SÜNEN EBU DAVUD
MENASİK BAHSİ
DEVAM: 63. Arafat’tan (Müzdelîfe’ye) Hareket
Kureyb’in haber verdiğine göre, kendisi Üsâme b. Zeyd’e; Resûlullah (S.A.V.)’ın (hayvanının) arkasına bindiğin gece nasıl hareket ettiniz? -yahut- ne yaptınız? diye sormuş. O da (şöyle) demiş: Halkın gece istirahati için develeri çöktürdükleri dağ yoluna geldiğimiz zaman Resûlullah (S.A.V.)’de devesini çöktürdü, de küçük abdest bozdu.
Züheyr (Hz. Usâme’den bu hadisi naklederken); “su döktü” demedi, de “küçük abdest bozdu” tabirini kullandı, Hz. Usâme sözlerine şöyle devam etmiş.
Sonra abdest suyu isteyip gayet hafif bir abdest aldı. Ben (kendisine): Ya Resûlullah! Namaz (vakti geldi), dedim, “Namaz ilerdedir”, diye cevap verip (devesine) bindi. Nihayet Müzdelife’ye geldik. (Orada) akşam namazı (için) ikâmet (edilmesini emr)etti (ve akşam namazını edâ etti). Sonra halk konak yerlerinde develerini çökerttiler ama yüklerini çözmemişlerdi. Nihayet yatsı namazı (için) ikâmet (edilmesini emr) etti ve (yatsıyı da ) edâ etti. Sonra halk (yüklerini) çözdüler.
Muhammed (b. Kesîr) bu hadîse (şunları da) ilâve etti: Ben (Usâme’ye): Sabahladığınız zaman ne yaptınız” diye sordum. Usâme: (Bu sefer) onun terkisine Fadl b. Abbâs bindi. Ben yaya olarak Kureyş’in önden gidenleriyle birlikte yola düştüm, diye cevap verdi.
İzah:
Buhârî, vudû, hac; Müslim, hac; Nesâî, menâsik; İbn Mâce, tahâre, menâsik; Muvatta’, hac; Ahmet b. Hanbel, II, 125.
“Muarras” kelimesi “yolcunun istirahat için indiği yer” anlamma gelir.Bu hadis Müslim’in Sahih’inde, “halkın akşam namazı için devlerini çöktürdükleri dağ yoluna geldik” anlamına gelen sözlerle rivayet edilmiştir.
Buhârî’nin Sahih’ide ise, “Atâ dedi ki: Peygambe r(S.A.V.) Usâme’yi terkisine aldı ve bugünkü halifelerin akşam namazı kıldıkları yere geldi.”[Buhârî hac] anlamına gelen lafızlarla rivayet olunmuş ve Atâ “bugünkü halifeler” derken kendi devrindeki Emevî halîfelerini kastetmiştir. Müslim’in bu rivayetinde geçen “akşam namazının dağ yolunda kılınması” meselesi, önce konumuzu teşkil eden Ebû Dâvûd hadisine aykırıdır. Çünkü konumuzu teşkil eden hadis-i şerifte geçen “Namaz ilerdedir” sözü, Resûl-i Ekrem’in akşam namazım sözü geçen dağ yolunda kılmadığını ifâde ediyor. Müslim’in rivayetinde ise, Emevî halifelerinin akşam namazını burada kıldığı ifâde ediliyor.
Ayrıca müslim’in bu rivayeti yine Buhârî tarafından nakledilen “Abdullah b. Ömer Resûl-i Ekrem’in izlemiş olduğu dağ yolunu geçtikten sonra Müzdelife’de akşam ile yatsıyı birleştirerek kılardı. Müzdelife’ye gelince orada cemreleri toplar, sonra abdest alırdı. Müzdelife’ye girinceye kadar namaz kılmazdı.”[Fethu’1-Bâri, IV, 267.] anlamındaki hadis-i şerife de aykırıdır, el-Fâkıhî’nin İbn Ebî Necih’den rivayetine göre Hz. İkrime akşam namazını dağ yolunda kılan kimselerin bu uygulamasına karşı çıkarak onlara “Re-sûlullah (S.A.V.) dağ yolunu kendisine hela olarak seçmişti, siz ise orayı kendinize akşam namazı için mescid edindiniz.”[Fethu’1-Bâri, IV, 267.] demiştir. Sözü geçen dağ yolundan maksat bugünkü hacıların Müzdelife’ye giderken tâkibettikleri yoldur. Hafız İbn Hacer Buhârî’nin bu hadisini açıklarken “Müzdelife’de akşam namazı ile yatsıyı birleştirerek kılmayan kimselerin bu hareketini de Resul-i Ekrem’in sözlerine ve fiillerine aykırı olduğu için ben reddediyorum.” demektir.
Metinde Hz. Züheyr’in Usâme’den duyduğu sözü hiç değiştirmeden “küçük abdest bozdu” diye nakletmesinden bahsetmesi, Hz. Züheyr’in bu hadisi işittiği gibi dikkatli bir şekilde rivayet ettiğini bazı kelimeleri yumuşatarak nakletme yoluna gitmediğini anlatmak içindir. Gerçekten işi-tileni aynen rivayet etmek ilke ve prensibi bir tarafa atılacak olsaydı, “küçük abdest bozdu” tâbiri yerine “su döktü” tâbirini kullanmak daha uygun olurdu.
Resûlullah’ın aldığı “hafif abdesf’ten muradın ne olduğu ulemâ arasında ihtilaflıdır. Bazılarına göre abdest organlarını birer kerre yıkayarak abdest almıştır.
Bazıları “abdest” kelimesini lügat mânâsında kullanarak “bazı uzuvlarını yıkamıştır” demişlerse de, bu uzak bir ihtimaldir. Hele “Buradaki abdest almaktan maksat taharetlenmektir,” diyenlerin görüşü son derece uzak bir ihtimâldir. Çünkü biraz sonra Hz. Usâme’nin “Ya Resûlullah namaz vakti geldi” demesi, Resul-î Ekrem’in abdestli olduğunu ve birinci görüşün daha isabetli olduğunu gösterir. Bununla beraber 1925 numaralı hadis Resûl-i Ekrem’in Müzdelife’ye varınca yeniden bir abdest daha aldığını ifâde ediyor.
Resûlullah (S.A.V.)’in hafif abdest almasını Müzdelife’ye hareket için acele ettiğine hamledenler de vardır. 1905 numaralı hadis-i şerifte de beyân edildiği gibi Veda haccında Nebi Efendimiz Müzdelife’ye varınca (orada akşamla yatsıyı birleştirerek bir ezan ve iki ikametle kılmış ve bu iki namaz arasında hiçbir nafile nama? kılmamıştır.”
Bazıları birleştirilerek kılınan bu iki vaktin arasında namaza aykırı bir işle meşgul olmanın namazı bozacağı görüşünden hareket ederek metinde geçen “ama yüklerini çözmemişlerdi” cümlesine “tamamen yerlerine yerleşmemişlerdi” mânâsı vermişlerdir ki, bu mümkündür. Fakat metinde geçen “sonra halk konak yerlerinde develerini çökerttiler” cümlesinin gerçek ve zahirî-mânâsında kullanıldığı düşünülürse, Müzdelife’de birleştirilerek kılmanın bu iki namaz arasında kısa süreli bir meşguliyette bulunmanın bu namazları birleştirerek kılmaya engel teşkil etmediği anlaşılır.[Şemsü’l-Hak Azimâbudî, Avnu’l-Ma’bûd, V, 400.]
Hadis Ansiklopedisi Trke Hadis Kaynaklar