SÜNEN EBU DAVUD
TALAK BAHSİ
DEVAM: 34-35. Çocuğu Himayesine Almakta Öncelik Hakkı Kimindir?
Ali (r.a.)’dan; demiştir ki: Zeyd b. Harise (Ye’cuc vadisinden) çıkıp Mekke’ye geldi Mekke’den Hamza’nın kızını (alıp Ye’cüc vadisine) getirdi. Bunun üzerine Ca’fer (b. Abdilmuttalib); Onu ben (himayeme) alacağım. Ben onu (himayeme almaya başkalarından) daha müstehâkım (çünkü) amcamın kızıdır ve teyzesi benim yammdadır. Teyze ise anne demektir, dedi. Hz. Ali de (şöyle) dedi;
Onu (yanıma almaya) ben daha lâyığım. (Çünkü) amcamın kızıdır ve Rasûlullah (s.a.v.)’in kızı benim yammdadır. O ise bunu yanına almaya daha müstehâktır. Zeyd de şöyle dedi; Ben onu (yanıma almaya başkalarından) daha müstehâkım çünkü ben onun için yola çıktım (Ye’cuc vadisinden Mekke’ye kadar) yolculuk ettim ve onu (Mekke’den alıp buraya) getirdim.
Derken Nebi Sallallahu aleyhi ve sellem (Medine’ye müteveccîhân yola) çıktı (Hadisin bundan sonraki kısmında Hz. Ali yahut diğer râvilerden biri Hz. Nebi’den) bir hadis nakletti ve dedi ki (Hz. Nebi); “Kıza gelince, ben onu (Ca’fer’e) bırakılmasına hüküm veriyorum (çünkü) teyzesi ile beraber olur. Teyze ise anne demektir” buyurdu.
İzah:
Beyhakî, es-Sünenü’l-kübrâ’, VIII, 6.
Zeyd.b. Harise (r.a.) hazretleri kaza umresinden dönerken Hz. Hamza’nın yetim kalan kızını himayesine almak maksadıyla tutup ashâb-ı kiramın konaklamakta olduğu Ye’cuc vadisi denilen yere getirmişti. Orada Hz. Ali çocuğu tanıyıp “buna iyi sahip ol” diyerek Hz. Fatma’nın devesine bindirmiş ve ona teslîm etmişti. Bu yüzden, çocuğu kendi himayesine almak isteyen Hz. Zeyd ile Hz. Ali arasında bir anlaşmazlık çıktı. Nihayet istirahat vakti sona erince Rasûl-i Ekrem Medîne’ye gitmek üzere yola çıktı. Ashâb-ı kiram da Rasûl-i Ekrem’e tâbi’ olup hep birlikte Medîne’ye geldiler. Medine’ye geldikten sonra çocuk üzerinde Hz. Ca’fer de hak iddia etmeye başladı ve her üçü de çocuğun kendi himayesinde olması gerektiğini iddia ederek, delilleri ile birlikte Rasûl-i Ekrem’e müracaatta bulundular.
Hz. Ca’fer’e göre Hz. Hamza’nın kızının, kendi yanında kalması gerekiyordu. Çünkü: a- Amcasının kızıydı,
b- Çocuğun teyzesi Hz. Ca’fer’in hanımıydı. Teyze ise anne mesâbesindeydi.
Hz. Ali ise, şu sebeplerden dolayı çocuğun kendi himayesine verilmesini istiyordu:
a- Çocuk amcasının kızıydı.
b- Rasûl-i Ekrem’in kızı Fatıma da hanımı idi.
Hz. Zeyd’e göre ise, çocuk kendi himayesine verilmeli idi. Çünkü:
a- Özel olarak bu çocuğu himayesine almak için Ye’cûc vadisinden Mekke’ye inmiş, çocuğu Mekke’den çıkarıp Ye’cuc vadisinde getirmişti.
b- Hz. Hamza’nın kardeşliğiydi. Rasûl-î Ekrem ashab-ı kiram arasında kardeşlik kurduğu zaman onu Hz. Hamza ile kardeş ilân etmişti.
Hz. Ali, mevzûmuzu teşkil eden bu hadisi buraya kadar rivayet ettikten sonra, Rasûl-i Ekrem’in bu hususta vereceği- kararın gerekçesini ifâde ettiğini söylemiş ve ondan sonra da Rasûl-i Ekrem’in çocuğu Hz. Ca’fer’-in himayesine verdiğini rivayet etmiştir. Hz. Nebi’in, çocuğu Hz. Ca’fer’e vermeden önce söylemiş olduğu sözler herhalde şunlardır: “Peygamber (s.a.v.) Ali’ye hitaben “-Ben sendenim, sen de bendensin” buyurdu. Ca’fer’e de “senin bünyen ve ahlâkın benim bünyeme ve ahlâkıma benziyor” dedi. Zeyd’e de “sen bizim kardeşimiz ve mevlâmızsın”[Buhârî, Meğâzî]
Hz. Hamza’nın dava mevzuu olan bu kızının ismi Ümâme’dir. Ümâ-re, Selma, Emetullah, Fatıma olduğunu söyleyenler olmuşsa da doğrusu Ümâme’dir. Bilindiği gibi Hz. Hamza Rasûl-i Ekrem’in amcası ve sütkardeşidir. Çünkü Ebû Leheb’in kölesi Süveybe her ikisini de emzirmiştir. Kendisi “Esedüllahı ve Rasûlihi: Allah’ın ve Rasûlünün aslanı” ünvanlarıyla anılırdı. Hz. Nebiin Nebi olarak gönderilişinin ikinci yahut da altıncı yılında müslüman oldu. Rasûl-i Ekrem’den iki yaş büyüktü, uhûd savaşında Vahşî tarafından şehîd edilmişti.
Hz. Ca’fer b. Ebî Talib ise, ilk müslümanlardandır. İlk müslüman olanların yirmi altıncı veya otuzbirincisidir. Hz. Ali’den on yaş büyüktür. Onun hakkında Ebû Hureyre (r.a.) şöyle demiştir: “Nebi (s.a.v.)’den sonra Ca’fer’den üstün bir kimse ayakkabı giymemiş, ayakkabı sahibi olmamış, bineklere ve eğerlere binmemiştir.” Rasûl-i Ekrem’in izniyle Habeşistan’a hicret etmiş ondört sene Habeşistan’da kalmış, Habeşistan Kralı onun delaletiyle müslüman olmuştur. Nihayet hicretin altıncı yılında Hay-ber’in fethinden sonra Habeşistan’dan Medine’ye gelmiş ve onu gören Rasûl-i Ekrem kendisini kucaklamış “Hayber’in fethine mi yoksa Ca’fer’in gelişine mi sevineceğimi bilemiyorum.” demekten kendini alamamıştır. Mute muharebesinde şehîd olmuştur. Kendisi Hz. Hamza’nın kızı Ümâme’nin teyzesi Esma bint Ümeys ile evliydi. Hz. Ca’fer’in hanımı olan bu kadın da ilk müslümanlardandı. Kocası ile birlikte o da Habeşistan’a hicret etmişti. Kocası Ca’fer Mute savaşında şehîd olunca Hz. Ubûbekir’le, Hz. Ebûbekir vefat ettikten sonra da Hz. Ali ile evlendi. Kendisi mü’minlerin annesi Meymûne’nin ve Hz. Abbas’ın hanımı Ümmu’l-Fadl’ın kardeşi idi.
Hadis Ansiklopedisi Trke Hadis Kaynaklar