Sünen-i Ebu Davud – SÜNEN EBU DAVUD

SÜNEN EBU DAVUD

SÜNEN EBU DAVUD

EDEB BAHSİ

DEVAM: 119-120. Anne Ve Babaya İyilik Ve İtaat

(Kuleyb b. Menfaa’nın) dedesinden (rivayet edildiğine göre) Kendisi (birgün) Nebi (s.a.v.)’e gelip: Ey Allah’ın resulü kime iyilik edeyim? demiş de, (Nebi efendimiz): Annene, (sonra) babana, (sonra) kızkardeşine, (sonra) erkek kardeşine ve (sözü geçen bu kimselerden) sonra gelen yakınına (iyilik et). Bu (yapılması) gereken bir vazifedir. (Bunlar) ilişkileri devam ettirilmesi gereken yakınlardır.”

İzah:

Müslim, birr; İbn Mâce, edeb; Ahmed b. Hanbel, V, 3, 5.

Hadis-i şerif baştan anııe-baba ve kardeşler olmak üzere bütün akrabaya karşı iyilikte bulunmayı tavsiye etmekte, babadan önce annenin, erkek kardeşten önce de kizkardeşin zikredilmesiyle de annenin iyiliğe babadan, kızkardeşin de erkek kardeş­ten daha çok muhtaç olduklarına işaret edilmektedir.

Metinde geçen “mevlâkellezî yelî” kelimesiyle de derece itibariyle sö­zü geçen yakınlardan sonra gelen akrabalardır. Kızkardeşin oğlu, erkek kardeşin oğlu, hala, amca, hala oğlu ve hala kızı gibi. Nitekim bir önceki hadis-i şerif de buna delalet eder. Avnü’I-Mabud yazarının açıklamasına göre “bir adam Rasûlullah (s.a.v.)’a gelerek:

Benim hüsnü sohbetime en layık olan kimdir? diye sordu.

Annendir, buyurdular.

Sonra kimdir? dedi,

Sonra annendir, buyurdu.

Sonra kimdir? dedi,

Sonra annendir, buyurdu.

Sonra kimdir? dedi,

Sonra babandır, buyurdu”[Müslim, birr] mealindeki hadis mevzumuzu teşkil eden hadis-i şerifte geçen “ve” harfinin “sümme (sonra)” anlamında kul­lanıldığına, bu da “mevlâkellezî yelî” kelimesiyle sözü geçen kimselerin kast edildiğine delalet eder.

Nitekim, Kur’an-i Kerim’in muhtelif âyetlerinde sılâ-yi rahim (yakın­larla ilişkiyi sürdürmek) teşvik edilmiştir.[Ra’d 21] Hz. Nebi de çeşitli ha­dislerinde bunu ısrarla emretmiştir.[Buhari, edeb, bed’ül-Vahy; Müslim, cihad; Ahmed b. Hanbel, 1,81, 202.]

Bu mevzuda gelen hadis-i şeriflerden biri şu mealdedir: “Şüphesiz Allah mahlukatı yaratmıştır. Onlardan fariğ olduğu va­kit, rahm ayağa kalkmış, bu katledilmekten sığınan bir makamdır, demiş. Yüce Allah’da: Evet! Sana sıla yapana, benim de sıla yapma­ma, senden ilgiyi kesene benim de ilgi kesmeme razı değil misin? bu­yurmuş, rahm:

Evet razıyım, demiş Yüce Allah da:

Bu sana verilmiştir, buyurmuştur.”[Müslim, birr]

Sılanın hakikati; atiyye, şefkat ve merhamet manalarına gelir ki, Al-lahın kullarına bir lütfü, ihsanı ve bir rahmetidir. Daha açık tabirle sıla-i rahim akrabayı ziyaret ederek hallerini sormak, gerekirse yardımlarına koşmak uzakta iseler mektuplaşmak, selam göndermek suretiyle aradaki mânevi bağın kopmamasına dikkat etmektir. Bağın kopmasına “kat-ı ra­him” denir ki; büyük günahtır. Mamafih süa-i rahimin dereceleri vardır.

En yüksek derecesi farzdır, bunu terk eden günahkâr olur. En aşağı de­recesi de selamı kelamı kesmektir. Sılanın kimlere farz olduğuna gelince; taraflardan biri erkek, diğeri kadın olsa birbirlerine nikâh düşmeyecek de­recede yakın akrabaya farz olduğunu söylemişlerdir. Bu takdirde amca-oğulları ile dayı oğullarına farz değildir. Bir takımlarına göre miras babın­da zevil ehram denilen bütün akrabaya arzdır. Nevevî bu ikinci kavlin da­ha doğru olduğunu söylüyor.

Check Also

Sünen-i Ebu Davud – SÜNEN EBU DAVUD

SÜNEN EBU DAVUD