SÜNEN EBU DAVUD
FİTEN BAHSİ
DEVAM: 1. Fitneler Ve Belirtileri
Nasr. b. Asım el-Leysî şöyle demiştir: Benû Leys’ten bir heyet içerisinde el Yeşkürî’ye [Halid b. Halid el-Yeşkurî] geldik.
El-Yeşkûrî: “(Bu) heyet kim”? dedi. “(Biz) Benû Leys'(iz)- Sana Hüzeyfe hadisini sormaya geldik” dedik. El-Yeşkûrî hadisi şöyle aktardı: Huzeyfe: ” Ya Rasûlullah bu hayırdan sonra şer var mı?” dedi.
Rasûlullah: “Fitne ve şer…” Huzeyfe: “Yâ Rasûlullah, bu şerden sonra hayır var mı?” dedi. Rasûlullah üç defa: “Yâ Huzeyfe, Allah’ın Kitab’ını öğren ve içindekilere uy (bu soruyu bırak)” Huzeyfe: “Yâ Rasûlullah, bu şer’den sonra hayır var mı?” Hz. Nebi: “Duman üzerinde bir sulh ve içerisinde fitneler olan bir toplum.” Huzeyfe: “Yâ Rasûlullah duman üzerindeki Sulh nedir?” Hz. Nebi: “Milletlerin kalpleri eskiden olduğu hale dönmez (Eski sevgi kalmaz).” Huzeyfe: “Ya Rasûlullah, bu hayırdan sonra şer var mı?” Rasûlullah: “Kör ve sağır fitne… cehennem’in kapılarında fitneye çağıran davetçiler olacak.
“Yâ Huzeyfe, sen’in bir kök ısırarak (yiyerek) ölmen o fitnecilerden birisine uymandan daha hayırlıdır.”
İzah:
İbn Mâce, Fiten
Hadisin İbn Mâce’deki rivayetinde, buradaki rivâyetin sa(jece son tarafı vardır. İbn Mâce’nin hadisi şu şekildedir. “Fitneler olacak, onların kapılarında, cehennem ateşine çağıran davetçiler bulunacak, Senin bir ağacın kökünü ısırarak öl men onlardan birisine uymandan daha hayırlıdır.”
Hadîsin Sahîh-i Müslim’de de buradakinden hayli farklı bir rivayeti vardır.[bk. Müslim, İmare]
Hâdis-i şeriften anladığımıza göre; Hüzeyfe b. El-Yemân, Hz. Peygamber (s.a.v.)’e içerisinde bulundukları hayırlı durumdan sonra tekrar eskisi gibi kötülüklerin gelip gelmeyeceğini sormuş, Hz. Nebi (s.a.v.) de bir takım fitnelerin çıkacağını haber vermiştir. Hüzeyfe, çıkacak fitnelerin bastırılıp tekrar iyi ve hayırlı günlerin gelip gelmeyeceğini sormuş, Efendimiz sanki bu tür soruları lüzumsuz görmüş ve “Yâ Hüzeyfe, sen (bu gibi sorularla uğraşma) Allahın Kitab’ını öğren ve içindekilere uy” buyurmuştur. Ancak Hüzeyfe soru sormaktan vazgeçmemiştir.
Hüzeyfe’nin sorduğu soru ve aldığı cevaplardan anlıyoruz ki, Müslümanlar arasında çıkan fitneler, yatıştırılacak ve tekrar sulh ve sükûn doğacak; ama bu sulh, samimiyetten uzak, kin ve düşmanlıklar gizli; her an hortlayacak tipte olacak, birlik içerisinde olanları birleştiren de onların imanı ve dinlerinden ziyâde bir takım kötülükler ve günahlar olacaktır
Hz. Nebi (s.a.v.) in bildirdiğine göre en sonunda kör ve sağır bir fitne olacak ve fitne çıktığında insanları kötülüğe ve cehenneme ağıran kişiler bulunacaktır. O zaman halk içinde yaşamaktansa, ıssız yerlerde aç kalarak; gerekirse ağaç kökü yiyerek, yaşamak, bu fitneye karışmaktan çok daha iyi olacaktır.
“Kör fitne” den maksat, insanların gözünü köreltip hakkı görmelerine mâni olan fitnedir. “Sağır fitne” den inaksalda, o fitnenin, insanların kulaklarını, hakkı ve nasihati duymayacakları şeklide sağır etmesidir.
Kâdî îyâz, fitnenin kör ve sağır oluşunu şöyle izah etmektedir: “Fitnenin hiç bir çıkış yolu görülmeyecek ve yardım etmek isteyenlerin sesi duyulmayacak bir şekilde olmasıdır. İnsanlar, o fitne içerisinde basiretlerini yitirecekler, hak olan sözleri duyup düşünmek ve kendilerine edilen nasihâtları dinlemekten kaçınacaklardır.”
Aliyyü’l Kârî’de bunun o fitnenin karanlığı ve içerisinde hakkın meydana çıkmamasından, şiddetten ve fitnecilerin sertliğinden kinaye olduğunu söyler,[Aliyyü’l Kâri. el-Mirkat V-144.] Şüphesiz bunlar, birer anlayış şeklidir. Kesin olan, insanların basiretini kapatıp, Hakkı duymalarını engelleyecek büyük bir fitnenin gelecek olmasıdır. İnsanların hakikati görmesini ve hakkı duymasını engelleyen şeyin, medeniyetin getirdiği şaşalar, nefislere ve şehvetlere hitabeden ve gözleri kamaştıran, başka birşey görüp düşünmelerine mâni olan, yazılı ve sözlv faaliyetlerin olması mümkündür. Bunlara gerçeklerin, hak ve hakikatin anlatılıp öğretilmesini otorite yoluyla engellemek de eklenebilir.
Bu fitne içerisinde cehennem ateşine çağıran davetçilerin de insanları, dinden ve Allah inancından uzaklaştırmaya çalışan dinsizlerin, insanların basiretini kapatmaya çalışan şehvet, zevk, eğlence ve fuhuş delâletlerinin olması muhtemeldir.
Hadisin sonunda, Hz. Nebi (s.a.v.) Huzeyfe’ye, o cehennem davet-çisi fitnecilere uymaktansa, uzlete çekilmenin, tenhalara kaçmanın daha hayırlı olacağını söylemişlerdir. Dikkat edilirse, Efendimiz “Sen onlara uymadan” buyurmuştur. Yani, fitnecilere uymayıp kendisini onlara kaptırmayanların, toplum içinden çekilip meydanı tümüyle fitnecilere bırakmasını tavsiye etmiyor. O halde müsiüman sadece kendisini düşünüp kaçmamalı, hicretin caiz olduğu gibi cihâdın farz olduğunu düşünmelidir. Fitnecilerin davetine uymamalı. bununla da kalmayıp onlarla mücadele etmeli, tuzaklarına başkalarının düşmesini engellememelidir. Ama fitnecilere kapılacağından eminse veya bundan fevkalade endişe duyuyorsa, kenara çekilip yalnız kalması daha iyidir.
Hadis Ansiklopedisi Trke Hadis Kaynaklar