SÜNEN EBU DAVUD
SALAT BAHSİ
DEVAM: 22. Mescid’e Tükürmenin Keraheti
İbn Ömer (r.a.) şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bir gün hutbe irad buyururken, mescidin kıblesinde (ki duvarda) bir balgam görüverdi. Bunun üzerine cemaate kızdı ve onu kazıdı. (bk. Buhari, edeb; el-amel fi’s-salat; Darimi, salat; Ahmed b. Hanbel, II, 6, 141.)
Nafi dedi ki: İbn Ömer’in “Resulullah za’feran isteyip balgam’ın yerine sürdü ve; “Muhakkak Allah (ın kıblesi) biriniz namaz kıldığında onun yüzünün geldiği taraftadır. Sakın ön tarafına tükürmesin” buyurdu dediğini zannediyorum.
Ebu Davud şöyle dedi: İsmail ve Abdulvaris, Eyyub vasıtasıyla Nafi’den yine Malik, Ubeydullah ve Musa b. Ukbe fNafi’den,Hammad’ın (yukarıdaki) rivayetinin bir benzerim rivayet etmişler, ancak za’feran’dan bahsetmemişlerdir.
Ma’mer ise Eyyub’dan yaptığı rivayet’te ”za’feranı” zikretmiştir. Yahya b. Süleym de Ubeydullah vasıtasıyle Nafi’den (za’feran yerine) haluk kelimesini zikretmiştir.
Diğer tahric: Buhari, salat; Müslim, mesacid
AÇIKLAMA: Haluk: Bir koku çeşididir. Hadis-i şeriften anladığımıza göre Hz. Nebi, balgamı cemaate hitap ederken görmüştür. Ancak, Efendimizin hutbeyi bitirdikten sonra ve namaza duracağı anda görmüş olması daha muhtemeldir. Çünkü hitabet esnasında yönü cemaate karşı dönük olacağından kıble, ya arkasına veya yan tarafına gelir. Halbuki balgamın kıble duvarında olduğu zikredilmektedir.
Hadis-i şerifin devamından Hz. Nebiin cemaate kızıp balgamı kazıdığını anlıyoruz. Efendimizin cemaate kızması, ya balgamı kimin bulaştırdığını bilmediği ya da cemaatin, o pisliği görmeyip izale etmek maksadıyle davranmadıkları içindir.
Nesai’nin rivayetinde balgamı, ensardan bir kadının kazıyıp yerine “haluk” isminde bir koku sürdüğü ve Hz. Nebiin bu hareketi tasvib ettiği bildirilmektedir. Buna göre, hadisenin iki defa olduğu, birinde balgamı bizzat Resulullah’ın.diğerinde de ensardan bir kadının kazıdığı anlaşılmış olmaktadır.
Resulullah (s.a.v.) balgamı kazıdıktan sonra cemaate dönmüş ve “sizden biri namaza durduğunda, Allah onun yüzünün döndüğü taraftadır…” buyurmuştur. Cenab-ı Allah mekandan münezzeh olduğuna göre, ilk nazar da bu ibare biraz müşkil görünmektedir. Ancak burada, Hattabi’nin de dediğigibi bir muzaf gizlidir. İbarenin manası “Allahın kıblesi onun yüzünü döndüğü taraftadır” şeklindedir. Zaten hadis-i şerifin tercemesi bu takdir gözönüne alınarak yapılmıştır.
Kıble namaz kılan müslümanın Allah’a ibadet ederken yöneldiği cihet olduğu çin tazime layıktır. Oraya doğru tükürmek ve sümkürmekten men edilmiştir. Mescid dışında kıbleye karşı balgam atmanın hükmü bu babın ilk hadislerinin şerhinde verilmiştir.
Ebu Davud hadisin sonuna koyduğu ta’likda hadis-i şerifin başka tariklerden gelen rivayetlerindeki farklılıklara işaret etmiştir. Görüldüğü gibi bu rivayetler arasında hadisin ruhuna tesir edebilecek bir farklılık yoktur. Ancak Ebu Davud’un bu ilavesi Sünen’in bazı nüshalarında mevcut değildir.
Bazı Hükümler
1. Mescidler kirletilmemeli ve görülen her türlü pislik temizlenmelidir.
2. İmam daima mescidin temizliğini kontrol etmelidir.
3. Çirkin bir şey gören hemen onu ıslah etmeye çalışmalıdır.
4. Yersiz bir davranışa kızmak meşrudur.
5. Kible’ye tazim ve hürmet gerekir.
6. Hadis, Hz. Peygamberin tevazuuna da delildir.
DEVAM
Hadis Ansiklopedisi Trke Hadis Kaynaklar