SÜNEN EBU DAVUD
SALAT BAHSİ
DEVAM: 221-223. Yay’a Dayanarak Hitab Eden Kimse
İbn Mes’ûd (r.a.)’den; rivayet edildiğine göre; Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) hutbe irad ettiği zaman şunları söylerdi: “Hamd sadece Allah’adır. Allah’a hamdeder, ondan yardım ister ve Onun bağışlamasını dileriz. Nefislerimizin şerrinden Allah’a sığınırız. Allah’ın hidâyete erdirdiği kimseyi sapıtacak kimse yoktur. Allah kimi şaşırtmışsa onu da kimse hidâyete erdiremez. Allah’tan başka ilâh olmadığına Muhammed’in O’nun kulu ve elçisi olduğuna şahitlik ederim. Allah onu kıyametin önünde korkutucu ve nüjdeleyici olarak hak (din) ile göndermiştir. Kim Allah’a ve Resulü’ne itaat ederse doğru yolu bulmuştur. Kim de onlara isyan ederse (bilsin ki) o nefsinden başka hiç kimseye zarar vermeyecektir. Allah’a hiçbir zarar vermeyecektir.”
İzah:
Müslim, cuma; Ebû Dâvûd, nikâh; Ahmed b. Hanbel, IV, 256, 379.
Hadisin başında “hutbe iradettiği zaman” diye terceme ettiğimiz kelimesi haddi zatında “kelime-i şehâdet getirdiği zaman” demektir. Ancak burada “zikrü’1-cüz irâdetü’l-küll” kabilinden olmak üzere mecazi olarak “hutbe okudu” manasına kullanılmıştır. Çünkü hutbenin içerisinde teşehhüd mevcuttur.
Hz. Nebiin “Nefislerimizin şerrinden Allah’a sığınırız” buyurması, nefsin kötülüğü emredici, hevâ ve hevese, kötü maksatlara meyyal oluşu dolayısıyladır. Resûlullah mâ’sum (günah işlemez) olduğu için onun bu şekildeki duası ümmetine öğretme maksadına yöneliktir.
“Cenabı Allah onu, kıyametin önünde korkutucu ve müjdeleyici olarak hak dinle gönderdi” ifâdesindeki, “müjdeleyici ve korkutucu” kelimelerinden maksad, itaat edenleri âhirette cennet ve dünyada yardımla müjdelemesi; isyan edenleri de dünyada mahrumiyet, âhirette de azab ve Cehennem ile korkutmasıdır. “Kıyametin önünde” ifadesinden de “Kıyametin kopmasına yakın” mânâsı murad edilmiştir. Hz. Nebiin işaret ve orta parmağını göstererek “Ben kıyamete işte böyle yakın olarak gönderildim” buyurması da bu mânâyı destekler.
Hadis-i şerifteki “kim onlara (Allah’a ve Resulü’ne) isyan ederse” ibaresi, Allah ve Resulünü bir zamirde birleştirmenin caiz olduğuna delildir.
Başka lâfızlarla rivayet edilmiş başka hutbeler de vardır. îmam-ı Şafiî’nin Müsned’indeki şu rivayet bunlardandır:
“Hamd, yalnız Allah’ adır. O’ndan yardım diler, bizi bağışlamasını niyaz ederiz. O’ndan hidâyet ister, yardım dileriz. Nefislerimizin şerlerinden, amellerimizin kötülüklerinden Allah’a sığınırız. Allah’ın hidâyet verdiği kimseyi hiçbir kimse saptıramaz. O’nun saptırdığım da hiç bir kimse doğru yola eriştiremez. Şehadet ederim ki Allah’tan başka hiçbir ilâh yoktur ve (yine) şehâdet ederim ki Muhammed O’nun kulu ve rasûlüdür. Allah’a ve rasûlü-ne itaat eden dosdoğru yolu bulmuş demektir. Allah*a ve Resulüne isyan eden de -tekrar Allah’ın emrine dönünceye kadar- sapmış demektir.”
Hadis Ansiklopedisi Trke Hadis Kaynaklar