Sahih-i Buhari – Tefsir Tevbe Suresi – 9. HANİ, MÜŞRİKLER ONU, İKİ KİşİDEN BİRİ OLARAK (

9. “HANİ, MÜŞRİKLER ONU, İKİ KİşİDEN BİRİ OLARAK (EBU BEKİR İLE BİRLİKTE MEKKE’DEN) ÇIKARMIŞLARDI. HANİ ONLAR MAĞARADAYDI. O, ARKADAŞINA: ÜZÜLME, ÇÜNKÜ ALLAH BİZİMLE BERABERDİR, DİYORDU, “(Tevbe 40) AYETİNİN TEFSİRİ

[ 4663 ] Hz. Ebu Bekir’den rivayet edildiğine göre, o şöyle demiştir: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte Sevr mağarası’nda idim. Müşriklerin ayak bastıkları yerleri gördüm. "Ey Allah’ın elçisi! Onlardan biri ayağını kaldırsa bizi görür!" dedim. O da şöyle buyurdu: Üçüncü olarak yanlarında Allah’ın olduğu iki kişi hakkında ne düşünüyorsun?

حدثنا عبد الله بن محمد: حدثنا ابن عيينة، عن ابن جريج، عن ابن أبي مليكة، عن ابن عباس رضي الله عنهما: أنه قال حين وقع بينه وبين ابن الزبير: قلت: أبوه الزبير، وأمه أسماء، وخالته عائشة، وجده أبو بكر، وجدته صفية.

فقلت لسفيان: إسناده؟ فقال: حدثنا، فشغله إنسان، ولم يقل: ابن جريج.

[ 4664 ] İbn Abbas’ın şöyle söylediği rivayet edilmiştir: Biat meselesi yüzünden İbn Abbas ile İbnü’z-Zübeyr arasında tatsızlık çıkmıştı. [İbn Ebi Müleyke şöyle demiştir:] İbn Abbas’ı ikna etmek için şöyle dedim: Onun babası Zübeyr, annesi Esma, halası Aişe, dedesi Ebu Bekir ve ninesi Safiyye’dir.

[Buhari’nin hocalarından Abdullah İbn Muhammed şöyle] demiştir: Süfyan’a bu hadisin isnadını sordum. O da "Haddesena / Bize tahdis etti," diyerek söze başladı. Ancak biri onu meşgul etti. Bu yüzden "İbn Cüreyc" diyemedi.

حدثني عبد الله بن محمد قال: حدثني يحيى بن معين: حدثنا حجاج: قال ابن جريج: قال ابن أبي مليكة:

 وكان بينهما شيء، فغدوت على ابن عباس، فقلت: أتريد أن تقاتل ابن الزبير، فتحل حرم الله؟ فقال: معاذ الله، إن الله كتب ابن الزبير وبني أمية محلين، وإني والله لا أحله أبدا. قال: قال الناس: بايع لابن الزبير، فقلت: وأين بهذا الأمر عنه، أما أبوه: فحواري النبي صلى الله عليه وسلم، يريد الزبير، وأما جده: فصاحب الغار، يريد أبا بكر، وأما أمه: فذات النطاق، يريد أسماء، وأما خالته: فأم المؤمنين، يريد عائشة، وأما عمته: فزوج النبي صلى الله عليه وسلم، يريد خديجة، وأما عمة النبي صلى الله عليه وسلم فجدته، يريد صفية، ثم عفيف في الإسلام، قارئ للقرآن، والله إن وصلوني وصلوني من قريب، وإن ربوني ربني أكفاء كرام، فآثر التويتات والأسامات والحميدات، يريد أبطنا من بني أسد: بني تويت وبني أسامة وبني أسد، إن ابن أبي العاص برز يمشي القدمية، يعني عبد الملك بن مروان، وإنه لوى ذنبه، يعني ابن الزبير.

[ 4665 ] İbn Ebi Müleyke’nin şöyle dediği rivayet edilmiştir: İbn Abbas ile Abdullah İbnu’z-Zubeyr arasında bir tatsızlık çıkmıştı. Bir sabah İbn Abbas’ın yanına gittim ve "İbnü’z-Zübeyr ile savaşmak ve Allah’ın harem bölgesini ihlal etmek mi istiyorsun?" dedim. O da, "Bundan Allah’a sığınırım. Kuşkusuz Allah Teala İbnü’z-Zübeyr ve Ümeyyeoğullarını Allah’ın hareminin saygınlığını bozan kimseler olarak yazmıştır. Ben ise, Allah’a yemin ederim ki, Allah’ın haremini asla ihlal etmeyeceğim!" dedi.

İbn Abbas konuşmaya şöyle devam etti: "İnsanlar bana; ‘İbnü’z-Zübeyr’e biat et!’ dediler. Ben de onlara şöyle dedim: O, halifeliği hak etmeyen biri değiL. [Zübeyr’i kastederek] Babası Hz. Nebi’in havarisi idi. [Ebu Bekir’i kastederek] Dedesi onun mağara arkadaşı, [Esma’yı kastederek] annesi Zatu’n-nitak, [Hz. Aişe’yi kastederek] teyzesi müminlerin annesi, [Hz. Hatice’yi kastederek] halası Hz. Nebi’in hanımıdır. [Safiyye’yi kastederek] Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in halası da, onun ninesi idi. Hepsinden öte kendisi de iffetli ve Kur’an okuyan bir Müslüman idi. Eğer Ümeyyeoğulları bana iyilik ederlerse, akrabalık bağından dolayı iyilik etmiş olurlar. Benim idarecilerim olurlarsa, bu durumda bana denk soyu sopu belli güzel insanlar benim idarecim olmuş olur. İbnu’z-Zubeyr ise Tuveytleri, Üsameleri ve Humeydleri bana tercih etti.

İbn Abbas bu son sözü ile Esed kabilesinden Tuveytleri, Üsameleri ve Humeydleri kastetmiştir.

İbn Ebi’l-As [Abdulmelik İbn Mervan] çıktı ve onurlu biçimde ilerlemeye başladı. O [Abdullah İbnü’z-Zübeyr] ise kuyruğunu katladı.

حدثنا محمد بن عبيد بن ميمون: حدثنا عيسى بن يونس، عن عمر بن سعيد قال: أخبرني ابن أبي مليكة: دخلنا على ابن عباس فقال:

 ألا تعجبون لابن الزبير، قام في أمره هذا، فقلت: لأحاسبن نفسي له ما حاسبتها لأبي بكر ولا لعمر، ولهما كان أولى بكل خير منه، وقلت: ابن عمة النبي صلى الله عليه وسلم، وابن الزبير، وابن أبي بكر، وابن أخي خديجة، وابن أخت عائشة، فإذا هو يتعلى عني ولا يريد ذلك، فقلت: ما كنت أظن أني أعرض هذا من نفسي فيدعه، وما أراه يريد خيرا، وإن كان لابد، لأن يربني بنو عمي أحب إلي من أن يربني غيرهم.

[ 4666 ] İbn Ebi Müleyke’den rivayet edildiğine göre, şöyle demiştir: İbn Abbas’ın yanına gittik. Bize şöyle dedi. Şu halifeliğe soyunan İbnü’z-Zübeyr’in yaptıklarına hayret etmiyor musunuz? Ben kendi kendime şöyle dedim: Ona yardım etmek konusunda kendi kendimi sorgulayacağım. Halbuki Ebu Bekir ve Ömer’in hilafetini kabul ve destekleme konusunda kendi kendimi sorgulamamıştım. Çünkü o ikisi, her türlü iyliğe ondan daha layıktı. Sonra şöyle dedim:

İbnü’z-Zübeyr, Hz. Nebi’in halası ile Zübeyr’in oğlu, Ebu Bekir’in torunu, Hatice’nin erkek kardeşinin oğlu, Hz. Aişe’nin kız kardeşinin oğlu … Bir de baktım ki, benden uzaklaşıyor ve benim yakın çevresinden olmamı istemiyor. O zaman şöyle dedim: Ben ona boyun eğdiğim zaman bu tavırlarını bırakacağını zannetmiyorum. Onun bana iyilik yapacağını da düşünmüyorum. Eğer mutlaka biri benim idarecim olacaksa, amcamın çocuklarının beni yönetmesi, başkasının beni yönetmesinden bana daha sevimli gelir.

Biat yüzünden Abdullah İbn Abbas ile İbnü’z-Zübeyr arasında bir gerginlik meydana gelmişti. Muaviye öldüğü zaman Abdullah İbnü’z-Zübeyr, Yezid’e biat etmeye yanaşmamış ve ısrarla ona biat etmeyi reddetmişti. Bunun üzerine Yezid İbn Muaviye, Müslim İbn Ukbe komutasındaki bir orduyu Medine’ye sevk etmiş ve "Hane Vakası" diye bilinen olay meydana gelmişti. Daha sonra söz konusu ordu Mekke’ye yöneldi. Bu esnada ordunun komutanı Müslim İbn Ukbe öldü. Onun yerine ordunun komutasını Şamlı Husayn İbn Nemır üstlendi. Husayn, İbnü’z-Zübeyr’i Mekke’de kuşattı.

Mancınıklarla Ka’be’ye saldırdı. Saldırılar sonucunda Ka’be yandı. Tam bu esnada Yezid İbn Muaviye’nin öldüğü haberi geldi. Bunun üzerine ordu Şam’a döndü. İbnü’z-Zübeyr de Ka’be’yi yeniden inşa etti. Ardından insanları kendisine biat etmeye davet etti. Neticede insanlar ona biat etti. Hicaz, Mısır, Irak ve Horasan halkı ile Şam bölgesinin çoğunluğu ona boyun eğdi. Daha sonra Şam’a Mervan hakim oldu. İbnü’z-Zübeyr tarafından atanan emir Dahhak İbn Kays’ı Merc-i Rahit’te öldürdü. Ardından Mısır’a doğru harekete geçti ve bu bölgeyi hakimiyeti altına aldı. Bütün bu olaylar hicretin 64. yılında gerçekleşmişti. Ka’be’nin binası ise hicretin 65. yılında tamamlandı. Aynı yıl Mervan öldü. Yerine oğlu Abdulmelik geçti. Muhtar İbn Ebi Ubeyd Kufe’yi hakimiyeti altına aldı. İbnü’z-Zübeyr tarafından görevlendirilen kimseler ondan kaçtı.

İbnu’l-Hanefiyye olarak tanınan Muhammed İbn Ali İbn Ebi Talib ile Abdullah İbn Abbas Hz. Hüseyin’in katledilmesinden sonra Mekke’de ikamet etmeye başlamışlardı. İbnü’z-Zübeyr onları kendisine biat etmeye davet etti. Bu vesileyle onları kuşattı. Bunun haberi Muhtar’a ulaştı. Bunun üzerine Muhtar bir ordu hazırlayıp onlara gönderdi. Ordu onları kuşatmadan kurtardı. Kendilerinden de İbnü’z-Zübeyr’e karşı savaşma konusunda izin istediler. Ama onlar buna izin vermedi. İbn Abbas ile İbnu’l-Hanefiyye Taife gidip oraya yerleştiler. İbn Abbas hicri 68 yılında vefaat edinceye kadar burada kaldı. İbnu’l-Hanefiyye ise onun vefatından sonra Yenbu’daki Radva dağına doğru yolaçıktı. Bir müddet orada kaldı. Daha sonra Şam’a gitmeye karar verdi. Bu yüzden Eyle’ye doğru yola koyuldu. Hicretin 73. yılının sonlarında veya 74. yılının başlarında vefat etti. Sahih olan görüşe göre onun vefatı, Ibnü’z-Zübeyr’in katlinden sonra gerçekleşmiştir. İbnu’l-Hanefiyye’nin hicretin 80. yılına hatta daha sonrasına kadar yaşadığı da söylenmiştir.

Rivayette geçen "Allah’ın harem bölgesini ihlal etmek mi istiyorsun?" ifadesi ile savaşmak suretiyle harem bölgesinin saygınlığını çiğnemek kastedilmiştir.

"Kuşkusuz Allah Teala İbnü’z-Zübeyr ve Ümeyyeoğullarını Allah’ın hareminin saygınlığını bozan kimseler olarak yazmıştır," ifadesi ile İbn Abbas, onların harem bölgesinde savaşmayı mübah kabul ettiklerini ifade etmiştir. İlk olarak Ümeyyeoğulları İbnü’z-Zübeyr’e savaş açıp onu kuşatmıştı. İbnü’z-Zübeyr ise onlara karşı ilk önce kendisini savunmuştu. Buna rağmen İbn Abbas onu da harem bölgesinde savaşmayı mübah sayan kişi olarak vasıflandırdı. Çünkü o, Allah Teala Ümeyyeoğullarını ondan uzaklaştırınca Haşimoğullarını kuşatma altına almıştı. Harem bölgesinde savaşmayı helal saydığını gösteren bir takım davranışlarda bulundu. Bu yüzden bazı insanlar onu "Muhill / Harem bölgesinde savaşmayı hel al kabul eden" lakabı ile anar oldu.

"Ben ise Allah’a yemin ederim ki, Allah’ın haremini asla ihlal etmeyeceğim!" ifadesi, İbn Abbas’ın görüşünü gösterir. O, Harem bölgesinde kendisi ile savaşılsa bile, savaşmayı helal görmezdi.

"İnsanlar bana; ‘İbnü’z-Zübeyr’e biat et!’ dediler … " sözünü İbn Ebi Müleyke, İbn Abbas’tan nakletmiştir. Bu rivayet muttasıldır. İnsanlardan maksat ise İbnü’zZübeyr’den yana olan kimselerdir.

İbn Abbas "bana denk" ve "soyu sopu belli güzel insanlar" ifadesi ile Abdullah İbnü’z-Zübeyr’in kavmi Esedoğullarını kastetmiştir. Ebu Mihnef Ahbari’ye göre ise bu sözler onun Ümeyyeoğullarını kastettiğini gösterir. Başka bir kanaldan gelen rivayete göre, İbn Abbas Taif’te vefatının yaklaştığı bir sırada evlatlarını başına toplayıp şöyle demiştir:

"Ey oğullarım! İbnü’z-Zübeyr Mekke’de hareketini başlattığı zaman onu destekledim. İnsanları ona biat etmeye davet ettim. Amca çocuklarım olan Ümoğullarını ise terk ettim. Eğer onlar bizi kabul etselerdi bizi denk kabul etmiş olurlardı. Yok eğer bizim yöneticimiz olsalardı, soyu sopu belli güzel insanlar bizi yönetmiş olurdu. Abdullah İbnü’z-Zübeyr ise iş başına gelince bana haksızlık ett."

Bundan daha açık olanı, Ebu Mihnefden gelen rivayet in sonunda bulunan şu sözdür: İbn Abbas oğullarına şöyle dedi: Beni amca çocuklarınız Ümeyyeoğullarının yanına defnedin!"

Esed İbn Tuveyt’in soyundan gelenlere Tuveytler denir. Tuveytler diye Tuveyt İbn Haris İbn Abdi’l-uzza İbn Kusay’ın soyundan gelenlere dendiği de ileri sürülmüştür. Üsameler ise Beni Üsame İbn Esed İbn Abdiluzza’nın soyundan gelenlere; Humeydler ise Humeyd İbn Züheyr İbn Haris İbn Esed İbn Abdi’luzza’nın soyundan gelenlere denir.

"Kuyruğunu katladı," ifadesi bir deyimdir. Vav harfinin şeddeli ve şeddesiz hali ile okunur. Bununla kişinin yüksek gayeleri gerçekleştiremediği kastedilir. Bu ifadenin kinaye olduğu ve bununla korkaklık ve sakinliği tercih etmenin kastedildiği de ileri sürülmüştür. Bu tür insanların hali, vahşi hayvanların uyumak istedikleri zamanki durumlarına benzetilmiştir. Ancak ilk yorum daha evladır.

Davudi şöyle demiştir: "Kuyruğunu katladı," deyimi, kişinin durmasını, ileri ve geri gitmemesini, istediklerini yerli yerince yapamamasını, kendisine nasihat edeni şahsına yaklaştırmasını, kışkırtanı ise kendisinden uzaklaştırmasını ifade eder.

İbnu’t-Tin de şöyle söylemiştir: "Kuyruğunu katladı" deyimi, İbnü’z-Zübeyr’in istediği neticeyi alamamasını ifade eder. Ebu’l-Mihnef’in rivayetinde de "İbnü’z-Zübeyr geri adım attı," şeklinde bir ifade var. Bu ifade, İbn Abbas’ın Abdulmelik hakkındasöylediği "onurlu biçimde ilerlemeye başladı," sözü ile de uyum halindedir. Gelişmeler İbn Abbas’ın anlattığı şekilde olmuştu. Abdulmelik ilerlemeye devam etti. Nihayet Irak’ı İbnü’z-Zübeyr’in hakimiyetinden kurtardı ve onun kardeşi Musab’ı öldürdü. Ardından askerlerini, Mekke’deki İbnü’z-Zübeyr’e hücüm etmeleri için hazırladı. Sonra meydana gelen olaylar oldu. İbnü’zZübeyr ise öldürülünceye kadar geriledi.

باب: {والمؤلفة قلوبهم} /60/.

Check Also

Sahih-i Buhari – DEVAM: 3. ZİRAAT AMACIYLA KÖPEK BULUNDURMA

DEVAM: 3. ZİRAAT AMACIYLA KÖPEK BULUNDURMA