SÜNEN EBU DAVUD
FERAİZ BAHSİ
DEVAM: 16. Antlaşma Mirası Zevilerham (Denilen Hısımlara Tanınan) Miras (Hakkı) İle Yürürlükten Kaldırılmıştır
İbn Abbâs’dan “Yeminlerinizin bağladığı kimselere hisselerini veriniz”[Nisa 33] âyeti hakkında (şöyle) dediği (rivayet olunmuştur): “Muhacirler Medine’ye geldikleri zaman Rasûlullah (s.a.v.)’in ensarla muhacirler arasında kurmuş olduğu kardeşlikten dolayı (muhacirler) ensara (bir ensarlının) akrabasından önce (mirasçı kılınırlardı). (Bu âyet bu tatbikatla ilgiliydi. Bir süre sonra) “Ana babanın ve akraba’nın bıraktıklarından her birine varisler kıldık…[Nisa 33] (mealindeki âyet-i kerime) inince bu âyet öbür âyeti neshetti. Binaenaleyh) “yeminlerinizin bağladığı kimselere hisselerinizi veriniz”[Nisa 33] (âyet-i kerimesinde yeminlerin bağladığı kimselere verilmesi emredilen hisseden maksat) yardım, nasihat ve onlara yapılacak vasiyettir. (îşte bu şekilde muhacirlerin ensarın malı üzerindeki) miras (hakları) yürürlükten kalktı.
İzah:
Buhari, Kefâle, tefsiri sûre
Metinde geçen âyet-i kerimesindeki akd kelimesi bağlamak, güçlendirmek sağlamlaştırmak anlamına gelir. Eleymân kelimesi ise “elyemin” kelimesinin çoğuludur.El yemin “sağ el” anlamına geldiği gibi, kasem yani yemin anlamına da gelir. Akd yaparken insanlar birbirlerinin sağ ellerini tutup tokalaştıklarından bunlara “sağ ellerinizin bağladığı kimseler” denmiştir. Fakat burada “el eyman” kelimesinin yemin anlamına gelmesi daha doğru ve uygundur. Her ne kadar Buharı ve İbn Kesir’in rivayetlerinde metinde geçen “yeminlerinizin bağladığı…”[Nisa 33] âyetinin”Ana-baba ve akrabasının…”[Nisa 33] âyetini neshettiği ifade ediliyorsa da mevzumuzu teşkil eden hadis-i şerifte aksi ifade edilmektedir. Taberinin ifadesine göre doğrusu da budur.[Halife, Cami’ün-nukul fi esbabii’n-Nuzul 1-465.] Burada yeminlerle akit yapanların kimler olduğu meselesi üzerinde birkaç görüş vardır:
1. Bu cümle ile kasdedilen halifler, kendileriyle dostluk ve kardeşlik ahd edilmiş bulunanlardır. Fıkıh ilminde mevlelmiivâlat diye anılan bu akdi bir önceki hadisin şerhinde açıklamıştık.
2. Hz. Peygamberin Medine’de aralarında kardeşlik bağı kurduğu en-sar ile muhacirlerdir. Bu bağ sebebiyle aralarında kardeşlik bağı bulunan ensar ile muhacirler birbirlerine varis olabiliyorlardı. “Ana babanın ve akrabanın bıraktıklarından herbirini varisler kıldık[Nisa 33] âyeti inince bu uygulama yürürlükten kaldırıldı. Kardeşler arasında da sadece yardımlaşma nasihat ve vasi-yetleşmek kaldı.
3. Bu cümle ile kastedilen evlatlıklardır. Daha önce evlatlıklar kendilerini evlat edinenlere varis olurdu. âyetiyle onlara mirastan pay verilmesi emredildi. Fakat daha sonra inen âyetlerle miras sadece farz (pay) sahibleriyle asabe ve zevil erhama bırakıldı. Evlatlıklara da sadece vasiyet yoluyla pay verildi.
4. Ebû Ali el-Cübbâî’ye göre cümlesi kendisinden bir önceki cümlede bulunan kelimeleri üzerine atfedilmiştir. O zaman mana şöyle olur. Ana-babanın, akrabanın ve yeminlerinizin bağladığı kimselerin geriye bıraktığı mallar için vârisler yarattık. Mirası antlıya değil vâris olan mevlalara veriniz. Cübbâî’nin bu te’vili çok uzak bir yorumdur.
5. Ebû Müslim eJ İsfahanî’ye göre ise bu cümle ile kast edilen aralarında nikâh bağı bulunan karı kocadır.[Halife, Cami’ün-nukul fi esbabü’n-nuzul V-548, 549.] Her ne kadar İbn Abbâs (r.a.) söz konusu cümle ile Resül-ü Ekrem’in Medine’de ensar ile muhacirler arasında kurduğu kardeşliğin kastedildiğini söylemişse de ulema bu mevzuda ileri sürülen görüşler içerisinde en kuvvetli görüşün birinci ve beşinci maddede açıkladığımız görüş olduğunu söylemişlerdir. Birinci maddede zikredilen akdin hükmünü ise 2918 numaralı hadisin şerhi ile bir önceki hadisin şerhinde açıkladık.
Hadis Ansiklopedisi Trke Hadis Kaynaklar