Sünen-i Ebu Davud – SÜNEN EBU DAVUD

SÜNEN EBU DAVUD

SÜNEN EBU DAVUD

SAVM BAHSİ

17. Sahurun Vakti

Semûre b. Cündüb (r.a.) cemaat’e hitâb ederken, “Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu” demiştir: “Bîlâl’in ezanı da, etrafa genişlemesine yayılmadıkça ufkun şu şekildeki beyazlığıda sizi sahur yemeği yemekten alıkoymasın.”

İzah:

Buhârî, ezan, savm; Müslim, sıyâm; İbn Mâce, sıyâm; Tirmizî, savm; Ahmed b. Hanbel, I, 386, 392, 435; Darekûtnî, Sünen, II, 166.

Hadîs-i şeriften anladığımıza göre; Hz. Peygamber müslümanlara, Bilâl ezan okudu diye veya fechr-i kâzib denilen, yukarıdan aşağıya doğru inen aydınlık ufukta görüldü diye yemeyi içmeyi kesmemelerini, sahur vaktinin fecir yayılıncaya kadar devam ettiği­ni bildirmiştir. Çünkü Hz. Bilâl geceyi ibâdetle geçirenlerin istirahate çe­kilmelerini, uyumakta olanların da ibâdete kalkmalarını te’mîn için erken­ce ezan okurdu.

Rasûlullah (s.a.v.)’ın “ufkun şöyle olan beyazlığı” sözü, fecr-i kâzibî tarif etmektedir. “Ufuk yayılıncaya kadar” sözünden maksad da fecr-i sâdıktır. Nitekim, Müslim’in ve Nesâî’nin çeşitli rivayetlerinde ve Ebû Da­vud’un bundan sonra gelecek olan rivayetinde râviler bu durumu elleri ile tarif etmişlerdir. Dârekutnî’nin ashâb-x kiramdan Abdurrahman b. Âi-şe’den yaptığı rivayette, fecr-i sâdık ve fecr-i kâzıb şu şekilde tarif edilmiştir:

“Fecir ikidir. (Birincisi) Gökyüzünde uzunlamasına (dikeye olandır ki O,) sabura mâni değildir. O fecirde, sabah namazı da kılınmaz. Fecir genişlemesine yayıldığı zaman ise, (ikincisidir ve bunda) yemek haramdır. Artık sabah namazı da kıl.”[Dârekutnî, Sünen, II, 165.]

Dârekutnî bir başka rivayetinde de yukarıdaki manâyı bizzat Hz. Peygamber’den nakletmiştir. Bu rivayete göre; Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyur­muştur:

“Onlar iki fecirdir. Kurt kuyruğu gibi (yukarıdan aşağıya) olanı yar ya işte o hiçbir şeyi helâl da etmez, haram da. Ama, ufkun genişliğine uzananında sabah namazı helâl olur, yemek de haram olur.”[Dârekutnî, Sünen, II, 165.]

Bu rivayetlerden de açıkça anlaşıldığı üzere, gece yarısından sonra güneşin doğduğu istikâmette iki defa beyazlık belirir. Bunlardan ilki, kurt kuyruğu gibi yukarıdan aşağıya doğru uzanır. Buna fecr-i kâzib (yalancı fecir) denilir. Sabah namazının girmesinde ve imsak vaktinin sona erme­sinde bu fecrin hiçbir fonksiyonu yoktur. İkinci beyazlık ise, ufku baştan başa genişlemesine kaplayan beyazlıktır. Buna da; fecr-i sâdık (sahici fe­cir) denilir. Bu fecrin doğması ile yemek içmek sona ermiş, sabah namazı­nın vakti girmiş demektir.

Check Also

Sünen-i Ebu Davud – SÜNEN EBU DAVUD

SÜNEN EBU DAVUD