bn Mace – Hadis 2128

SÜNEN İBN-İ MACE KİTABU’L-KEFFARAT <<2128>> DEVAM: 17- BİR ADAK ADAYIP TA ADAĞINıN NE OLDUĞUNU BELİRTMEYEN KİMSENİN (ADAMASININ HÜKMÜNÜ BEYAN EDEN HADiSLER) BABI

حَدَّثَنَا هشام بن عمار. حَدَّثَنَا عبد الملك بن مُحَمَّد الصنعاني. حَدَّثَنَا خارجة بن مصعب عن بكير بن عبد اللَّه بن الأشج، عن كريب، عن ابن عباس،

– عن النَّبِيّ صَلَى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَم قَالَ: ((من نذر نذرا ولم يسمه فكفارته يمين. ومن نذر نذرا لم يطقه فكفارته يمين.

ومن نذر نذرا أطاقه فليف به)).

İbn-i Abbas (r.a.)’den rivayet edildiğine göre Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur: «Kim bir adak adayıp da onu belirtmezse, o adağın keffareti bir yemin keffaretidir. Kim gücünün yetmediği bir adak adarsa bunun keffareti de bir yemin keffaretidir. Kim gücü dahilinde bir adak adarsa onu yerine getirsin.» Diğer tahric: Ebu Davud AÇIKLAMA:Bazı rivayetlerde hadisin: ”ve O adağı tayin etmezse” cümlesi yoktur. Tuhfe yazarı Ukbe (r.a.)’ın hadisinin açıklaması bölümünde şöyle der: “Adağın tayin edilmemesi şöyle olur: Mesela; Adam: Ben bir adak adadım veya: Bir adak benim üzerimde olsun, der ve bunun oruç mu, yoksa bir şey mi olduğunu belirtmez. İşte böyle bir nezrin kefareti bir yemin kefaretidir. Bu hadis, kefaretin belirsiz nezre ait olduğunun delilidir. Müslim’in rivayetinde yukardaki cümle yoktur. Nevevi bu hadisin şerhinde: “Alimler bu hadisten kasdedilen mana hakkında ihtilaf etmişlerdir. Arkadaşlarımızın cumhuru bu hadisi Lücac denilen adak nev’ine yorumlamışlardır. (Lücac nezri, öfke veya münakaşa halinde yapılan nezirdir.) Böyle bir adamada bulunan şahıs serbesttir, dilerse adağını yerine getirir, dilerse bunu yerine getirmez de bir yemin kefaretini öder. Malik ve alimlerden çok kimse veya alimlerin çoğu bu hadisi mutlak nezre (Yani tayin edilmeyen nezre) yorumlamışlardır. Yani: Üzerime bir adak olsun, gibi belirsiz adak adayana aittir. Hadis fıkıhçılarından bir cemaat da bunun, bütün nezir türlerini kapsadığını kabul etmiş ve: Kişi ettiği bütün nezirlerde serbesttir, dilerse bunun yerine bir yemin kefaretini öder, demiştir.” Müslim’deki hadis metni şöyledir: ”Nezrin kefareti, yemin kefaretidir .” Nevevi. Müslim’deki rivayeti dikkate alarak bu görüşü benimsemiş olabilir. Şevkani ise şöyle der: Zahir olan yorum Müslim’deki rivayeti tayin edilmemiş olan adak türüne has kılmaktır. Çünkü Müslim’deki rivayet mutlaktır. Diğer bazı rivayetler, tayin edilmeyen adakla kayıtlıdır, mutlak olan rivayeti kayıtlı olan rivayete göre yorumlamak vacibtir. Tayin edilen adaklara gelince, eğer adayanın gücünün dışında kalan bir ibadet ise, onun yerine bir yemin kefareti ödenir. Şayet adayanın gücü dahilinde bir ibadet ise bunu yerine getirmek gerekir. O ibadet mali olsun, bedeni olsun fark yoktur. Eğer yapılan adak bir günah işlemek ise, böyle bir nezir sahih değildir ve bunun yerine kefaret ödemek de gerekmez. O günahın işlenemiyeceği de malumdur. Eğer nezredilen şey mübah bir iş olup adayanın gücünün yettiği bir iş ise, zahir olan hüküm bu tür nezrin muteber sayılması ve yerine getirilmediği takdirde kefaretin ödenmesinin gerekliliğidir. Çünkü yaya olarak Ka’be’ye gitmeyi adayan kadın hakkında varid olan hadislerde bunun ifası emredilmiştir. Şayet adanan mübah şey. adayanın gücü dışında bir şey ise. yine bir yemin kefaretinin ödenmesi gerekir. İbn-i Abbas (r.a.)’ın 2128 nolu) hadisi buna delalet eder. Sahih hadislerden istifade edilen hükümlerin hulasası budur, demiştir.” —Tubfe’den nakil burada bitti.— Avnü’l-Mabud yazarı da Nevevi ve Şevkani’nin yukardaki sözlerini naklettikten sonra Şevkani’nin yorumunun güzel olduğunu söylemiştir. İbn-i Abbas (r.a.)’ın hadisini Ebu Davud da rivayet etmiştir. Bu hadisle ilgili izah Şevkani’nin yukardaki sözünden anlaşıldığı için buna eklenecek bir şey yoktur, denilebilir. SONRAKİ

Check Also

İbn Mace – Hadis 0421

← İbn Mace - Hadis 0059İbn Mace – Hadis 0421SÜNEN İBN-İ MACE TAHARE <<421>> ((48)) …

Nesai Kübra – 2128

← 309Nesai Kübra – 21282129 →
Vahiy Katipleri

NESAİ SÜNEN-İ KÜBRA FEDAİLİ’L-KUR’AN <<2128>>

باب ذكر كاتب الوحي

8- Vahiy Katipleri

أخبرنا الهيثم بن أيوب قال حدثني إبراهيم يعني بن سعد قال ثنا بن شهاب عن عبيد بن السباق عن زيد بن ثابت قال أرسل إلي أبو بكر مقتل أهل اليمامة فأتيته وعنده عمر فقال إن عمر أتاني فقال إن القتل استحر يوم اليمامة بقراء القرآن وإني أرى أن تأمر بجمع القرآن فقلت كيف أفعل شيئا لم يفعله رسول الله صلى الله عليه وسلم فقال عمر هو والله خير فلم يزل يراجعني حتى شرح الله صدري للذي شرح له صدر عمر ثم قال إنك غلام شاب عاقل لا نتهمك قد كنت تكتب الوحي لرسول الله صلى الله عليه وسلم فتتبع القرآن فاجمعه فقلت كيف تفعلان شيئا لم يفعله رسول الله صلى الله عليه وسلم فقال أبو بكر هو والله خير فلم يزل يراجعني حتى شرح الله صدري للذي شرح له صدر أبي بكر وعمر والله لو كلفاني نقل جبل من الجبال ما كان أثقل علي من الذي كلفاني ثم تتبعت القرآن أجمعه من العسب والرقاع والصحف وصدور الرجال

[-:7941:-]Zeyd b. Sabit anlatıyor: Hz.’ Ebu Bekrı Yemamelilerin öldürülmeleri üzerine bana adam göndermişti. Gittiğimde Hz. Ömer’i onun yanında buldum. Hz. Ebu Bekr şöyle dedi: “Bu iş valiahi hayırlıdır” karşılığını verdi. Ömer bu konuda konuşmaya devam etti. Neticede Allah, Ömer’in gönlünü açtığı konuda benim gönlümü açtı ve ben de Ömer’in görüşüne uydum. Zeyd şöyle dedi: Hz. Ebu Bekr: “Bu iş valiahi hayırlı bir iştir” dedi. Hz. Ebu Bekr bu konuda konuşmaya devam etti ve neticede Hz. Ebu Bekr ve Hz. Ömer’in gönlünü açtığı şeye Allah benim gönlümü de açtı. Valiahi! Eğer dağlardan birini taşımamı isteselerdi, bana yükledikleri bu görevden daha ağır gelmezdi. Sonra Kur’an’ı hurma ağacı kabuklarından, deri parçalarından, kağıtlardan ve hafızların göğüslerinden araştırmaya başladım. 7948, 8230’da tekrar gelecek. – Tuhfe: 5408 Diğer tahric: Buhari (4679, 4986, 4989, 7191, 7425); Tirmizi (3103); Ahmed, Müsned (21644); İbn Hibban (4506, 4507).

ذكر قراء القرآن

أخبرنا إسماعيل بن مسعود قال ثنا خالد عن شعبة عن عمرو بن مرة قال سمعت إبراهيم يحدث عن مسروق قال ذكر عبد الله بن مسعود عند عبد الله بن عمرو فقال ذلك رجل لا أزال أحبه بعدما سمعت رسول الله صلى الله عليه وسلم يقول استقرئوا من أربعة عبد الله وسالم مولى أبي حذيفة قال شعبة بدأ بهذين وأبي بن كعب ومعاذ بن جبل قال لا أدري بأيهما بدأ

[-:7942:-]Mesruk bildiriyor: Abdullah b. Amr’ın yanında, Abdullah b. Mes’ud’dan bahsedilince şöyle dedi: Bu adamı Resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’in onun için: “Kur’an’ı şu dört kişiden öğreniniz: Abdullah, Ebu Huzeyfe’nin azatlısı Salim” –Şu’be der ki: ilk önce bu iki kişiyi söyledi– “Ubey b. Ka’b ve Muaz b. Cebel” dediği günden bu yana seviyorum. Allah’ın Resulü (sallallahu aleyhi ve sellem) hangisinin adını önce söyledi bilmiyorum. 7947, 8172, 8184, 8202, 8221, 8222’de tekrar gelecek. – Tuhfe: 8932 Diğer tahric: Buhari (3758, 3’760, 3806, 3808, 4999); Müslim 2464 (116, 117, 118); Tirmizi (3810); Ahmed, Müsned (6523); İbn Hibban (736, 7122, 7128).

أخبرنا إسحاق بن إبراهيم قال أنا عبدة قال ثنا الأعمش عن شقيق عن عبد الله قال لقد قرأت على رسول الله صلى الله عليه وسلم بضعا وسبعين سورة وقد علم أصحاب رسول الله صلى الله عليه وسلم أني أعلمهم بكتاب الله ولو أعلم أن أحدا أعلم به مني لرحلت إليه قال شقيق فجلست في حلق أصحاب رسول الله صلى الله عليه وسلم فما سمعت أحدا يعيب ذلك ولا يرده

Şakik der ki: “Resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’in ashabının ders halkalarında oturdum, Abdullah’ın bu sözünü ayıplayan veya reddeden birini görmedim.” 9278, 9279 da tekrar gelecek. – Tuhfe: 9257 Diğer tahric: Buhari (5000); Müslim 2462 (114); Ahmed, Müsned (3906) İbn Hibban (7064).

أخبرنا محمد بن يحيى بن أيوب قال ثنا سليمان بن عامر قال سمعت الربيع بن أنس يقول قرأت القرآن على أبي العالية وقرأ أبو العالية على أبي قال وقال أبي قال لي رسول الله صلى الله عليه وسلم أمرت أن أقرئك القرآن قال قلت أو ذكرت هناك قال نعم فبكى أبي قال فلا أدري أبشوق أو بخوف

[-:7944:-]Rabi b. Enes der ki: Ebu’l-Aliye’ye Kur’an okudum, o da Ubeyy’e okudu. Ubey şöyle dedi: “Resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem): “Bana, Kur’an’ı sana okutmam emredildi” buyurdu. Ben: “Orada zikredildim mi?” diye sorunca, Allah’ın Resulü (sallallahu aleyhi ve sellem): “Evet” karşılığını verdi. Ubeyy ağladı, ama sevinçten mi yoksa korkudan mı bilmiyorum. 8182 de tekrar gelecek. – Tuhfe: 17 Diğer tahric: Tirmizi (3793, 3898); Ahmed, Müsned (21202); TaM.vi, Şerh Müşkili’l-Asar (3620, 3621).

حدثنا إسحاق بن إبراهيم قال ثنا عبد الرزاق قال ثنا معمر عن قتادة عن أنس أن رسول الله صلى الله عليه وسلم قال لأبي إن ربي أمرني أن أعرض عليك القرآن قال أوسماني لك قال رسول الله صلى الله عليه وسلم نعم فبكى أبي

8181, 11627 de tekrar gelecek. – Tuhfe: 1349 Diğer tahric: Buhari (3809, 4959, 4960, 4961); Müslim 799 (245,246); Tirmizi (3792); Ahmed, Müsned (12320); Tahavi, Şerh Müşkili’l-Asar (5588); İbn Hibbin (7144).

ذكر الأربعة الذين جمعوا القرآن على عهد رسول الله صلى الله عليه وسلم

أخبرنا إسحاق بن إبراهيم قال ثنا عبد الله بن إدريس قال ثنا شعبة وأخبرنا محمد بن بشار قال ثنا يحيى عن شعبة عن قتادة عن أنس قال جمع القرآن على عهد رسول الله صلى الله عليه وسلم أربعة كلهم قال محمد من الأنصار أبي بن كعب ومعاذ بن جبل وزيد وأبو زيد قلت من أبو زيد قال أحد عمومتي

Katade der ki: “Ebu Zeyd kimdir” diye sorunca: “Amcalarımdan biri” cevabını verdi. 8228 de tekrar gelecek. – Tuhfe: 1248 Diğer tahric: Buhari (3810, 5003, 5004); Müslim 2465 (119, 120); Tirmizi (3794); Ahmed, Müsned (13441); İbn Hibban (7130).

أخبرنا بشر بن خالد قال أنا غندر عن شعبة عن سليمان قال سمعت أبا وائل عن مسروق عن عبد الله بن عمرو عن النبي صلى الله عليه وسلم قال استقرئوا القرآن من أربعة من عبد الله بن مسعود وسالم مولى أبي حذيفة ومعاذ بن جبل وأبي بن كعب

Tuhfe: 8932 Diğer tahric: Buhari (3758, 3760, 3806, 3808, 4999); Müslim 2464 (116, 117, 118); Tirmizi (3810); Ahmed, Müsned (6523); İbn Hibban (736, 7122, 7128).

← 309Nesai Kübra – 21282129 →

Check Also

Nesai Kübra – 2684

"Senin Elinde Yapacak Bir Şey Yok ... " (AI-i imran 128)

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir