SÜNEN EBU DAVUD
CENAİZ BAHSİ
DEVAM: 24-25. (Ölüm Karşısında) Yüksek Sesle Ağlamak
İbn Ömer’den demiştir ki: Rasûlullah (s.a.v.): “Şüphesiz ki ölü, aile halkının kendisine ağlamasından dolayı azab görür.” buyurdu.
Bu (hadis Hz.) Aişe’ye anlatılınca İbn Ömer’i kasdederek (Bu sözü nakleden kişi) “Yanılmıştır, çünkü Nebi (s.a.v.) bir kabre uğradı da gerçekten şu’nun sahibi (küfrü sebebiyle) azab görmekte aile halkı da kendisine ağlamaktadır, buyurdu.” dedi. Sonra “Hiçbir günahkâr başkasının günahını çekmez.”[İsra 15] (mealindeki âyet-i kerimeyi) okudu (Ravi Hennad Hz. Aişe’nin bu sözünü) Ebu Muaviye’den (Hz. Nebi) “Bir yahudinin kabrine uğradı” (şeklinde) rivayet etti.
Diğer tahric: Buharî, cenaiz, Megazi; Müslim, cenaiz; Tirmizî, cenaiz; Nesaî, cenaiz; İbn Mace, cenaiz; Muvatta, cenaiz; Ahmed b. Hanbel, 1-36, 38, 41, 42, 45, 47, 54; 11-31, 38, 34; IV-437.
AÇIKLAMA:
Bu hadis-i şerifin zahirine göre, ölü aile halkının ağlamasın-dan dolayı azab görür. Ashab-ı kiramdan tabiinden ve tebe-i tabiinden bir cemaat böyle demişlerdir. Hz. Ömer b. Hattab ile oğlu Abdullah (r.a) bu görüştedirler. Daha sonraki âlimlerin büyük çoğunluğu ise, bu hadisin manasını te’vil yoluna gitmişler ve te’vilinde de ihtilafa düşmüşlerdir. Şafiî âlimlerinden İbrahim el-Harbî ile el-Müzenî ve yine Şafiî âlimlerinden diğer bir kısım ilim adamları, bu hadisi “sağlığında, ölünce kendisi için ağlamasını vasiyet eden bir kimse, aile halkının ağlamasından dolayı azab görür” şeklinde te’vil etmişlerdir.
Hanefî âlimlerinden Ebû Leys es-Semerkandî de “Genellikle âlimlerin bu hadisi bu şekilde tevil ettiklerini” söylemişti:
İmam Nevevî de Müslim Şerhinde Cumhur ulemasının bu görüşte olduğunu ve sahih olan görüşün de bu olduğunu söylemiştir.
Bu görüşte olan ulemaya göre, ölü sağlığında bu vasiyyeti yapmakla bu azabı hak etmiştir. Sağlıklarında böyle bir vasiyette bulunmayan kimseler ise, yakınlarının ağlamasından dolayı muazzeb olmayacaklardır. Nitekim “Hiçbir günahkar başkasının günah yükünü taşımaz.”[İsra 15] mealindeki âyet-i kerimede buna delalet etmektedir. Dâvûd Zahiri ile ulemadan bir cemaat de, “ölü sağlığında aile halkını ölüye yüksek sesle ağlamaktan nehyetmeyi ihmal ettiği için, kendisi Ölünce onların ağlamasından dolayı azab görür” demişlerdir.
Şevkânî’nin Neylü’l-Evtar’da açıklandığına göre, Îbnü’l-Mürabıt; “Eğer bir kimse ölü üzerine yüksek sesle ağlamanın yasakhğını bildiği ve aile halkının da kendi ölümü için bu fiili işleyeceklerini tahmin ettiği halde, onları bu hususta ikaz edip bu işin haram olduğunu onlara anlatmazsa, öldüğünde onların ağlamasından dolayı azab görür.** İbn Hazm’e ve diğer bir cemaate göre ise, ölünün azab görmesine sebep olan ağıttan maksat aile halkının o kimsenin sağlığında yapmış olduğu bazı zulümleri, işlediği günahları ve ölçüsüz tasarrufları yüzünden ağlamalarıdır. Bu görüşte olan ilim adamlarına göre şu “Rasülullah (s.a.v.) gerçekten Allah gözyaşı dökme sebebiyle veya kalbin hüzün duyması sebebiyle herhangi bir kimseye azab etmez dedi. Sonra diline işaret ederek -fakat işte şunun yüzünden azab eder veya merhamet eder-buyurdu.”[Buhârî, cenaiz, talak; Müslim, cenaiz] mealindeki hadis-i şerifte bu gerçeğe delalet etmektedir.
ismaüTye göre “Araplar cahiliyye döneminde ani baskınlarla halkı öldürür veya esir ederler, ellerindeki malları da gasbederlerdi. İçlerinden birisi ölünce de onun sağlığında yapmış olduğu bu kötülükleri meziyetmiş gibi, bir bir sayarak ağlarlardı. îşte onların iyilik diye saydığı bu fiiller, din nazarında çirkin şeyler olduğundan bunlar sayıldıkça bunları işiten ölü azab duyar.”
Bazılarına göre de, bu ağıtlarla ölünün azab görmesinden maksat, me-laikelerin ölüyü yakınlarının ağlamasından dolayı azarlamasıdır. Çünkü bu kimse sağlığında onlara bu işin yasakhğını öğretmemiştir. Nitekim Ahmed b. Hanbel’in Ebû Musa’dan rivayet ettiği şu hadisi şerif te buna delalet etmektedir: “Ölü yakınlarının ağlamasıyla azab görür. Ağıtçı kadın:
Vay benim koruyucum, vay benim yardımcım, vay benim giydiricim, diye feryada başlayınca ölü:
Sen bu kimsenin koruyucu, yardımcısı ve giydiricisi misin? diye sorguya çekilir.” Şu hadisi şerifte bu gerçeği ifade etmektedir: “Herhangi bir kişi ölür de ağlayıcıları kalkıp, vah desteğimiz, vah efendimiz veya buna benzer bir şeyder (de ağlar) ise, kesinlikle o ölünün başına iki melek dikilir ve onu yumruklayarak, sen böyle mi idin? derler”[Tirmizî, cenaiz]
Bu mevzuda Buhârî’nin rivayet ettiği bir hadisi şerifte şu mealdedir: “Abdullah b. Revaha (Ölüm yatağında iken) bayılmıştı. Kızkardeşi Amr’e -vay sığmağım?- diye feryada başladı. Hz. Abdullah kendine gelince, (kızkarde-şine hitaben)- sen ne söylemişsen hepsi için bana- demek sen böylemiydin diye bir soru yöneltildi.”[Buhârî, meğazi]
Mütekadimin âlimlerinden Ebû Cafer et-Taberî ve Kadı Iyaz ile müteahhirin âlimlerden bir cemaat da “Ölünün yakınlarının ağlaması yüzünden azab göreceğini” söylemişlerdir.
Delilleri ise îbn Ebî Şeybe ile Taberanî’nin Kayle binti Mahreme’den rivayet ettikleri şu hadis-i şeriftir:
“Ey Allah’ın Rasûlü, ben bir çocuk dünyaya getirdim, seninle birlikte Rebze’de (düşmana karşı) savaştı. Sonra kendisine hastalık isabet etti de öldü. Bunun üzerine bana bir ağlamak geldi, dedim. Rasûlullah (s.a.v.) de: “Sizden birine dünyada sevdiği kişiyle güzelce arkadaşlık edip, ölünce de inna lillahi ve inna ileyhi raciun demesi zor mu geliyor. Allah’a yemin ederim ki sizden biriniz, ağlayınca bu ağıttan ölen dostu da rahatsız olur. Ey Allah’ın kullan ölülerinize azab etmeyiniz.”
Taberanî’nin Sahih bir senetle Ebû Hureyre’den rivayet ettiği bir hadis-i şerifte şu mealdedir: “Gerçekten kulların amelleri ahirete intikal eden akrabalarına arz edilir.”
Hafız îbn Hacer bu görüşlerin arasım şöyle telif etmiştir: Bu mesele şahısların durumuna göre değişir. Âdeti ölüm karşısında feryadü figan etmek olan bir kimse ölünce, yakınlarının ağlamaları için vasiyyet etmişse, o kimse yakınlarının bu ağıdından dolayı azab gördüğü gibi zalim olan bir kimse de yakınlarının dünyadaki bu çirkin amellerini saya saya ağlamalarından dolayı azab görür. Keza kendi ölümüne yakınlarının feryadü figan ederek ağlayacaklarını bilen bir kimse, eğer sağlığında onları bu konuda ikaz etmeyi ihmal ederek ve onların bu hareketinden hoşlanarak Ölürse, onların ağıtlarından dolayı azab görür. Fakat onları ikaz etmeyi ihmal etmiş olmakla beraber sağlığında onların bu hareketinden hoşlanmamışsa azab görmez. Fakat ihmalinden dolayı azarlanır. Onların bu hallerinden hoşlanmayan bir kişi sağlığında onları gerektiği şekilde ikaz ettiği halde onlar, bunu yine de yüksek sesle ağlayacak olurlarsa, ölü bunların Allah’ın razı olmadığı bir işi yapmalarını görmekten dolayı yine rahatsız olur.
Hz. Aişe “Hiçbir günahkâr başkasının günahını çekmez.”[İsra 15] mealindeki âyeti delil getirerek mevzumuzu teşkil eden İbn Ömer hadisini reddetmiş ve Hz. İbn Ömer’in yanıldığını söylemiştir. Nitekim Hz-. Ebü Hüreyre Ebû Hamid ile Şafiî âlimlerinden bir cemaat bu görüşü benimsemiştir. Fakat Hz. İbn Ömer’den pek çok sahabî de bu hadisi rivayet ederek ölünün yakınlarının ağlamasıyla azab göreceğine kesinlikle hükmetmişlerdir. Ömer b. Hattab ile Ebû Musa el-Eş’ari ve el-Muğire b. Şu’be (r.a) bunlardandır.
Hadisin bazı rivayetlerinde “ailesinin ağlaması sebebiyle” buyurulması: “Başkalarının ağlaması azaba sebeb olmaz” manasına alınmamalıdır. Zira bu söz kayd-ı ihtirazı değil, kayd-ı ekseri’dir. Yani ekseriyyetle ölenin arkasından aile efradı ağladığı için zikredilmiştir.
Hadis Ansiklopedisi Trke Hadis Kaynaklar