SÜNEN EBU DAVUD
EYMAN VE’N-NUZUR BAHSİ
DEVAM: Birinin Malını Almak İçin Yemin Etmek
Alkame b. Vâil b. Hucr el-Hadramî, babasın (Vâil) ‘dan şu haberi nakletmiştir: Hadramevt ve Kinde’den birer adam Rasûlulîah (s.a.v.)’e geldiler. Hadramlı olan: Ya Rasûlallah! Bu adam, benim babamdan kaian arazi’me zorla sahip oldu. Kindeli: O, benim elimde (sahip olduğum) arazimdir. Orayı ekiyorum. Bunun orada hakkı yok.
Hz. Nebi (s.a.v.) Hadramlıya; “Delilin var mı?” diye sordu.Hadramlı: Hayır. Rasûlullah (s.a.v.): “Senin için ancak o’nun (Kindelinin) yemini var (ona yemin ettirme hakkın var).” Hadramlı: Ya Rasûlallah! Bu facir birisi, yemin ettiği şey’e aldırmaz, hiçbir günahdan sakınmaz.
Hz. Nebi (s.a.v.): “Senin bundan başka hakkın yok.”
Kindeli yemin etmek için (minberin yanına doğru) gitti. Arkasını dönünce Rasûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): “Dikkat edin! Vallahi eğer haksız yere yemek için bir mal üzerine yemin ederse şüphesiz Allah Teâlâ’ya, o kendisinden yüz çevirmiş olduğu halde varacaktır.” buyurdu.
İzah:
Müslim, îmân; Tirmizî, ahkâm
Bu haber de, önceki gibi; bir Hadramlı ile bir Kindeli arasındaki arazi davasını konu etmektedir. Ancak, öncekinden senet yönüyle tamamen farklı olduğu gibi metin yönüyle de oldukça farklıdır. Meselâ bu rivayette öncekinden farklı olarak, Hadramî’nin dava ettiği arazinin kendisine babasından kaldığı, Kindeli’nin, hasmının iddiasını reddettiği, Hadramlmın, Kindeliyi facirlikle itham edip yalan yere yeminden sakınmayacağını iddia ettiği, Kindelinin; yemin etmek için mihraba doğru gittiği bildirilmektedir. Ayrıca, geçen rivayetin sonunda, Hz. Nebi (s.a.v.)’in, “Bir başkasının malını yalan yere yemin ederek alanın, Allah’a eli ayağı kesik olarak ulaşacağını” söylediği belirtildiği halde bunda; “Allah’a, Allah ondan yüz çevirmiş olduğu halde varacağı” belirtilmektedir. Bütün bu farklılıklardan her iki haberde anlatılan olayların ayrı ayrı olduğunu anlaşılmaktadır.
Bu haberde, babın diğer hadislerinde bulunmayan bir konu karşımıza çıkmaktadır, o konu şudur: Davacı dava neticelenmeden hasmını fücurla, yalan yere yemin etmekle itham etmektedir! Hz. Nebi (s.a.v.) de bu ithamı men etmemiş, sadece: “Senin, ona yemin ettirmekten başka hakkın yok” buyurmuştur. Bu hal, davacının yaptığının meşru olduğunu göstermektedir.
Hattâbî, bu konu ile ilgili olarak şöyle der: “Bu hadisde hasımlar arasında cereyan eden münazaada, taraflardan birisi sözü esas konudan çıkarıp hasmını hıyanet, fücur ve haramı helâl görme gibi bir şeye nisbet ederse, bu konuda bir hüküm verilmeyeceğine delil vardır.”
Yine bu hadiste; öncekilerden ayrı olarak, yemin edecek kişinin yemin etmek için minberin yanına doğru gittiği de sözkonusu edilmektedir. Hattâbî bu konuda da şöyle der:
Ravinin; “Yemin etmek için (minbere doğru) gitti ve arkasını dönünce” sözleri; Hz. Nebi zamanında yeminin minberin yanında edildiğine delildir. Böyle olmasaydı Kindelinin Rasûlullah’ın meclisinden gidip arkasını dönmesinde mana olmazdı. Hz. Nebi’in şu sözü de buna şahitlik eder: “Yeşil bir misvak dalına da olsa benim minberimin yanında (yalan yere) yemin eden kişi Cehennemdeki yerine hazırlansın.”[İbn Mâce, ahkâm]
Hz. Nebi (s.a.v.)’in, “O Allah’a, Allah kendisinden yüz çevirmiş olduğu halde varır” sözündeki, Allah’ın yüz çevirmesinden maksat, Allah’ın ona değer vermemesi, gazab etmesi, rahmetinden uzaklaştırmasıdır.
Hadis Ansiklopedisi Trke Hadis Kaynaklar