SÜNEN EBU DAVUD
DİYAT BAHSİ
DEVAM: 23. Bilmediği Halde Tabiblik Taslayıp Ta Hastaya Zarar Veren Kişinin Durumu
Abdûl-Aziz b. Ömer b. Abdil-Azîz şöyle dedi: Babama gelen heyetlerden birisi, Rasûlullah (s.a.v)’in şöyle buyurduğunu söyledi: “Daha önceden tabiplik yaptığı bilinmeyen birisi bir kavme doktorluk yapmaya kalkar da hastaya zarar verirse damindir.”
Abdül-Aziz: “Ama dikkat edilmeli ki o, tedaviyi tarifle değildir. O ancak damarları kesmek, yarayı yarmak ve yakmaktır” dedi.
İzah:
Hadis-i Şerifler, ehil olmadığı halde hastaları tedaviye kalkıp onlara zarar veren kişinin verdiği zarardan sorumlu olduğuna delâlet etmektedir.
Hattâbi, birisini tedavi ederken hasta’nın ölümüne sebep olması halinde diyet’in gerekli olduğunda ihtilâf olmadığını söyler. Ancak bir kasıt olmadığı için kısas icab etmez. Zira tedavi yapan kişi bunu zorla yapmamış olmalı hastanın izni ile tedaviye yeltenmiş olmalıdır.
İkinci rivayet’in sonundaki Abdül-Aziz’in sözlerinden de anlaşıldığı gibi yukarıda açıklanan hüküm, câhil olduğu halde hastayı tedaviye yeltenen kişinin ilâcı eliyle içirerek, yarayı yararak veya yakarak tedaviye kalkışması halindedir. Böyle olmayıp da, hastaya bir ilâç kullanmasını, veya bir yarayı tedavi için bir yöntemi tavsiye etse hasta da zarar görse sorumluluk olmaz.
Avnü’I-Ma’bûd müellifinin Alkamî’den naklettiğine göre haddi zatına ehil olduğu halde, tedavi esnasındaki bir hatası yüzünden hastanın zarar görmesine sebep olan tabibe sorumluluk yoktur. Şüphesiz bu, kasdi olmayan yada ihmale dayanmayan kusurdur.
İnsan hayatı fevkalâde önemlidir. O yüzden dinimiz hayata zararı önleyecek tedbirleri almıştır. Bu kabilden olmak üzere, câhil tabibin faaliyetten men edilmesi gerektiğine hükmetmiştir.
Hadis Ansiklopedisi Trke Hadis Kaynaklar