısılana kadar duyuruya devam etmiştim."

Humeyd’in yukarıdaki sözü, Ebu DaVud’un İbn Ömer’den naklettiği hadiste geçmektedir. Aslında bu rivayet merfu’dur. Şöyle ki; Hz. Nebi ashabına "Bu gün hangi gündür?" diye sormuş, ashabı da; "Bugün, kurban bayramı günüdür," şeklinde cevap vermiştir. Bunun üzerine Nebi s.a.v.:

"Bugün hacc-ı ekber günüdür," buyurmuştur.

Hacc-ı asğar / küçük hac ile neyin kastedildiği konusunda farklı görüşler ileri sürülmüştür. Çoğunluğa göre hacc-ı asgar, umredir. Bu görüşü Abdurrezzak tabiilnun ileri gelenlerinden Abdullah İbn Şeddad kanalıyla senetli olarak nakIetmiştir. Taberi de aralarında Ata, Şa’bi ve Mücahid’in bulunduğu bir grup alimin şöyle dediğini nakletmiştir: Hacc-ı ekber kıran haccı, hacc-ı asgar ise ifrad haccıdır. Hacc-ı asgarın Arafatta vakfe yapılan gün, hacc-ı ekberin ise hac menasikinin geri kalan kısımlarının tamamlandığı kurban bayramı günü olduğu ileri sürülmüştür. Sevri’nin de şöyle söylediği nakledilmiştir: "Haccın yapıldığı günlere hacc-ı ekber günü denir. Tıpkı fethin yapıldığı günlere fetih günü denildiği gibi."

Tirmizi merfu’ ve mevkuf olarak Hz. Ali’den şu rivayeti nakletmiştir: Hacc-ı ekber günü, kurban bayramı günüdür." Tirmizi bu rivayetin mevkuf olması gerektiğini tercih etmiştir.

Hz. Ebu Bekr’in haccının hicretin 9. yılında gerçekleştiği konusunda rivayetler ittifak etmiştir. Abdurrezzak’ın, Ma’mer, Zühri ve Said İbnu’l-Müseyyeb kanalıyla "Allah ve Resulünden, kendileriyle antlaşma yapmış olduğunuz müşriklere bir ihtar!"(Tevbe 1) ayeti hakkında Ebu Hureyre’den naklettiği rivayette şu ifadeler bulunmaktadır: Hayber’in fethedildiği yıl Hz. Nebi Cirane’de ihrama girip umre yaptı. Sonra Hz. Ebu Bekir’i o hac için emir tayin etti." Zührı şöyle demiştir: Ebu Hureyre, Ebu Bekir’in kendisini Berae suresini insanlara duyurmakla görevlendirdiğini, daha sonra Hz. Nebi’in Hz. Ali’yi onun arkasından gönderdiğini söylerdi.

İmaduddın İbn Kesir şöyle demiştir: "Bu rivayette garabet vardır. Çünkü Ci’rane umresinin yapıldığı sene, emir İtab İbn Üseyd idi. Hz. Ebu Bekir’in haccı ise hicretin 9. yılındaydı."

Kanaatime göre, buradaki sorun şu şekilde giderilebilir: Rivayette geçen "Sonra Hz. Ebu Bekir’i o hac için emir tayin etti," ifadesi ile Nebi’in (s.a.v.) Medıne’ye döndükten sonra onu hac emiri olarak ataması kastedilmiştir. Bu iki cümle arasında, hicretin 8. Yılındaki hacca emirlik yapan kimsenin ismi zikredilmemiştir. Nebi (s.a.v.) umre yapıp Ci’rane’ye dönünce, burada sabahlayıp beraberindekilerle birlikte Medine’ye yöneldi. Hac zamanı gelince de Hz. Ebu Bekir’i görevlendirdi. Bu görevlendirme hicretin 9. yılında olmuştu. Yoksa bu rivayet ile Hz. Nebi’in Hz. Ebu Bekir’i Ci’rane umresinin gerçekleştiği sene hac emiri tayin ettiği kastedilmemiştir. Ebu Hureyre "o hac için" ifadesi ile Medıne’ye döndükten sonra, gelecek seneki haccı kastetmiştir.

باب: {فقاتلوا أئمة الكفر إنهم لا أيمان لهم} /12/.

5."KÜFRÜN ÖNDERLERİNE KARŞI SAVAŞIN. ÇÜNKÜ ONLAR YEMİNLERİ OLMAYAN ADAMLARDIR,"(Tevbe 12) AYETİNİN TEFSİRİ

حدثنا محمد بن المثنى: حدثنا يحيى: حدثنا إسماعيل: حدثنا زيد ابن وهب قال:

 كنا عند حذيفة فقال: ما بقي من أصحاب هذه الآية إلا ثلاثة، ولا من المنافقين إلا أربعة. فقال أعرابي: إنكم أصحاب محمد صلى الله عليه وسلم تخبروننا فلا ندري، فما بال هؤلاء الذين يبقرون بيوتنا، ويسرقون أعلاقنا؟ قال: أولئك الفساق، أجل، لم يبق منهم إلا أربعة، أحدهم شيخ كبير، لو شرب الماء البارد لما وجد برده.

[ 4658 ] Zeyd İbn Vehb’in şöyle söylediği rivayet edilmiştir: Huzeyfe’nin yanında idik. o: "Bu ayetin kasdettiklerinden sadece üç kişi, münafıklardan da sadece dört kişi kaldı," dedi. Bir bedevi "Siz, Muhammed (Sallallahu aleyhi ve Sellem)’in ashabısınız. Bize anlatıyorsunuz ama biz anlamıyoruz. (Madem sadece birkaç kişi kaldı) bizim evlerimize girip en değerli eşyalarımızı çalan şu insanların durumu nedir?" diye sordu. Huzeyfe de; "Onlar fasıklardır. Evet, Onlardan sadece dört kişi kaldı. İçlerinden biri oldukça yaşlıdır. Soğuk su içse, onun soğukluğunu hissetmez," diyerek cevap verdi.

باب: قوله: {والذين يكنزون الذهب والفضة ولا ينفقونها في سبيل الله فبشرهم بعذاب أليم} /34/.

Check Also

Sahih-i Buhari – DEVAM: 3. ZİRAAT AMACIYLA KÖPEK BULUNDURMA

DEVAM: 3. ZİRAAT AMACIYLA KÖPEK BULUNDURMA