SÜNEN EBU DAVUD
MENASİK BAHSİ
DEVAM: 16. Hedy Kurbanını Gönderdiği Halde Memleketinde Kalan Kimse’nin Durumu
Mü’minlerin annesi (Âişe) dedi ki: Resûlullah (s.a.v.) (Beyt-i Şerife) kurbanlık gönderdi, (o kurbanın) gerdanlığını da yanımda bulunan (renkli) yün(ler )den ben ördüm. Sonra aramızda ihrâmsız olarak kaldı. (İhrâmsız bir) erkeğin ailesine yaklaştığı gibi (ailesine) yaklaşırdı.
İzah:
Buhârî, hac, vekâle; Müslim, hac, Neasâî, menâsik, Ahmed b. Hanbel, VI, 78, 324, 238.
Bu hadis-i şerifte Hz. Nebidin kendi hedyinin boğazına taktığı iplerin renkli yünlerden örüldüğü ifâde edilmektedir. Bu bakımdan ulemânın büyük çoğunluğu “Beyt-i Şerife gönderilen kurbanların boynuna takılan iplerin renkli yünlerden örülmesinin müstehab. olduğuna” hükmetmişlerdir. Ancak İmâm Mâlik ile Rabıa, hayvanın boynunu sıkma ve eziyet verme tehlikesi olduğu için yünden örülen ip takılmasını uygun görmemişler ve otlardan örülen ip takmayı daha uygun bulmuşlardır. Ancak konumuzu teşkil eden hadis-i şerif, bu ikinci görüşü hükümsüz kılmaktadır.
Hattâbî’nin beyânınagöre İmâm Mâlik’e ve Şafiî’ye göre kendisi memleketinde kaldığı halde Beyt-i Şerife kurbanlık gönderen bir kimse kurbanlığın boynuna gerdanlık takınca ihrama girmiş sayılmaz.
Süfyân es-Sevrî, Ahmed b. Hanbel ve İshâk’a göre ise, hac etmek niyetinde olan bir kimsenin Beyt-i şerife göndereceği kurbanlığın boynuna gerdanlığı takar takmaz ihrama girmesi ve ihramhnın kaçındığı bütün yasaklardan kaçınması gerekir.
Rey taraftarlarına göre ise, bir kimsenin Beyt-i şerife gönderdiği kurbanın boynuna gerdanlığı takdığı andan itibaren ihrama girmesi vâcib olur. Eğer hac veya umre yapmak niyetinde değil idiyse, ikisinden birine niyet etmekte muhayyerdir. Nitekim İbn Ömer’in de “hedyine gerdanlık takan bir kimse ihrama girmiş sayılır,” dediği rivayet olunur. Atâ’nın da aynı görüşte olduğu rivayet edilmiştir.[Me’âlimu’s-Sunen, II, 366.]
Bu konudaki Hanefî ulemâsının görüşünü Bezlu’l-mechûd sahibi de Hidâye’den naklen şöyle anlatıyor: “Kim bir deveye veya sığıra nafile, nezir veya ceza kurbanı olmak üzere gerdanlık takar ve hac niyetiyle onunla birlikte yola çıkacak Jolursa? o andan itibaren ihrama girmiş sayılır. Çünkü Beyt-i Şerife kurbanlık göndermek telbiye anlamına gelir. Telbiyeyi ise, ancak hacca veya umreye niyet eden kimse getirir. Bilindiği gibi telbiye icabet izharında bulunmak demektir. İcabet izharında bulunmak, dil ile olabileceği gibi fiil ile de olabilir. Fiil veya kavi ile birlikte niyette bulunacak olursa ihrama girilmiş olur. Niyetin söz veya fiil ile birlikte bulunması şartı, ihramın özelliklerindendir.” İbnu’l-Hümâm Hidâye yazarının sözünü açıklarken şunları söylüyor: “Beyt-i Şerife kurbanlık sevk eden bir kimsenin ihrama girmiş sayılabilmesi için şu üç şartın bulunması gerekir: 1. Hac veya umre ibâdeti için niyet etmiş olmak, 2. Kurbanlıkla birlikte hac için yola çıkmış olmak. 3. Kurbanlığın boynuna gerdanlık takmak.”[Bezlu’l-mechûd, 351.]
Netice olarak Hanefî mezhebine göre bir kimse sadece Beyt-i Şerife kurbanlık göndermekle ihrama girmiş sayılmaz. Bu hadisle ilgili görüşler 1757 numaralı hadisin şerhinde ayrıntılı olarak zikredilmiş bulunmaktadır.
Hadis Ansiklopedisi Trke Hadis Kaynaklar