SÜNEN EBU DAVUD
SALATU’T-TATAVVU BAHSİ
DEVAM: 26. (Nebi s.a.v.) Gece Namazı(nı Nasıl Kılardı?)
el-Fadl b. Abbâs (r.a.)’den; demiştir ki: Bir gece nasıl namaz kıldığını görmek için Nebi (s.a.v.)’in yanında gecelemiştim. (Geceleyin) kalktı, abdest alıp iki rekat (namaz) kıldı. (Uzunluk bakımından) kıyamı rükû’u gibi, rükû’u da secdesi gibiydi. (Namazdan) sonra (biraz) uyudu. Sonra uyanıp abdest aldı. Sonra misvâklandı ve Âl-i îmrân’dan …. den (itibaren) beş âyet okudu. Nihayet on rekat (namaz) kıhncaya kadar bu (uyuyup kalkma ve abdest alma..) işine devam etti, (namazdan) sonra bir rekat daha kılarak onunla vitr yaptı. Bu esnada müezzin ezan okumaya başladı. Müezzin (ezanı bitirip) sesi kesilince Resûlullah (s.a.v.) de kalkıp hafif iki rekat daha namaz kıldı. Sonra sabah namazını kıhncaya kadar oturdu.
Ebu Davud dedi ki: îbn Beşşar’dan (gelen bu hadisin) bir kısmı bana gizli kaldı.
Diğer tahric: Müslim, müsâfirîn
AÇIKLAMA:
Hadis-i şeriften Hz. Nebiin kıyamda kaldığı müddetin rükû’da ve secdede kaldığı müddete eşit olduğu bir başka ifâde ile kıyam, rükû ve sücûdda kaldığı müddetlerin birbirine eşit olduğu anlaşılmaktadır.
Metinde geçen “istenne: misvâklandı” kelimesi, Ebû Davud’un bazı nüshalarında “istensera = burnuna su alıp sonra dışarı attı” şeklinde geçmektedir. Yine metindeki “Âl-i Îmrân’dan beş âyet okudu” cümlesinde bulunan “beş âyet” kelimesi bazı sahih nüshalarda bulunmamaktadır. Esasen bu mevzudaki rivayetlerin çoğunluğunda da bu kelime yoktur. Bunun yerine “Resûl-i Ekrem’in geceleyin uyanınca Âl-i İmrân sûresinden on âyet okuduğu” kaydedilmektedir. Binaenaleyh bu “beş âyet” kelimesinin bulanmadığı nüshalar bu mevzudaki rivayetlerin ekseri yyetine uygun düştüğü gibi bir önce geçen 1353 numaralı hadise de uygun düşmektedir. “Beş âyet okudu” kaydı bulunan nüshanın sağlam olduğu kabul edilirse, o zaman Resûl-i Ekrem Efendimizin bazı gecelerde vakit daraldığı sebebiyle Âl-i Imrân Süresindeki sözü geçen âyetten itibaren beş âyet okumakla yetindiği, beş âyet daha okumak için vakit bulamadığı düşünülebilir. Hz. Nebidin vitri tek rekât kıldığını gösteren bu rivayet, bir rekatle vitr kılmanın caiz olduğunu söyleyen Şafiilerin ve taraftarlarının delilidir. Ancak daha önce de ifâde ettiğimiz gibi Hanefi ulemâsına göre, buradaki bir rekat kendisinden önceki çift rekatı tek hâle getiren rekattır. Başlı başına ayrı bir niyetle tek başına kılınan bir rekat değildir.
Bu hadis-i şerifte her ne kadar İbn Abbas’m ismi el-Fazl olarak geçiyorsa da gerek Müslim’in rivayetinde gerekse diğer rivayetlerde “el-Fazl” ismi yoktur. Esasen mutlak olarak İbn Abbas denilince Abdullah b. Abbas anlaşılır. Bu durumda el-Fazl isminin buraya râvilerden birinin hatası neticesi olarak geçmiş olması mümkündür. Yahud da bu hadise iki defa vuku bulmuştur da birine el-Fazl, diğerine Abdullah (r.a.) şâhid olmuştur, Ebû Dâvûd bu hadisin tamamını İbn Beşşâr’dan duyamadığını ifâde etmektedir. Hadisin tamamı ise, 1353 numaralı hadistir.
Hadis Ansiklopedisi Trke Hadis Kaynaklar