SÜNEN EBU DAVUD
NİKAH BAHSİ
9. Yetişkin Kimsenin Süt Emmesiyle Meydana Gelen Mahremiyyet
Nebi sallallahu aleyhi ve sellem’in hanımı Âişe (r.anhâ) ve Ümmü Seleme (r.anhâ)’dan rivayet olunmuştur:
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin Zeyd’î evlatlık edindiği gibi, Ebû Huzeyfe b. Utbe b. Rabia b. Abdişems de Ensar’dan bir kadının azatlı kölesi olan Sâlim’i evlâtlık edinmiş ve kardeşinin kızı Hind bint el-Velîd b. Utbe b. Rabia ile evlendirmişti. Cahiliyye çağında bir kimse bir adamı evlatlık edindi mi halk o evlatlığı o adam’a nisbet ederek isimlendirirlerdi. Evlatlık da o adamın mirasına vâris olurdu. Nihayet noksan sıfatlardan münezzeh olan yüce Allah bunun hakkında; “Onları babalarına nisbet ederek çağırın”[Ahzâb 5] âyet-i kerimesini, “onlar sizin din kardeşlerinizdir ve dostlarınızdır” buyruğuna kadar indirince (bu evlâtlıklar babalarına verildi, babası bilinmeyenler) de dost ve din kardeşi oldu.
Bu sırada Ebû Huzeyfe’nin hanımı Sehle bint Süheyl b. Amr el-Kureyşî gelerek;
Ey Allah’ın Resulü, biz Sâlim’e (kendi neslimizden gelen) bir çocuk gözüyle bakıyorduk, kocamla benim yanımda bir evde kalıyor ve (dolayısıyla) beni başı, yakası, boynu yüzü ve kolları açık bir kıyafetle görüyordu. Şimdi ise Aziz ve Celil olan Allah evlâtlıklar hakkında senin de bildiklerini indirdi. Salim hakkındaki görüşünüz nedir? diye sordu. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem de ona;
“Onu emzir” buyurdu. Sehle, enu beş kez emzirdi ve Salim O’nun süt oğlu oldu. Bu olay nedeniyle Âişe (r.anhâ) kendisinin görmek istediği ve yanına girmelerini arzu ettiği kimseleri kız kardeşlerinin veya erkek kardeşlerinin kızlarının emzirmelerini isterdi. Eğer (emzirilmesini istediği kimse) yetişkin ise, beş defa emzirmelerini isterdi. (O kimse Hz. Âişe’nin bu isteğine uyduktan) sonra artık Hz. Âişe’nin yanına (rahatça) girerdi. [îbn Hacer, Fethu’l-bârî, XI, 53. ] Ümmü Seleme. ile Peygamber sallallahu aleyhi ve sellemin diğer hanımları, beşikte iken süt emmedikçe halktan bir kimsenin bu şekilde süt emmek suretiyle yanlarına gelmesine izin vermezlerdi. Ve Hz. Âişe’ye de;
Vallahi bilmiyoruz, belki bu diğer halk için değil de sadece Sâlim’le ilgili olarak Peygamber (s.a.v.) tarafından verilmiş özel izindir, derlerdi.
Diğer tahric: Buharî, nikah; Müslim reda, hudud; Ngsaî, nikah; Muvatta. reda; Darimî, hudud; Ahmed b. Hanbel, V, 348, VI, 174, 201, 228, 249, 269. Daha kısa benzeri: İbni Mace, nikah (1943)
AÇIKLAMA:
Ebû Huzeyfe’nin ismi Mühşim, yahud Heşim veya Kays’dır. İslama ilk girenlerdendir. 43.kişiden sonra müslüman olmuştur. Önce Habeşistan’a oradan da Medine’ye hicret etmiş Kabe’ye ve Kudüs’e doğru namaz kılmıştır. Başta Bedr ve Uhud olmak üzere bütün savaşlara katılma şerefine erenlerdendir. Hicretin 56. yılında Yemâ-me savaşında şehid olmuştur.
Salim’i hürriyetine kavuşturan kadın ise Ebû Huzeyfe (r.a.)’ın karışıdır. İsmini Leylâ veya Selmâ olduğu söylenir. Kendisi Hz. Salim’i hürriyetine kavuşturunca Ebû Huzeyfe (r.a.)’de onu evlâtlık edinmiştir.
Resûl-i Ekrem’in evlatlık edindiği Zeyd b. Hârise’ye gelince, daha 8 yaşında iken satılık esirler arasında halka arz edilmek üzere Ukaz çarşısına getirilmişti. Onu Hâkim b. Hizam b. Huveylid hâlâsı Hz. Hatice için 400 dirhem karşılığında satın almıştı. Resûl-i Ekrem Efendimiz Hz. Hatice ile evlenince Hz. Hatice onu Hz. Peygambere hediye etti. Hz. zeyd’i kaybettikleri günden itibaren gece gündüz demeden, durup dinlenmeden bütün ülkeyi gezerek Hz. Zeyd’i arayan babası ve amcasının yolları bir gün Mekke’ye uğramıştı. Mekke’ye geldikleri zaman Hz. Peygamber’i aradılar ve onu Mescidde bulup yanına girdiler ve;
Ey Abdullah’ın oğlu, ey kavminin efendisi olan bir zatın oğlu, siz Allah’ın mukaddes kıldığı bir bölgenin sakinlerisiniz ve Allah evi Ka’be’nin komşularısınız. Siz köleleri hürriyetine kavuşturan ve esirleri doyuran kimselersiniz. Biz sana senin yanında köle olarak bulunan bîr oğlumuzu görmek için geldik. Onun hürriyetine kavuşması için bize iyilikte bulunmanı, gereken kolaylığı göstermeni rica ediyoruz, dediler. Bunun üzerine Peygamber Efendimiz;
“Ben onu çağırırım ve kendisini serbest bırakırım. Eğer sizi isterse sizin olur, sizinle birlikte gider; fakat benim yanımda kalmayı isterse vallahi ben beni tercih eden kimseye başka birini tercih edecek değilim” diye cevap verdi. Onlar da;
Doğrusu çok insaflı ve çok lütufkâr davranıyorsun, dediler. Hz. Peygamber derhal Hz. Zeyd’i çağırdı ve aralarında şu konuşma geçti:
“Bunları tanıyor musun?”
Evet,
Bunlar kimdir?
Şu babamdır, şu da amcam.
“Sen beni biliyorsun ve uzun bir süre benimle beraber oldun. Binaenaleyh şimdi serbestsin ya beni tercih eder benim yanımda kalırsın, yahut da bunları tercih edersin, bunlarla beraber gidersin.”
Ben sana hiç bir kimseyi tercih edemem. Sen benim babam ve amcam yerindesin. Bu konuşmayı dinleyen Hz. Zeyd’in babası ile amcası,
Vay yazık sana sen köleliği hürriyete, baban, amcan ve diğer ev halkına tercih ediyorsun, öyle mi? dediler. Hz. Zeyd de;
Ben bu adamda öyle birşeyler gördüm ki hiçbir zaman hiçbir kimseyi O’na tercih edemem, diye karşılık verdi. Bu eşsiz tabloyu gören Resûl-i Ekrem Efendimiz derhal Hz. Zeyd’i Hacer’-i Esved’in önüne götürüp:
“Ey burada hazır bulunanlar, siz şâhid olunuz ki, bundan sonra Zeyd benim oğlumdur. Bu sebeble o benim malıma varistir. Ben de onun malının vârisiyim” diyerek halka bir konuşma yaptı. Orada hazır bulunan Hz. Zeyd’in babasıyla amcası bu durumu görünce çok sevindiler, gönül hoşluğu ve sevinçle memleketlerine döndüler.[Tekmiletu’l-Menhel, III, 196-197.]
Metinde söz konusu edilen Hz. Sehle’nin Hz. Sâlim’i emzirme hadisesi Hz. Sehle’nin sütünü bir kaba sağarak Hz. Sâlim’e içirmesiyle olmuştur. Yoksa yetişkin bir insanın yabancı bir kadının memesini ağzına alarak emmesi haramdır. İmam Nevevî bu görüşün en güzel ve isabetli görüş olduğunu söyledikten sonra Müslim’in rivayet ettiği bir hadise [Müslim, redâ] dayanarak özel olarak Hz. Sâlim’e bu izinin verilmiş olması ihtimaline de yer veriyor.
Her ne kadar burada Hz. Peygamber’in Hz. Sehle’ye Hz. Sâlim’i emzirmesi mutlak olarak zikredilmişse de İmâm-i Malik’in Muvatta’ında “beş defa emzir” şeklinde rivayet olunmuştur. Ayrıca süt akrabalığının meydana gelmesi için emmenin en az on defa olacağına dair” bazı hadis-i şerifler [Müslim, redâ; îbn Mâce, nikâh; Muvattâ, redâ] varsa da İbn Abbas’a göre bu kayıtlar neshedilmiştir. BinaenaIeyh süt akrabalığının meydana gelmesi için bir defa emmek yeterlidir.[Davudoğlu, Salıih-i Müslim terceme ve şerhi, VII, 376.] Her ne kadar metinde Hz. Sâlim’in evlendiği kadının ismi “Hind” olarak geçmekte ise de İmam Mâlik’in rivayetinde bu kadının isminin Fâtıma olduğu kaydedilmektedir ve doğrusu da budur.
Yine metinde Hz. Âişe’nin yanına girmek isteyen erkeklere Hz. Sâlim’e uygulanan usûlü uyguladığı, Resûl-i Ekrem’in diğer hanımlarının ise bu görüşe katılmadığı ifade ediliyorsa da Taberî’nin “Tehzîbü’1-âsâr” isimli eserinde sağlam senedle rivayet ettiği bir hadiste ise, Hz. Hafsa validemizin de Hz. Âişe’nin görüşünde olduğu ifade edilmektedir.[İbn Hacer, Fethü’l-bârî XI, 52.]
Bu hadise İmam Mâlik’in Muvatta’ında şu mânâya gelen lâfızlarla rivayet edilmiştir: “Hz. Âişe de yanına girmesini arzu ettiği kimseyi bu hükmü uygulardı. Kız kardeşi Ümmü Gülsüm ve erkek kardeşlerinin kızlarına yanına almasını arzu ettiği erkekleri emzirmelerini emrederdi. Ama Peygamber Efendimizin diğer hanımları böyle bir emme ile hiçbir kimseye yanlarına kabul etmezlerdi ve, “hayır, Allah’a yemin ederiz ki, Resûlullah’ın Sehle’ye emri, sadece Sâlim’in emmesine mahsus bir ruhsattır. Hayır, Allah’a yemin ederiz ki bu emme ile hiçbir kimse yanımıza giremez,” derlerdi.”[Muvalta, redâ]
Hadis Ansiklopedisi Trke Hadis Kaynaklar