SÜNEN EBU DAVUD
TALAK BAHSİ
DEVAM: 4. Sünnete Uygun Olan Boşama Şekli
Ebu’z-Zübeyrin haber verdiğine göre; kendisi Urve’nin kölesi Abdurrahman b. Eymen’i, İbn Ömer’e şu soruyu sorarken işitmiş. -Ebu’z-Zübeyr (onların konuştuklarını) işitiyormuş- (Abdurrahman); Karısını hayızlı iken boyayan b\r adam hakkınds ki görüşün nedir? demiş. (İbn Ömer de şöyle) cevap vermiş: Abdullah b. Ömer Rasûlullah (s.a.v.) zamanında hanımını hayızlı iken boşadı da (babası) Ömer; Abdullah b. Ömer karısını hayızlı iken boşadı diyerek (bunu Rasûlullah (s.a.v.)’e sordu. (Rasûl-i Ekrem de) o kadını bana geri çevirdi, (vermiş olduğum) talakı da saymadı ve;
“Temizlendiği zaman (o’nu) boşasın ya da (nikahı altında) tutsun” buyurdu. İbn Ömer (sözlerine devam ederek) dedi ki: “ve Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem;
“Ey Peygamber, kadınları boşadığmız zaman, (iddetlerinin başlangıcında) boşayın”[Talak 1] âyet-i kerimesini okudu.
Ebu Dâvud dedi ki: “Bu hadisi Yunus b. Cübeyr, Enes b. Sirin, Said b. Cübeyr, Zeyd b. Eşlem ve Ebu’z-Zübeyr îbn Ömer’den; Mansur da £bu Vâil’den rivayet etmişlerdir. Hepsinin manası da şudur: “Peygamber (s.a.v.) îbn Ömer’e karısına dönmesini temizleninceye kadar (nikahı altında tutmasını) sonra isterse boşamasını; isterse (nikahı altında) tutmasını emretti.
Aynı şekilde bu hadisi Muhammed b. Abdurrahman Sâlim’den, (Salim de) îbn Ömer’den rivayet etmiştir. Zührî’nin Sâlim’den yaptığı rivayeti ile Nâfi’nin İbn Ömer’den yaptığı rivayet ise, (şu mânâya gelen lâfızlardan ibarettir): “Peygamber (s.a.v.) İbn Ömer’e karısına dönmesini ve temizlenip sonra (tekrar) hayızlanıncaya (ve) sonra temizleninceye kadar (nikahı altında tutmasını) sonra isterse boşamasını, isterse tutmasını emretmiştir.
(Bu hadis) İbn Ömer’den Ata el-Horasanî -el-Hasen senediyle de rivayet olunmuştur. Bu hadislerin hepsi de Ebüz-Zübeyr hadisine ay kırıdır.
İzah:
Müslim, talak; nesaî, talak; el-Fethü’r-rabbanî, XVII, 6.
Bu hadis-i şerif hayızlı iken verilen talakın muteber olmadığım söyleyen İbn Hazm ile İbn Teymiyye, îbn Kayyim ve Şia’nın delilidir. Hattabî’nin rivayetine göre Haricîlerle Râfizîler de bu hadis-i şerife sarılarak hayız hâlinde verilen talakın geçerli olmadığı görüşüne varmışlardır. Bu görüşte olan kimselerin dayandıkları diğer deliller de şunlardır:
1. Abdullah b. Malik’in rivayet ettiğine göre, İbn Ömer hanımım hayızlı iken boşamış, Rasûlullah (s.a.)’de “Bu birşey değildir” buyurmuştur.[İbn Hacer, Fethü’l-Bârî XI, 269; (Hadisi Said b. Mansur Sünen’inde de rivayet etmiştir.)]
2. Nâfi’in rivayet ettiğine göre İbn Ömer, karısını hayızlı iken boşayan bir kimsenin talakının muteber olmadığını söylemiştir. Bu hadisi İbn Hazm sahih senedle rivayet etmiştir.[İbn Hazm, el-Muhalla X, 163.]
Şevkânî’ye göre bu görüşün tercih edilmesini gerektiren delillerden biri de “Ey Peygamber, kadınları boyadığınız zaman iddetleri içinde boşayın”[Talak 1] âyet-i kerimesidir. Çünkü bu âyet-i kerimeye göre karısını, hayızlı iken ya da kendisiyle cinsî münâsebette bulunduğu temizlik devresinde boşayan bir kimsenin vermiş olduğu talak muteber değildir. Çünkü bu adam karısını iddeti içinde yani kendisiyle hiç temasta bulunmadığı bir devre içinde boşamamıştır.
Ayrıca; “boşama iki defadır (bundan sonra kadını) ya iyilikle tutmak, ya da güzelce salıvermek (lazım)dır”[Bakara 229] âyet-i kerimesi de bu görüşün tercihini gerektiren delillerden biridir. Çünkü kadını en çirkin şekilde boşamak Allah’ın haram kıldığı şekilde boşamaktır. Bu da kadını iddetin (temizlik hâlinin) dışında boşamaktır. Çünkü Allah kadını temizlik dönemi dışında boşamayı meşru kılmamıştır.
Hayzı hâlinde verilen talakın sahih ve geçerli olduğu görüşünü savunan ve büyük çoğunluğu teşkil eden ulema kendi görüşlerini isbat ve karşı görüşte olanların görüşlerini red sadedinde şunları söylemişlerdir:
1. Hayız hâlinde verilen talakın geçerli olmadığını savunan kimselerin dayandıkları Ebu’z-Zübeyr hadisi (açıklamaya çalıştığımız hadis) bu mevzuda gelen ve bizim görüşümüzü destekleyen sahih hadislere aykırıdır. Musannif Ebu Davud’un da ifade ettiği gibi bizim görüşümüzü destekleyen hadis-i şerifler Ebu’z-Zubeyr hadisine her bakımdan tercih edilecek niteliktedirler. Hatta Ebu’z-Zübeyr hadisini Müslim ile Nesâî de rivayet etmişlerse de bunların rivayetinde “(vermiş olduğum) talakı da bir şey saymadı” cümlesi yoktur.[Bu hadisin tahkiki İçin bk. Müslim, talak; Nesaî, talak] Çünkü İbn Abdrilberr’in de ifâde ettiği gibi bu cümle, münker olarak rivayet edilmiştir. Ebü’z-Zübeyr’den başka bu cümleyi rivayet eden olmamıştır. Bu bakımdan bu cümle bir hükme mesned veya delil olma niteliğinden uzaktır. Hele aynı mevzuda gelen ve kendisinden daha sahih olan hadisler karşısında bu cümleye delil nazarıyla bakmak hiç mümkün değildir. Binaenaleyh bu cümlenin, sahih bir senedle rivayet edilmiş olduğu kabul edilse bile, diğer sahih hadislere aykırı bir mana taşıdığı düşünülemez. Bu bakımdan bu cümleye şu manayı vermek mümkündür: “Rasûl-i Ekrem, sünnete uygun olarak verilmediği için bu talakı doğru bir şey olarak görmedi.”
Hadis ulemasından Hattabî ise, bu mevzuda şunları söylüyor: “Ebu’z-Zübeyr bu hadisten daha münker bir hadis rivayet etmemiştir. Fakat bu cümleye şu şekilde mânâ verilecek olursa, bu münkerlik giderilmiş olur: “Rasûlullah bu talakı, kadına dönmeyi haram kılan bir engel olarak görmedi.” Şöyle mânâ vermek de mümkündür: “Bunu sünnete uygun bir davranış olarak görmedi.”
2. Birinci maddede Ebu’z-Zübeyr hadisi hakkında söylenenler aynen Said b. Mansur’la İbn Hazm’ın rivayet ettiği hadisler hakkında da söylenebilir.
3. İbn Teymiyye ve taraftarlarının bu mevzudaki görüşlerine delil diye gösterdikleri âyet-i kerimelerde onların görüşüne dayanak olacak herhangi bir ifade yoktur. Bu âyet-i kerimelerde sadece talakın, içerisinde cinsî münâsebet bulunmayan temizlik halinde verilmesi emrediliyor. Biz de zaten bunu savunuyoruz. Bu mevzuda hak olan Ebu Muhammed Abdullah b. Kudâme’nin şu sözleridir: “Kim karısını hayızh iken veya cinsi münâsebette bulunduğu temizlik döneminde boşarsa, bid’at işlemiş olur, fakat talakı muteberdir. Ulemanın büyük çoğunluğu bu görüştedir.”[İbn Kudame, Mugnî, VII, 97.]
Musannif Ebu Davud’un da ifâde ettiği gibi mevzumuzu teşkil eden hadis-i şerif on şekilde rivayet edilmiştir:
1. 2184 numaralı hadisteki rivayet,
2. Enes b. Sîrinin rivayeti. Bu rivayetin senedini Müslim Abdülmelik vasıtasıyla Enes b. Sirin’e ulaştırmıştır.[Müslim, talak]
3. Sa’îd b. Cübeyr rivayeti [Buharî, talak],
4. Zeyd b. Eşlem rivayeti [Beyhakî, es-Sünenü’l-Kübra, VII, 331.],
5. Mevzumuzu teşkil eden 2185 numaralı hadis-i şerif
6. Mansur b. el-Mu’temin rivayeti [Beyhakî, es-Sünenü’l-Kübra, VII, 326.],
7. 2181 numaralı hadis,
8. 2182 numaralı hadis,
9. 2179 numaralı, hadis,
10. Atâ el-Horasanî rivayeti [Beyhakî, es-Sünenü’l-Kübra, VII, 330.]
Yukarıda ifâde ettiğimiz gibi bu rivayetlerden İbn Teymiyye’nin delilini teşkil eden Ebu’z-Zübeyr hadisi bu mevzudaki diğer rivayetlerin tümüne aykırıdır.
Hadis Ansiklopedisi Trke Hadis Kaynaklar