Sünen-i Ebu Davud – SÜNEN EBU DAVUD

SÜNEN EBU DAVUD

SÜNEN EBU DAVUD

BUYU’ ve İCARE BAHSİ

33. Muhabera

Muhabera; üçte bir, dörtte bir gibi muayyen bir hisse karşılığında yapı­lan müzaraa akdidir. Buhari bu tarifi benimser. Bu kelime, Kamus’ta da böyle tarif edilmiştir. Nevevi; müzaraa ve muhaberamn birbirine yakın manalar­da kullanıldıklarım söyler. Nevevi’nin Şafii ulemasının cumhuruna nisbet ettiği bir ifadeye göre; tohum tarla sahibi tarafından verilirse muzaraa çiftçi tara­fından verilirse muhabera denilir.

Câbir b. Abdullah’ın şöyle dediği rivayet edilmiştir: Rasûlullah (s.a.v.); muhâkale, müzâbene, muhabere, muâveme -Müsedded; Hammâd’dan, ikisinden (Ebu Zübeyr ve Saîd b. Mîna) birisinin; el-mu’âveme, diğerinin beyu’s-sinîn (seneliğine satış) dediğini nakleder- ve sünyadan menetmiş, arâyâya ruhsat vermiştir.

İzah:

Müslim, buyu’; Nesâî, buyu’

Hadiste terceme edilmeden, aynen aktarılan tabirlerin bir kısmı daha önce geçmişti. Burada bu tabirlerin kısaca manala rını verip, önceki geçtiği yerlere işaretle yetineceğiz.

Muhâkale: Tarladaki ekini, buğday veya arpa gibi hububat karşılığın­da satmaktır. Bu kelime; “Tarlayı buğday karşılığında kiralamak, üçte bir dörtte bir gibi muayyen bir hisse karşılığında ortaklık” diye de tarif edilir.

Müzâbene: Ağaçtaki taze hurmayı kuru hurma karşılığında satmaktır.

Bu konu 3361 nolu hadiste geçmiştir.

Mu’âveme: Belirli ağaçların bir veya birkaç sene içerisinde vereceği mey­veyi önceden satmaktır. Buna “beyu’s-sinîn” de denilir. Hadis ravilerinden Ebû Zübeyr ve Saîd b. Mîna’dan birisi bu tabiri “mu’âveme” diğeri de aynı manaya gelen “beyu’s-sinîn” diye rivayet etmişlerdir.

Sünyâ: Bir kimsenin, bahçesinin meyvesini muayyen olmayan bir kısmını istisna ederek satmasıdır. “Bu ağaçları bir kısmı hariç sana sattım” de­mek gibi.

Bu satış bâtıldır. Çünkü satılan şey belli değildir. Ama belli bazı ağaç­ları istisna ederek geri kalanım satarsa o zaman caiz olur.

Arâyâ: Bu tabirin anlayış ve izahı âlimler tarafından farklı yapılmıştır. Bu tarifler 3362 numaralı hadisin şerhinde geçmiştir.

Bu hadisin buraya alınması, içerisindeki muhabere sözcüğünden dola­yıdır. Bu kelime, yukarıda da işaret edildiği gibi müzâraa ile aynı veya pek yakın manada kullanılmaktadır. Hadis-i şerif sayılan diğer satış şekillen ile birlikte muhaberenin de caiz olmadığına delildir.

Müzâraanın hükmü konusundaki münakaşa daha önce geçmişti. Onun için müzâraa konusuna tekrar girmeyeceğiz.

Check Also

Sünen-i Ebu Davud – SÜNEN EBU DAVUD

SÜNEN EBU DAVUD