SÜNEN EBU DAVUD
SUNNE BAHSİ
DEVAM: 8. Halifeler (Hakkında Gelen Hadisler)
Âsım’dan demiştir ki: – Ben Haccâc’ı minber üzerinde (şöyle) derken işittim: “Hepiniz gücünüz yettiğince Allah’dan korkunuz. Bu hususta (hiçbir kimse için) ayrıcalık (istisna) yoktur. (Hepiniz) müslümanların başkanı (olan) Abdül-Melik (ibn Mervân)ı dinleyiniz ve itaat ediniz. Bu hususta da (hiçbir kimse için) ayrıcalık yoktur.
Allah’a yemin olsun ki ben, halka mescid’in bir kapısından çıkmalarını emr etsem de onlar başka bir kapıdan çıksalar onların kanları ve malları bana helâl olur. Vallahi ben Mudar (kabilesin)in (malları) karşılığında Rabia kabilesinin malIarı)nı alsam Allah’dan bu bana helâl olur.
Ya (şu) Hüzeyl’in kölesinden dolayı beni kim mazur görür? (Bilemiyorum). O kendi kıraatinin Allah’dan olduğunu iddia ediyor. Vallahi O’nun kıraati bedevi arapların recez kalıbından başka birşey değildir. Allah (c.c.) Nebiine (s.a.v.) bu kalıbı indirmemiştir.
(Ya) şu acemlerden dolayı beni kim affeder? (Onlar, içlerinden) birinin (havaya) attığı taş düşünceye kadar (kısa bir zamanda muhakkak) bir fitne meydana gelmekte olduğunu iddia ediyorlar.
Allah’a yemin olsun ki: Onları geçen gün gibi (yok olmuş bir halde) bırakacağım. (Ravi Asım sözlerine devamla şöyle) dedi:
Ben bu sözü A’meş’e sordum da (bana)”Vallahi bu sözü Haccâc’dan kendim de duydum” cevabını verdi.
İzah:
Metinde geçen, Haccâc-ı Zâlim’e ait sözlerin bir kısmı İslâm ile tabana zıttır.
Bu sözlerden biri. Devlet başkanına mutlak surette itaatin farz olduğunu ifade eden “Abdülmelik’i dinleyiniz ve ona mutlak surette itaat ediniz” mealindeki sözdür. Oysa, Devlet Başkanına itaat onun emirlerinin, Allah ve rasûlünün emrine uygun olması ile kayıtlıdır. Devlet başkanının Allah ve rasûlünün emrine aykırı olan emirlerine itaat edilemez. Nitekim: “Allah’a isyan olan bir hususta itaat olamaz” mealindeki hadîs-i şerif de bunu açıkça ifade etmektedir.
Haccâc’ın sözündeki yanlışlardan biri de, Devlet başkanlarının istedikleri gibi hüküm koyma ve bu hükümleri uygulama hakkına sahip olduklarını ifade eden sözleridir. Oysa haram ve helâl hakkında hüküm koyma yetkisi ancak Allah’ındır. Nitekim Allâhü Teâlâ hazretleri bu mevzuda şöyle buyurmaktadır. “… Diliniz yalana alışmış olarak herşeye şu haram, bu helaldir demeyiniz. Zira Allah’a karşı yalan uydurmuş olursunuz…”[Nahl 16] Allah’ı bırakıp ta hahamlarını, rahiplerini, Meryem oğlu Mesih’i Rabbler edindiler…”[Tevbe 31] âyet-i kerimeleri de bunu ifade etmektedir.
Diğer bir yanlışı da Hz. İbn Mes’ud’un Mushafina ve kıraatına dil uzatmasıdır. “Huzeyl’in kölesi” sözüyle kasdettiği Hz. Abdullah İbn Mes’ud’dur. Oysa Hz. Abdullah bu kıraati bizzat Hz. Nebiden almış ve Hz. Nebiin takdirine mazhar olmuştur.[Bak Fedâil-üs-Sahabe, 116: Eşref Edib. Asr-ı Saadet, 2/113.]
Haccâc’ın kendi devrinde, kendi ülkesinde son derece çoğalan ve kesintisiz devam eden fitnenin arap olmayan milletler tarafından yerilmesini tehditlerle karşılaması ise onun zulümler zincirinin sadece küçük bir halkasıdır.
Recez: Müstef İlün, müstef’ilün, müstef ilün vezninden oluşan bir aruz kalıbıdır.
Hadis Ansiklopedisi Trke Hadis Kaynaklar