SÜNEN EBU DAVUD
SAVM BAHSİ
DEVAM: 72. Geceleyin Niyeti Terk Konusunda Ruhsat
Ümmü Hânî (r.anha)’dan; nakledildiğine göre; Mekke fethi günündeydi. Fâtıma gelip Rasûlullah (s.a.v.)’in sol tarafına oturdu. Ümmü Hânî de sağında oturmakta idi. Bir câriye, içerisinde içecek olan bir kap getirip Peygamber (s.a.v.)’e takdîm etti. Rasûlulullah (s.a.v.) ondan içti. Sonra kabı Ümmü Hânî’ye verdi. Ümmü Hânî de içip şöyle dedi: Ya Rasûilallah, ben oruçlu idim, orucumu bozdum. Rasûlullah (s.a.v.). “Sen, bir borcunu mu kaza ediyordun?” buyurdu. Ümmü Hânî, Hayır, dedi. Rasûlullah (s.a.v.): “Eğer nafile ise zararı yok” buyurdu.
İzah:
Dârimî, savm, Ahmed b. Hanbel, VI, 424.
Hadisin râvisi bizzat Ümmü Hâni’dir. Normal olarak onun “ben sağında idim” demesi gerekirdi. Ama o ya kendinden hikâye ederek böyle söylemiştir, ya da râvi kendi sözünü Ümmü Hânî’nin sözünün yerine koyarak hadisi mânâ olarak nakletmiştir.
Tirmizî, hadisin senedinde kusur olduğunu söyler.Ümmü Hâm’in, Hz. Peygamber’in kendisine uzattığı şeyi oruçlu olduğu halde içip bunu sonradan haber vermesi, Efendimizin artığını reddetmemek içindir. Fakat içtikten sonra yaptığının günah bir şey olduğunu zannetmiş ve durumu Peygamber (s.a.v.)’e arz etmiştir. Nitekim Tirmizî’nin rivayetinde Ümmü Hânî meseleyi şu şekilde aktarmaktadır. “Sonra Peygamber (s.a.v.) kabı bana uzattı, ondan içtim ve; “ben günah işledim, benim için istiğfar et”, dedim…”
Hadis-i şerîf nafile oruca başlayan kişinin isterse orucunu bozabileceğine ve kendisine kaza gerekmediğine delâlet etmektedir. Çünkü Rasûlullah (s.a.v.) Ümmü Hânî’ye orucunu kaza etmesini emretmemiştir.
Hz. Ömer, Ali, İbn Mesud, İbn Ömer, îbn Abbas Câbir, Huzeyfe, Ebu’d-Derdâ gibi meşhur sahâbîler ve İmam Şafiî ile Ahmed b. Hanbel’in görüşleri de bu istikâmettedir.
Bu görüşe ışık tutan başka hadisler de vardır. O hadislerde Peygamber (s.a.v.)’in nafile oruçlu iken orucunu bozduğu ifâde edilmektedir. Ancak bu görüş sahiplerine göre, özürsüz yere orucun bozulması mekruhtur.
İma m-ı Azam ve İmam Mâlik’e göre, nafile oruca başlayan bir kimsenin orucu tamamlaması gerekir. Özürsüz yere orucunu açması caiz değildir. Bunlar “Amellerinizi bozmayınız”[Muhammed 33] mânâsındaki âyete dayanırlar. Bu görüş sahiplerine göre, bir kimse özrü olmadığı halde başladığı nafile orucu bozarsa, günahkâr olur ve kendisine kaza icab eder. Bir özürden dolayı bozarsa, günahkâr olmasa da Ebu Hanifeye göre kaza icâb eder. Mâlikilere göre kaza da gerekmez. Hanefilerin bu konudaki delilleri Ebû Dâvud, Tirmizî ve Malik’in Hz. Aişe (r.anha)’den rivayet ettikleri şu haberdir: “Hâfsa ile ben oruçlu idik. Bize bir yemek getirildi ve ondan yedik. Sonra Peygamber (s.a.v.) geldi ve, “orucumuzu bozduk,” dedik. Bunun üzerine Peygamber (s.a.v.); “onun yerine başka bir gün kaza ediniz” buyurdu.”
Hanefî âlimlerinden Münlekâ sahibi, Kemal b. Hümâm ve Tacü’ş-Şeri’a başlanılan nafile orucu özürsüz yere de olsa bozmanın caiz olduğu görüşünü benimsemişlerdir.
Hadis Ansiklopedisi Trke Hadis Kaynaklar