SÜNEN EBU DAVUD
FİTEN BAHSİ
DEVAM: 1. Fitneler Ve Belirtileri
Sevban (r.a)’den rivayet edildi ki; Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Allah (c.c) benim için yer yüzünü dürüp topladı -Yahut “Rabbim benim için yeryüzünü dürüp topladı.” dedi. [şek râvînindir] doğusunu ve batısını gördüm. Şüphesiz benim ümmetimin hükümranlığı, dünya’dan benim için dürülüp toparlanan yere ulaşacak. Ayrıca bana kırmızı (altın) ve beyaz (gümüş) olan iki hazine verdi.
Ben, Rabbim’den ümmetim için, onları genel bir kıtlıkla helak etmemesini, onlara kendilerinden başka bir düşman musallat edip de köklerini kazımamasını istedim.
Rabbim, bana şöyle dedi: “Yâ Muhammed, (s.a.v.) Şüpesiz ben bir şeyi takdir ettiğim zaman, artık o geri çevrilmez. Ben, onları genel bir kıtlıkla helak etmeyeceğim. Onlar aleyhine dünyanın dört bucağından toplansalar bile, köklerini kazısın diye, başlarına kendilerinden başka bir düşmanı musallat etmem. Ta ki, birbirlerini helak etsinler ve birbirlerini esir etsinler.”
Ben Ümmetim için ancak sapıtıcı (yoldan çıkartıp bid’atları emreden) liderlerden korkarım. Benim ümmetimin arasına kılıç girdi mi (iç kavgalar çıkınca), artık kıyamet gününe kadar bir daha çıkmaz. Ümmetimden bazı kabileler, müşriklere iltihak etmedikçe ve yine ümmetimden bazı kabileler putlara tapmadıkça kıyamet kopmaz. Şüpesiz, ümmetim içerisinden otuz tane yalancı çıkacak. Onların her biri kendisini Nebi sanacak. Halbuki, ben, Nebilerin sonuncusuyum. Benden sonra Nebi yoktur. Benim ümmetimden bir grup da Allah’ın emri gelinceye kadar hak üzerine -İbn İsa, “Üstün olarak” dedi. – devam edecek. -Sonra, iki râvî ittifak ettiler – Onlara muhalefet edenler kendilerine zarar vermeyecektir.
İzah:
Müslim, Fiten; Tirmizî, Filen; İbn Mâce
Hâdîs-i şerif, Rasûlullah’ın Nebiliğine şahit eden mucizeler kabilindendir. Çünkü Hz. Peygamber (s.a.v.), ileriye matuf bir takım haberler vermiş ve bu haberler aynı ile tahakkuk etmiştir. Gerçekten İslâmiyet tüm dünyaya yayılmış ve bu yayılma genelde doğu batı istikametinde olmuştur. Müslümanlar zenginleşmişler, ganimetler elde etmişlerdir. Irak Kîsrası’nın gümüşleri müslümanların eline geçmiştir. Zaman zaman mevzii kıtlıklar olmakla beraber İslâm Alemi’nin tümünü kaplayan ve onları helak eden bir genel kıtlık yaşanmamıştır. Asırlardan beri tüm küfür alemi çeşitli isimler altında Müslümanlar’i yok etmek, yeryüzünden İslam’ın izini silmek için çalışmalarına rağmen buna muvaffak olamamışlardır, ve inşallah olamıyacak-lardır da.. Buna mukabil Hicret’in ilk asırlarından beri Müslümanlar arasında tefrika girmiş, müslümanlar birbirlerini boğazlamışlar, birbirlerini esir etmişlerdir. Bu hâl zamanımıza kadar aynı şekilde devam etmiş ve hâlâ’da sürüp gitmektedir.
Rasûlullah Efendimiz’in buyurduğu gibi, gayri müslîmler onları alt edemediler ve İslâm’ı yok edemediler, ama içlerinden çıkan liderler, onları sapıttılar, yönlerini değiştirdiler. Değişik fikirler ve akımlar ortaya atarak, halkı, o akımların içine soktular. Dinlerinin ve inançlarının içine bir takım hurafe ve bid’atlar soktular Ruhlarını alıp, onları kabukla oyaladılar. Müslümanları gayri müslimlerin birer uydusu hâline getirdiler, içleri ve dışlarıyla onlara benzettiler. Müslümanlığı isimlerinde bıraktılar. Kendilerinin uydurdukları ve gayri müslimlerden aldıkları birtakım nizamları, İslâm’ın yerine ikâme ettiler.
Bazı müslüman topluluklar, gerçekten müşriklere iltihak etti. Bazıları, çeşitli isimler altındaki putlara tapınırlar hale geldiler. Bu durum Hz. Nebi’in vefatından iibaren yalancı Nebilerin çıkması ile başladı. Yalancı Nebilerin arkası kesilmedi de.. Efendimiz, bunların otuz kadar olacağını söyler. İbn Mâce’deki rivayette bu yalancılar Deccal diye adlandırılmıştır.
İbn Hacer, Buharı şerhinde bu deccallardan bazılarının isimlerini ve özelliklerini anlatmaktadır. Tabiki bu bir tahmindir.
Hadîsin sonunda Müslümanlar’dan bir taifenin Allah’ın emri gelene kadar hak üzere devam edeceği ve muhaliflerin onlara zarar veremiyecek-leri beyan buyurulmaktadır. Fethü’l – Vedûd müellifi, buradaki Allah’ın emrinden maksadın, tüm müslümanların ruhu kabzedileceğinde esecek olan rüzgar olduğunu söyler. Hakim’in Müstedrik’indeki rivayette ise, “Ümmetimden bir taife, kıyamete kadar hak üzere galip olarak devam edecek” şeklindedir. Bu rivayetten, Allah’ın emrinden muradın kıyamet olduğu anlaşılmaktadır.
Münavî ise “Kıyamet yaklaşıncaya kadar… zira yeryüzünde Allah diyen kalmayıncaya kadar kıyamet kopmaz” der.
Hâdîs-in İbn Mâce’deki rivayetinde, Hz. Nebi Efendimiz, kendisinin Allah (c.c)’den üç şey istediğini söylemiş peşinden ise ikisini saymıştır. Bunlar 1- Ümmetin tümünü kaplayıp onları helak edecek bir kıtlık vermemesi, 2- Düşmanların Müslümanlar aleyhinde birleşmemeleridir.
Bu durum, iki şekilde izah edilebilir. Ya hadisteki “üç” Efendimiz’in isteklerinin üç kere tekrarlandığı şekilde anlaşılmalıdır. Ya da Hz. Peygamber istediği üçüncü şeyi söylememiştir.
Hadis Ansiklopedisi Trke Hadis Kaynaklar