SÜNEN EBU DAVUD
VİTR BAHSİ
DEVAM: 23. Dua’nın Fazileti Ve Âdabı
Aişe (r.anha), çarşafının çalındığını, bunun üzerine onu çalana beddua etmeye başladığını, Efendimizin de “Ondan hafifletme” buyurduğunu rivayet etmiştir.
Ebû Dâvûd dedi ki: …. demek, “ = Ondan hafifletme” manasındadır.
İzah:
Ahmed b. Hanbel, VI, 45, 136.
Metinde görüldüğü üzere Hz. Aişe (r.anha) çarşafını çalana beddua etmeye başlayınca ResulüIIah (s.a.v.) “Ona beddua ederek hafifletme bedduayı bırak” buyurmuştur. Bu ifâdenin akla ilk getirdiği mânâ “beddua etme de öbür dünyadaki azabı hafiflemesin. Çünkü senin yaptığın beddua onun yaptığı hırsızlığın cezasının hafiflemesine sebeb olacaktır” şeklindedir. Fakat Peygamber (s.a.v.)’in ümmetine karşı olan şefkat ve merhameti gözönüne alındığında Resulüllah’m kastettiği mânânın hiç de öyle olmadığı anlaşılır. Çünkü Hz. Peygamberin bir müslümanın azab görmesini istemesi tasavvur edilemez. O halde Resul-i Ekrem’in maksadı, Aişe (r.an-ha)’mn hırsıza beddua etmeyi kesip onu tamamen affetmesidir. Tabiatiyle bu af, hırsızlığın kul hakkı ile ilgili olan kısmına aittir. Allah’ın hakkını ancak tevbe veya Allah’ın affetmesi düşürür.
Aslında Resûlüllah’ın Hz. Aişe’ye söylediğinin faydası sadece hırsıza değil, aynı zamanda Aişe validemizin kendisine de dokunur. Çünkü o bedduayı artırdıkça, hırsızın azabı azalacak, hatta bir an gelecek beddua hırsızlığın suçunu geçecek ve hırsız beddua sahibinden alacaklı hale gelecektir. Ama onu affederse böyle bir ihtimal de ortadan kalkacaktır.
Hadis Ansiklopedisi Trke Hadis Kaynaklar