SÜNEN EBU DAVUD
LİBAS BAHSİ
33. “Kadına İhtiyacı Bulunmayan Erkekler” Ayet-i Kerimesi Hakkında (Gelen Hadisler)
Aişe (r.anha)’dan şöyle rivayet olunmuştur: Nebi (s.a.v.)’in hanımlarının yanına kadın tabiatlı bir adam giriyordu. (Halk) onu (kadınlara) ihtiyacı olmayan (erkekler) den sayıyorlardı. Derken bir gün o adam (Hz. Nebi’in hanımlarının birisinin yanında iken Hz. Nebi (bizim) yanımıza giriverdi. Adam (o sırada) bir kadını tasvir etmekte idi ve, “Geldiği zaman dörtle gelir, gittiği zaman sekizle gider” diyordu. Hz. Nebi (bu sözü işitti ve): “Dikkat edin, görüyorum ki bu adam orada ne olduğunu biliyor. Sakın sizin yanınıza bir daha gelmesin” buyurdu. Artık onu (gelmekten) menettiIer.
İzah:
“Muhanneş” yahut “muhannis”; ahlâk, hareket ve sözünde kadınlara benzeyen erkektir. Bazen yaratılıştan kadına benzer ve tıpkı kadınlar gibi konuşur. Onun kadına benzemesi kendi arzusuyla değildir. Bu bir nevi hünsa sayılabilir. (Hünsa, kendisinde hem erkeklik hem de kadınlık uzvu bulunan kimsedir) Peygamber (s.a.v.)’in. bu adamı ilk gördüğü zaman bir şey dememesi bundandır. Zaten herkes onun cima ihtiyacı olmadığını kabul ediyordu.
Bazen doğuştan benzemediği halde kendi arzusuyla kadınlara benzemeye çalışanlar vardır. Bunlara da “muhanneş” denir.
İşte burada bahis mevzuu oîan ve 4097 ve 4099 numaralı hadis-i şeriflerde lanetlenen muhannesler bunlardır.
Rasûlullah (s.a.v)’in evine giren bu muhannesin ismi, meşhur kavle göre “Hît”tir. Bazıları “Hinb”, diğer bazıları da “Matı” olduğunu söylemişlerdir. Bu babda daha başka isimler de zikredilmiştir ki. Gelen rivayetlerden, Rasûlullah (s.a)’ın bunları çeşitli yerlere sürgün ettiği anlaşılıyor.
İbn Kelbî’nin beyanına göre, “Hİt\ vasfettiği kadın hakkında ileriye giderek, “Ağzı papatya çiçeği gibi, oturduğu zaman iki olur. Konuşursa renk saçar. Bacaklarının arasındaki başaşağıya çevrilmiş bir kap gibidir” demiş. Rasûlullah (s.a) bunu işitiyormuş ve, “Sen ona inceden inceye bakmışsın ey Allah düşmanı!” buyurmuş. Sonra kendisini Medine’den Ha-ma’ya sürgün etmiştir. Tâif fethedilince onun tasvir ettiği kız ımislüman olmuş ve Abdurrahman b. Avf ta evlenmiştir. Rasûlullah (s.a.v) dünyadan gittikten sonra Ebû Bekir (r.a) Hît’i Medine’ye kabul etmemiş, Hz. Ömer halife olunca bazı kimseler araya girerek şefaatçi olmuşlar, “Hît, artık zayıf, yaşlı ve muhtaç bir kimsedir” diyerek Medine’ye gelmesine izin verilmesini rica etmişler. Hz. Ömer de her cuma günü, Medine’ye gelerek dilenmesine, sonra yine yerine gönderilmesine izin vermiştir.
Ulema, Hît’in sürgün edilmesine üç sebep zikretmişlerdir, bunlardan biri hadiste beyan edildiği veçhile onun kadına ihtiyacı olmadığı zannedilmesi, hakikatte ise kadına ihtiyacı olduğu halde bunu gizlemesidir. İkincisi kadınların güzelliklerini ve avret yerlerini başkalarına anlatması-dır. Üçüncüsü de Hît’in kadınların mahrem yerlerine kadar bütün cinsel özelliklerini öğrenmiş olduğunun meydana çıkmasıdır.
Hz. Nebi, “Sakın sizin yanınıza bir daha girmesin” emriyle bütün muhannesleri kasdetmiştir. Binaenaleyh, muhannes olanlar kadınların yanına giremediği gibi kadınlar da açık saçık onların yanına girip çıkamazlar. Muhannesler aynen kadınlara ihtiyaç duyan diğer erkekler hük-mündediıier. Enenmiş (hayaları çikarılmış) ve âleti kesilmiş erkeklerde aynı hükümdedirler.
Hît’in, Gaylân’m kızını tasvir ederken, “Dörtle gelir sekizle gider” demesi, gelirken vücudunun kabarık ve şişkin yerleri dört, giderken sekiz görünür manasındadır. Gaylân, Tâifin fethinden sonra müslüman olmuş, fakat hicret edememiştir. Beyaz tenli, uzun boylu, kumral saçlı, iri ve yakışıklı bir zat olduğu söylenir. Vaktiyle Nebi (s.a.v) hakkında, “Kur’ân buna indirileceğine iki şehirden birinde büyük bir adama indirilseydi ya” diyenlerden biridir. Kisra’ya bir heyet içinde gönderildiği vakit onunla görüşmüş, Kisra onun aklını beğenerek, “Senin gıdan nedir?” diye sormuş. O da “buğdaydır” deyince, “Bu akıl buğdaydandır. Sütle kuru hurmadan değildir” demiş.[Davudoğlu Ahmed, sahihi müslim tercemesi ve şerhi IX 595-597.]
Hadis Ansiklopedisi Trke Hadis Kaynaklar