Sünen-i Ebu Davud – SÜNEN EBU DAVUD

SÜNEN EBU DAVUD

SÜNEN EBU DAVUD

SALATU’T-TATAVVU BAHSİ

DEVAM: 22. Nebi (s.a.v.) Gece Hangi Saatlerde (Namaza) Kalkardı?

Azîz ve Celîl olan Allah’ın; “onlar gecenin (ancak) az bir kısmında uyurlardı”[Zâriyât 17] âyeti hakkında Enes (r.a.)’in (şöyle) dediği rivayet edilmiştir: “(Bu âyette övülen ashâb-ı kiram) akşam ile yatsı arasında namaz kılarlardı.”

(Muhammed b. Müsennâ) Yahya’nın hadisine; “Yanları yataklarından uzaklaşır”[Secde 16] âyet-i kerimesini de ilâve etmiştir.

İzah:

Bu âyet-i kerîmede ashâb-ı kiramın Allah sevgisi ve âhiret endişesiyle gecenin ekseriyetinde gözlerine uyku girmeyip ibâdetle meşgul oldukları beyân edilmektedir. Bu hareketleriyle de Cenâb-ı Kib­riya diliyle medh-ü senaya mazhar olmuşlardır.

Hz. Enes (r.a.)’e göre bu âyetin mânâsı (ashâb-ı kiram); “Akşam na­mazı ile yatsı namazı arasında namaz kılarlardı” demektir. Her ne kadar Enes (r.a.) âyet-i kerimeye böyle mânâ vermişse de ulemânın büyük çoğun­luğuna göre ashâb-ı kiramın gece ibâdetini akşam ile yatsı arasına inhisar ettirmek doğru değildir. Hasen el-Basrî, Abdullah b. Revâha, Müslim b. Yesâr başta olmak üzere tefsîr ilminin tanınmış büyük simalarından pek çoğuna göre bu âyetin mânâsı; “onlar geceleri pek az uyurlardı. Sonra kalkarlar ibâ­detle meşgul olurlardı” demektir. Âyet-i kerimeye bu şekilde mânâ veren cumhûr-ı ulemâya göre, âyet-i kerîmede geçen kelimesinin ba­şında bulunan “mâ” harf-i “zâide”dir.

Bazılarına göre de bu “mâ” masdariyyedir ki, kendinden sonra gelen fiili muzârisine masdâr mânâsı kazandırır. Bu takdirde âyet-i kerîme’ye “onların geceleyin uyuması pek az idi” şeklinde mânâ verilir. Bura­daki “mâ”yı “nâfiye” olarak kabul edenlere göre ise, şöyle mânâ verilir: “Bazı gece hiç uyumazlar hepsini ihya ederlerdi.” Bir rivayette de “az idi­ler, geceleyin uyumazlardı” diye iki ayrı cümle olarak mânâ verilmişse de en isabetli olan, cumhurun verdiği mânâdır.

Âyet-i kerîmede medih ve sena edilen mübarek kimseler Allah’ın, “ge­cenin birazı hâriç olmak üzere kalk”[Müzemmil 2] âyet-i kerimesinin emrine uyarak ge­cenin pek çoğunu ibâdetle geçirmişlerdir.[Elmahlı, Hak Dini Kur’ân Dili, VI, 4531] Ancak 1305 numaralı hadisin şerhinde de açıkladığımız gibi Cenab-ı Hak ashab-ı kiramın ileride buna ta­hammül edemeyeceklerini bildiği için; “Artık Kur’ân’dan kolay geleni okuyun”[Muzemmil 20] âyet-i kerîmesini indirerek gece namazını en az hadde indirmek suretiyle gece namazının iki rekatle bile ifa edilmiş sayılacağını bildirdi. Bu âyet-i kerimenin inmesinden sonra Resûl-i Ekrem Efendimiz (s.a.v.), 1317-1318 numaralı hadîs-i şeriflerin şerhinde de beyân ettiğimiz gibi gecenin üçte biri­ni ibâdet ile geçirmiş, ibâdetten bıkkınlık gelmemesi ve sabah namazına da hazinde kalkabilmesi için gecenin ilk yansıyla son altıda birini uykuyla geçirmiştir. Ancak yaşlandıkça bu namazı yavaş yavaş daha da azaltmıştır.[bk. 1251 no’lu hadis. ]

Check Also

Sünen-i Ebu Davud – SÜNEN EBU DAVUD

SÜNEN EBU DAVUD