SÜNEN EBU DAVUD
HUDUD BAHSİ
DEVAM: 23. Recm Konusu
Seleme b. el-Muhabbak’tan; Ubâde b. Sâmit (r.a.), Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’den, bu hadisi rivayet etti. Bunun üzerine insanlar Sa’d b. Ubâde (r.a.)’a; “Ey Ebâ Sabit ! Şüphesiz hadler indi. Şayet sen, karınla birlikte bir adam bulsan ne yapardın?” dediler,
Said (r.a.); “Onlar susuncaya (ölünceye) kadar, kılıçla vururdum. ( O durumda) gidip de dört tane şahit mi toplayayım?! O zamana kadar zaten iş biter” dedi. (Oradakiler) gidip, Rasulullah (s.a.v.)’in yanında toplandılar ve; ” Ya Rasulullah ! Ebû Sâbit’e baksana ! Şöyle şöyle dedi” dediler. Rasulullah (s.a.v.): “Şahit olarak kılınç yeter” buyurdu, sonradan da; “Hayır hayır ben o konuda kindarların ve kıskançların aceleyle kötülük yapmalarından korkarım” dedi.
Ebû Davud der ki: Baş tarafını, Vekî, Fazl b. Delhem’den, O haseriden, Hasen, Kabisa b. Hureys’ten, O da Seleme b. Muhabbık vasıtasıyla Rasulullah (s.a.v.) den rivayet etmiştir. Bu, İbnul-Muhabhık’ in isnadı (onda) “Bir adam, karısının cariyesi ile temasta bulundu” şeklindedir.
Ebû Davud: “Fail b. Delhem “Hafız” değildir. Vâsıf da kasaptı” dedi.
Diğer tahric: İbn Mâce, hudûd
AÇIKLAMA:
Vasıf: Basra İle Küfe arasında, Haccac tarafından inşa edilmiş olan bir şehirdir.
Rivayetin baş tarafı, bundan önce geçen hadistir. Zâten o kısım burada yer almamıştır. O bölümle ilgili olarak burada söylenecek bir şey yoktur. Ancak son bölümle ilgili açıklamada bulunmamız gerekir.
Rasulullah (s.a.v.) önce, Sa’d b. Ubâde’nin, karısını bir yabancı ile yatarken görmesi halinde onları öldüreceği tarzındaki sözlerini benimsemiş ve: “şahit olarak kılınç yeter” buyurmuştur.
Ama peşinden bunun bir takım sûi istimallere sebep olacağını söyleyerek men etmiştir. Rasulullah (s.a.v.) bunun bazı haksız öldürmelere sebep olacağına işaretle; “kindarın ve kıskancın acele ile bir kötülük işlemelerinden korkarım” buyurmuştur. Yâni olur ki, birisine kızan birisi evine girdiğinde o adamı evinde görür ve karısına kötülük ettiği zahabına kapılarak aceleyle öldürür. Ya da aşırı derecede kıskanç birisi, evinde gördüğü bir adamı zina etmese bile öldürmeye kalkar. İşte böyle kötü bir sonucun ortaya çıkmaması için bir yabancı bulan kişiye ne onu ne de* karısını öldürme yetkisi verilmez. 4532 ve 4533 numaralarda gelecek olan hadisler de açıkça buna delâlet etmektedirler.
Fakat, karısını birisiyle zina ederken yakalar ve o vaziyette öldürürse durum ne olur?
İbn Kudâme bu konu ile ilgili olarak şöyle demektedir: “Bir adam birisini karısı ile zina halinde bulur ve onu öldürürse kendisine kısas da, diyet te gerekmez. Çünkü rivayet edildi ki; Hz. Ömer (r.a) bir gün öğle yemeği yerken, elinde kınından çıkmış, kana bulanmış bir kılıçla koşarak bir adam geldi.
Ömer’in yanına oturup, yemeye başladı. Bir grup da peşinden gelip; “Yâ emirel-mu’minin! şüphesiz bu adam karısı ile birlikte arkadaşımızı öldürdü, dediler. Hz. Ömer:
Bunlar ne diyorlar? Adam:
Birisi karısının bacaklarına kılınçla vurdu. Onların arasında birisi vardı, onu öldürdü, dedi.
Hz. Ömer, gelenlere:
Bu adam ne diyor? dedi. Adamlar:
Kılınanı vurdu ve karısının bacaklarını, kesti. Kılınç adamın ortasına değdi ve ikiye böldü, dediler.
Hz. Ömer, adama:
Eğer tekrar yaparlarsa sen de tekrarla, dedi”[İbn Kudâme, el-Muğnî, X, 348.]
İbn Kudame devamla, kadının, zinayı kendi rızasıyla yapması halinde tazminat gerekmediğini, ama zorlanarak ikrahla teslim alınmışsa öldürene kısas uygulanacağını söyler.
Birisi, bir adamı öldürse ve onun karısı ile birlikte bulduğunu iddia etse, maktulün velisi de zina iddiasını reddetse, velinin sözü kabul edilir. Katilden beyyine istenir. Beyyinenin iki şahit mi yoksa dört şahit mi olduğu konusunda iki görüş vardır. Bu ihtilâfa sebep, öldürenin, zinanın sübutunu mu yoksa öldürme sebebinin zina oluşunu isbat mı olduğu konusundaki farklı görüşlerdir.
Burada bir de şu soru hatıra gelebilir:
Birisi zina etse ve zina suçu dört erkeğin şehâdeti ile hakim huzurunda sabit olsa ve zinakârı birisi öldürse katile ne icâbeder?
İbn Kudâme, bu soruya da; “Muhsan olan zinakârı öldürene kısas, kef-fâret ve diyet gerekmez. Bu, Şafii mezhebinin zahiri görüşüdür. Alimler, zinâkarı Öldürmenin devlet başkanının hakkı olduğunu söyleyerek, katile diyet gerektiğini söylemişlerdir”[İbn Kudâme, el-Muğnî, IX, 348.]
Ebû Davud, hadisin sonunda, Kabîsa’nın Seleme b. Muhabbık’tan bir
rivayetine işaret etmiş ve bu rivayetin isnâdındaki Fadl b. Delhem’in zaafına dikkat çekmiştir. Ayrıca Musannif, bu rivayette Fadl b. Delhem’in, yanlışlık yaptığını bir metnin senedini, başka bir metne kattığını söylemiştir. Çünkü üzerinde durduğumuz hadis ve konu ile, bu adamın cariyesi ile temas kurduğunu bildiren hadis arasında hiçbir ilgi yoktur.
Hadis Ansiklopedisi Trke Hadis Kaynaklar