Sünen-i Ebu Davud – SÜNEN EBU DAVUD

SÜNEN EBU DAVUD

SÜNEN EBU DAVUD

SUNNE BAHSİ

DEVAM: 6. (İyi Yada Kötü) Bir Yola Çağırman (ın Ve O Yollardan Birini Tutmanın) Hükmü

Humeyd dedi ki: Hasan-ı (Basrî, birgün) Mekke’de bizim yanımıza geldi. Mekke halkının fıkıh alimleri bana, birgün Mekke’li fıkıh alimleriyle oturup onlara nasihat etmesi hususunda kendisiyle konuş(up ricada bulun)mamı söylediler. (Bunun üzerine ben kendisiyle bu hususu konuştum. O da ricamı kabul ederek): Evet (olur) cevâbını verdi. Bunun üzerine (Mekke’li âlimler bir yerde) toplandılar (Hasan-ı Basrî Hazretle­ri de onlara bir konuşma yaptı. Doğrusu) ondan daha hatip bir insan görmedim. (Orada bulunanlardan) birisi (Hz. Hasan-ı Basrî’ye hitaben):

“Ey Ebû Saîd şeytanı kim yarattı?” diye sordu. (Hasan-ı Basrî de):

“Sübhanallah! Allah’dan başka yaratıcı mı var? Şeytanı da Allah yarattı. Hayrı da (Allah) yarattı, şerri de!” cevabını verdi. (Soruyu soran) adam (bu cevâbı alınca),

“Allah onları kahretsin; bu şeyh hakkında nasıl da yalan uyduruyorlar” dedi.

İzah:

Bu hadis-i şerif “kul fiilinin halikıdır” diyen mutezile’nin aleyhine, “kul kâsibdir (kazanıcıdır) Allah da yaratıcıdır” diyen ehl-i sünnetin lehine bir delildir.

(4621- 4622) numaralı hadis-i şeriflerde de geleceği üzere Mutezile ta­raftarları kendi fikirlerini Hz. Hasan-ı Basrî’ye isnad ederek, halkı bu fi­kirlere davet ederlerdi. Oysa Hasan-ı Basrî hazretlerinin bu mevzûdaki görüşü Mutezileye taban tabana zıt idi.

Hz. Hasan-ı Basrî, Mekke’de yaptığı söz konusu konuşmasında bu mevzûdaki görüşlerini açıklayınca Mutezile taraftarlarının Hz. Hasan-ı Basri’nin de kendilerinden olduğuna dâir yaptıkları propagandaların tesi­ri altında kalarak Hasan-ı Basrî hazretlerine “şeytanı kim yarattı?” diye soru soran kimse de bu propagandaların tamamen asılsız, kuru bir idda ve iftira olduğunu anlayarak; “Allah onları kahretsin bu şeyhin hakkında na­sıl da yalan harcıyorlar” demekten kendini alamamıştır. Mutezile ile ehl-i sünnet arasında ihtilaflı olan “kulların fiilleri” mevzuunu bir önceki ha­disin şerhinde açıkladığımızdan burada tekrara lüzum görmüyoruz.

Check Also

Sünen-i Ebu Davud – SÜNEN EBU DAVUD

SÜNEN EBU DAVUD