Sünen-i Ebu Davud – SÜNEN EBU DAVUD

SÜNEN EBU DAVUD

SÜNEN EBU DAVUD

HATEM BAHSİ

DEVAM: 8. Kadınların Altın Kullanması

Muaviye b. Ebî Süfyân (r.a)’dan rivayet edildi ki: Rasûlullah (s.a.v.) kaplanlara (derilerine) binmekten ve parçalanmış olanı hariç, altın takınmaktan nehyetti.

İzah:

Nesaî, Zinet; Ahmed b. Hanbel, IV-92, 93, 95, 98, 99.

Münzirî bu hadiste iki yerde inkıta olduğunu söyler. Buhari: Meymunu’l-Kannad’ın Said b. Müseyyeb’den ve Ebû Kılabe’den Mürsel olarak rivayet ettiğini söylemektedir.

Ebû Hatim er Râzî de, Ebû Kılâbe’nin, Muâviye b. Ebî Süfyan’dan birşey duymadığını söylemiştir.

Hadis-i şerife göre Rasûlullah (s.a.v.) iki şeyi men etmiştir. Bunlardan bi­ri kaplan derilerinin üzerine oturmaktır. Bundan maksat, atların eğerleri üzerine kaplan derisi koyup üzerine oturmaktır. Nehye sebep de bunun bir kibirlilik alameti veya Acem adeti oluşudur.

Hadisle nehy edilen ikinci konu: parça halinde olan hariç, altın takın­maktı. Bu nehye göre, altının parça halindeki olan mubah, büyük olanı ha­ramdır. Bu konuyu birçok alim ele almış ve incelemiştir. Bu incelemeler­den bazılarını buraya aktarmak istiyoruz.

Şevkanî, Neylü’l Evtâr’da: “Bu hadisteki parçaların, affedilen bir mik­tar ile kayıtlanması gerekir. Muhtelif hadislerin arasını cem etmek için buna ihtiyaç vardır.” demektedir.

İbn Reslân’da şöyle der “Bu hadisteki nehyden maksat, çok olan al­tındır. Kadınlar için küpe, yüzük veya erkeklerin kılıçlarını süsledikleri küçük parçalar değildir. İsrafçıların, büyüklük taslayan ve gösteriş peşin-dekilerin adeti olan çok altın ise caiz değildir. Altının çoğu ile azı arasını ayıran ölçü, zekâtın farz olduğu nisap miktarına varıp varmam asıdır”.

Hattabî’de Mealimü’s – Sünen’de buna benzer şeyler söylemiş ve bu­radaki istisnayı kadınlara has kılmış ve şöyle demiştir.

“Çünkü altın cinsi, kadınlara haram değildir. Erkeklere ise azı da çoğu da haramdır.”

İbnü’l Esîr, en – Nihâye adındaki eserinde, az önce İbn Reslân’dan naklettiklerimize çok yakın şeyler söyledikten sonra şunları ilâve etmek­tedir: “Çünkü bazen altının sahibi cimrilik yapıp, zekâtını vermez ve zi-nete zekâtı farz kılanlara göre günaha girmiş olur.

İbnü’l Kayyîm’in, İbn Taymiye’den duyduğunu söyleyerek naklettiği şu cümlelerle ulemadan yaptığımız nakillere son vermek istiyoruz: “Mut­lak mânâda, altının mubah oluşu konusundaki Muâviye hadisi, sırf altına değil, elbisedeki alem gibi başka şeye tabî olan hakkındadır.”

İbn-i Teymiye’nin bu sözleri; parça halinde olan altının, erkeğe mubah kabul edilmesi haline aittir. Kadınlarla ilgili değildir.

Ebû Davud’un bu babda geçen hadisleri, müstakil olarak ele alındığın­dan altından yapılan takıların kadınlara da haram olduğu izlenimini ver­mektedir. Ancak, altının kadınlara mubah olduğunu bildiren hâdis-i şerif­lerle birlikte ele alındığı zaman, hadisler arasındaki bir çelişki göze çarp­maktadır. Alimlerimiz bu çelişkiyi şu yollarla tevil etmişlerdir.

1- Altını yasaklayan hadisler mensuhtur. (hükmü kakmıştır)

2- Yasak olan, zekâtı verilmemiş olanıdır.

3- Gösteriş ve kibirlilik için takıldığı takdirde caiz değil, aksi halde ca­izdir. Az ile çoğun sınırı nisaba baliğ olup olmamasıdır.

Check Also

Sünen-i Ebu Davud – SÜNEN EBU DAVUD

SÜNEN EBU DAVUD