6 SÜNEN EBU DAVUD
SALAT BAHSİ
221-223. Yay’a Dayanarak Hitab Eden Kimse
Şu’ayb b. Ruzeyk et-Tâifî’den; demiştir ki: Resûlullah (s.a.v.) ile sohbeti olan bir adamın yanına oturdum. Ona el-Hakem b. Hazn el-Kulefî denilir. Bu zat, bize şöyle anlatmaya başladı: Yedi veya [şek râvilerden gelmektedir.] dokuz kişiden biri olarak Nebi (s.a.v.)’e elçi olarak geldim. Onun huzuruna girip, “Ya Resûlallah! Biz seni ziyaret ettik, sen de bizim için hayır duâ et” dedik. (Resulullah bizim için duâ etti) ve bize birazcık hurma (getirilmesini) emretti. O zaman durum biraz zayıftı (gelir azdı). Biz Medine’de günlerce kaldık. Resulullah ile beraber cumada bulunduk (cuma kıldık). Efendimiz, bir bastona veya [şekler râvilerden gelmektedir.] yaya dayanarak kalktı. Kısa, güzel, mübarek kelimelerle Allah’a hamd ve sena etti. Sonra;
“Ey insanlar! Siz emrolunduğunuz herşeyi yapamazsınız veya [şekler râvilerden gelmektedir.] güç yetiremezsiniz, ama doğru olunuz” müjdeleyiniz!” buyurdu.
(Ebû Davud’un talebesi) Ebû Ali dedi ki: Ebu Davud’u ” hadisten birkaç kelimeyi bana, bazı arkadaşlar kaydettirdiler (Kâğıttan silinmiş) ” derken dinledim.
Diğer tahric: Beyhakî, es-Sünenu’l-kübrâ, III, 206.
İzah:
Rivayetten anladığımıza göre el-Hakem b. Hazn el-Külefî adında bir zat yedi veya dokuz kişilik bir hey’etin içinde Resûlullah’a gelmiş, onu ziyaret etmiş, dua ve ikramına nail olmuştur. Efendimizin hey’ete ikramı birazcık hurmadan ibaret kalmıştır. Bizzat râvi bu azlığın o esnadaki fakirlikten ileri geldiğini bir özür kabilinden zikretmiştir. Rivayetin konu ite alâkası bundan sonraki bölümüdür. Râvinin ifadesine göre, bu hey’et Medine’de günlerce kalmış ve bu meyânda Resulullah (s.a.v.) ile cuma kılma şerefine ermiştir. Rivayete göre Hz. Nebi bir bastona veya yaya dayanarak ayağa kalkmış ve hutbesini irad buyurmaya başlamıştır. Siyaktan bu hâdisenin mescide minber konulmadan evvel meydana geldiği anlaşılmaktadır.
Demek oluyor ki, hatibin hutbe esnasında elinde bir baston veya yay, kılıç gibi birşey bulundurması meşrudur. Fukaha, bu sayılan şeyleri hatibin hangi eline almasının evlâ olduğunda müttefik değildir.
Mâlikilere göre, hatibin hitabe esnasında sağ eline bir baston veya yay ya da kılıç alması müstehabtır. Sol eli ile bir yere dayanmaz.
Şâfiîlere göre, adı geçen şeylerden birini sol eline alır, sağ eli ile de minberin kenarına yapışır. Eline alacak bir şey bulamazsa ya sağ elini sol elinin üstüne koyar, ya da ellerini yanlarına salıverir.
Hanefîlerde kılıç zoru ile fethedilen memleketlerde hatib, hutbe esnasına sol eline bir kılıç alır. Sulh yoluyla İslâm’ın girdiği bölgelerde ise, eline kılınç almaz. Tahtâvî, Meraki’l-Felâh haşiyesinde kılınç haricinde yay ve baston gibi bir şeye dayanmanın mekruh olduğunu söyler. İbn Emiri’1-hâc bu meselenin münâkaşasını yapıp, Ebû Davud’un bu rivayetine işaret ederek Hz. Nebi’in Medine’de hutbe esnasında elinde yay veya baston bulundurduğunun sabit olduğunu söyler, vakıa da budur. Tahtâvî’nin bunu mekruh sayarken neye dayandığını bilemiyoruz.
Hanbelîlere göre, herhangi bir eli ile, kılıç, yay veya bastona dayanabilir. Bu, sünnettir.
Aslında bu adı geçen şeyleri sağ veya sol eline alması konusunda hiç bir rivayet yoktur. Bütün bunlar çeşitli maslahatlar göz önüne alınarak ortaya konmuş mütelealardır.
İbn Kayyım, Zâdü’I-Meâd’da, Hz. Nebi’in minber yapılmadan önce, hutbe irad ederken Medine’de bastona, gazvelerde de yaya dayandığını; kılıca dayandığına dair hiç bir rivayetin bulunmadığım söyler. Hatta kılıca dayanmayı meşru görenleri de küçümseyici ifadeler kullanır.
Rivayetin devamında Hz.Nebiin hutbede Allah’a hamd-ü sena ettikten sonra cemaate “Siz emrolunduğunuz şeylerin tümünü yapamazsınız, ama mu’tedil olunuz, müjdeleyiniz” buyurdu deniliyor.
“Doğru olunuz” diye tercüme ettiğimiz kelimesini İbn Ha-cer: “doğruya sanlınız, ifrat ve tefrite sapmayınız kelimesini de, “devamlı olan ameli az da olsa sev abla müjdeleyiniz” şeklinde mânâlandırmıştır.
Hadis Ansiklopedisi Trke Hadis Kaynaklar